"Bir kahramanın ömrü, takvim yapraklarıyla değil; inancının çelikten duruşuyla ölçülür."
KİMLİĞİ VE EBEDİ YEMİNİ
Malatya'nın Hekimhan topraklarında yeşeren bir fidandı o; adı Murat Menteş. Hayatının baharında, henüz 23 yaşındayken, davasına adanmışlığın en yüksek bedelini ödedi. Ailesinin ocağındaki tek erkek evlattı, omuzlarında büyük bir sorumluluk taşıyordu. Henüz gençliğinin doruğundayken, babası Hakk’a yürümüş; arkasında annesi ve kız kardeşleri kalmıştı. Onun fedakârlığı sadece bir millet sevdası değil, aynı zamanda ailesini ardında bırakan kutsal bir göreve yürüyüştü.
ADANMIŞ BİR ÖMRÜN KISA DESTANI
Murat Menteş, sadece bir öğrenci değildi; o, ülkücü hareketin geleceğiydi. Çocukluk yaşlarında tanıştığı Ülkü Ocakları yolundan asla sapmadı, bu kutlu yolda kararlılıkla yürüdü. Çanakkale Eğitim Enstitüsü'nden henüz yeni mezun olmuştu; ilmî birikimini memleketine hizmet için kullanmaya hazırdı. Aynı zamanda disiplinin ve azmin simgesiydi; Malatya Boks Takımı’nın 57 kilo elemanlarındandı. Bu, onun sadece fikren değil, ruhen de mücadeleye ne kadar hazır olduğunun bir göstergesiydi. Yüksek öğrenimi sırasında dahi boş durmadı; Ülkü Ocakları Derneği Malatya Şubesi yönetiminde aktif görev alarak, inandığı değerler uğruna cephede en önde durmayı seçti.
ORUÇLU BİR YÜREK: SON YÜRÜYÜŞ
Takvimler 23 Ağustos 1978’i gösteriyordu. Mübarek Ramazan ayının manevi huzuru tüm şehri sarmışken, Murat Menteş oruçlu bir şekilde çarşıdan evine doğru dönüyordu. Bu, sıradan bir geri dönüş değildi; bu, adanmış bir ruhun son yolculuğuydu. Karanlık zihniyetlerin gölgesi, Malatya'nın kalbine düşmüştü. İnönü Çarşısı’nda, devletin gücünü temsil eden Hükûmet Binası’nın hemen önünde, kin ve nefretle bilenmiş komünist militanlar pusu kurmuştu.
O KARANLIK GÜNÜN ZAMANSIZ VURULUŞU
Murat Menteş, hayatı pahasına savunduğu vatan aşkını, kalbinden taşıyordu. Ve o karanlık eller, onun en kutsal noktasına nişan aldı. Tek bir kurşun... O kurşun, 23 yaşındaki bir fidanı devirmekle kalmadı, bir anneye ve kız kardeşlere büyük bir yalnızlığı miras bıraktı. Oruçlu bir halde şehadete yürüyen Murat Menteş, İnönü Çarşısı’nda, Hükûmet Binası'nın önünde, kalbinden aldığı tek kurşunla ebediyete yükseldi. Onun kanı, ideallere sadakatin mührü oldu.
BİNLERCE KİŞİLİK SESSİZ HAYKIRIŞ
Cenazesi Malatya Devlet Hastahanesi’ne kaldırıldığında, şehir derin bir yasa büründü. Ertesi sabah yapılan cenaze töreni, sadece bir veda değil, kahramanlığa duyulan inancın gösterisiydi. Malatya'da, cenazenin geçtiği tüm yollar kapandı. İnsanlar, akın akın, sel gibi Murat Menteş’in arkasından aktı. Binlerce insan, sessiz ama gür bir haykırışla, davasını sonsuza dek yaşatacaklarına dair yemin etti. O gün şehit düşen yalnızca bir can değildi; onun fedakârlığı, binlerce yürekte yeniden doğdu ve bir destan haline geldi.
"Tek bir kurşun, bir bedeni durdurabilir; ancak kahramanın adanmışlığı, bir milleti sonsuza dek yürütür."