"Tarih, sadece kılıçla değil, onurla kapanan her dükkânın kapısına yazılır."
MİLLETİN YÜREĞİNDEN KOPAN SES: KİMLİĞİ VE YUVASI
Nevzat Yılmaz... Bu isim, Adana’nın en çetin günlerinde, inanç ve cesaretin destanını yazan bir kahramana aittir. O, bu topraklara Adana’nın Karaisalı ilçesindeki Körüklü Köyü’nde gözlerini açtı. Hayatı boyunca alın teriyle geçinen, halkın içinden çıkan bir yiğitti.
Onun hikâyesi, henüz 25 yaşında başlamış ve tam da baharında, en görkemli anında tamamlanmıştır. Nevzat Yılmaz evliydi, yüreğinde iki çocuğunun sevgisini taşıyordu. O, bir berberdi; eli makas tutan, insanlarla güler yüzle selamlaşan, mütevazı bir esnaf. Ancak O’nun mesleği, o zorlu yıllarda sadece bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda ideallerinden vazgeçmeyişinin de sarsılmaz bir simgesiydi.
ATEŞ ÇEMBERİNDE BİR DİRENİŞ: ADANMIŞLIK VE DURUŞ
1980 yılı Adana’sı, sıradan bir şehir değil, ideolojik çatışmaların kanlı bir sahnesiydi. Nevzat Yılmaz, dükkânını Adana’nın en tehlikeli noktalarından birinde, Meydan Mahallesi’nde işletme cesaretini gösterdi. Zira burası, komünist militanların kendilerine “kurtarılmış bölge” ilan ettiği, devletin varlığının bile zor hissedildiği bir bölgeydi.
Birçokları inançları uğruna bu ateş çemberinden kaçarken, Nevzat Yılmaz yerinden ayrılmadı. O, ailesinin rızkını kazanmak ve ideallerinin bayrağını en riskli mahallede bile dik tutmak için direndi. O’nun her sabah açtığı dükkân, karanlığa karşı yakılan bir meşale, baskıya karşı bir meydan okumaydı. O’nun berber tezgâhı, bir cephe hattıydı.
SON DEFA KAPANAN KAPI: O KARANLIK AKŞAM
25 Ağustos 1980. Gün, Adana semalarında yerini gölgelere bırakmıştı. Saatler 21.00’i gösterirken, Nevzat Yılmaz dükkânının kapısını kapatmaya hazırlanıyordu. Gündelik yaşamın en basit eylemi olan dükkân kapama anı, O’nun için bir pusuya dönüştü.
İnancından taviz vermeyişini hazmedemeyen, gölgelerden beslenen bir komünist militan tarafından alçakça hedef alındı. Nevzat Yılmaz, dükkânının eşiğinde, davası uğruna son kurşunlara hedef oldu. Bu, sadece bir esnafa yapılan saldırı değildi; bu, milli duruşa ve inanca sıkılan bir kurşundu.
Ağır yaralıydı. Yaşamının baharında, 25 yaşının tüm umutları O’nunla birlikte kan kaybetti.
ŞEHADETİ VE MİRASI
Hain saldırının ardından derhal hastaneye kaldırılmasına rağmen, bu cesur esnafın hayat mücadelesi kısa sürdü. Nevzat Yılmaz, o karanlık gecenin sonunda kurtarılamadı ve 25 Ağustos 1980 tarihinde şehitlik mertebesine yükseldi.
O, Adana’da, komünist militanların "Bizim" dediği bir mahallede, inancının bedelini canıyla ödedi. Evli ve iki çocuk babası olan Nevzat Yılmaz, zorlu bir coğrafyada onurlu bir hayat sürdürdü ve fedakârlığı ile ülkücü hareketin şehitler kervanına adını altın harflerle yazdırdı. O’nun dökülen kanı, korkaklığa değil, vatan sevgisinin ne kadar büyük bir bedel istediğine tanıklık eden ebedi bir imzadır.
"Nevzat Yılmaz, karanlığın ortasında dükkânını kapatırken, aslında bir milletin geleceğini açmıştır."