"Kimi hayatlar, doğdukları toprakların kaderini değiştirmek için bir adak olarak sunulur. Hamit Fendoğlu’nun hikâyesi, Malatya’nın yüreğinde yazılmış, ihanetle mühürlenmiş destandır."
KİMLİĞİ VE YÜREĞİNİN ATEŞİ
Anadolu’nun kalbi, 1919 yılının zorlu nefesinde, Malatya’nın Bulgurlu Köyü’nde bir yiğidi dünyaya getirdi. O, sadece bir köylü çocuğu değildi; o, Malatya’nın ve milletinin geleceğine adanmış bir ruh, bir Türk Milliyetçisi’ydi. Gençliğinde dahi Orta öğrenimini tamamladığı şehirde enerjisi, kararlılığı ve çelikten duruşuyla tanındı. İşte bu yüzden ona “Hamido” lakabı takıldı; hareketiyle, duruşuyla nam salan, sözünün eri bir liderdi o.
ADANMIŞLIĞI VE SİYASİ YÜRÜYÜŞÜNÜN ZAFERİ
Hamido, daha 1950 yılında, Demokrat Partinin saflarında halkın iradesi için mücadeleye atılarak, yaşamının siyasetin zorlu dehlizlerinde geçeceğinin işaretini vermişti. Ancak onun en büyük, en destansı mücadelesi 1977 yılında gerçekleşti. Malatya, 54 yıl süren kesintisiz bir siyasi dönemin ağırlığı altındaydı. Hamido, bu yarım asırlık zinciri kırmaya ant içti.
11 Aralık 1977 Mahalli seçimlerinde, tüm sağ partilerin desteğini arkasına alarak bağımsız bir aday olarak Malatya Belediye Başkanlığına yürüdü. Bu, sadece bir seçim yarışı değil, bir irade savaşıydı. Hamido, dimdik duruşu ve halkına olan sarsılmaz inancıyla, 54 yıldır süregelen CHP Belediye Başkanlığına görkemli bir son verdi. O artık Malatya’nın başkanıydı; adaletin, milliyetin ve cesaretin temsilcisiydi.
O KARANLIK GÜN VE SON ADIMI
Bir kahramanın yükselişi, daima karanlık güçlerin hedefi olur. Hamit Fendoğlu, makam odasında değil, ailesinin sıcaklığının sığınağı olan evindeydi. Hainlik, kahramanların karşısına kılıçla çıkmaz; en masum kanalları kullanır. O karanlık günde, posta yoluyla gelen bir paket, alçakça bir tuzağın habercisiydi.
Hamido, belki de görevi gereği gelen bir evrakı ya da halktan birinin mesajını bekliyordu. Ancak paket, umut değil, ölüm taşıyordu.
İHANET VE EBEDİ ŞEHADETİ
O paketi açtığı an, sadece bir bombanın patlaması değildi; bir davanın ihanetle vuruluşuydu. Gümbürtü Malatya’yı sarstı, ancak bu ses, Hamido’nun kararlılığını asla susturamadı.
17 Nisan 1978... Malatya’da, Belediye Başkanının evinde gerçekleşen bu menfur patlama, sadece bir lideri hedef almadı. Hainler, onun geleceğini, neslini ve yuvasını da yok etmek istediler. Hamit Fendoğlu, o dehşet anında, gelini ve iki masum torunuyla birlikte parçalanarak şehadet mertebesine yükseldi.
Hamido, liderlik ettiği topraklar için canını feda etti. O, siyasi zaferini taçlandıracak uzun bir ömür süremese de, Malatya’nın hafızasına kazınan fedakarlığı ve ailesiyle birlikte verdiği bu en büyük bedel, onun Ülkücü Şehit olarak sonsuzluğa yürüyüşünün destansı belgesi oldu.
"Bir kahramanın canı alınabilir, ancak yaktığı meşale, hainliğin en karanlık postasıyla dahi söndürülemez; Hamido, ailesiyle birlikte, Malatya'nın göğüne yazılmış bir yemin olarak kalacaktır."