"Rızkımız dahi olsa, davamızdan dönmeyiz. Çünkü bu vatan, bakkal tezgahının ardında dahi olsa, cesaret ister."
ÇELİKTEN MİRAS VE AİLE YUVASI
Onun adı Cabbar Güler’di. Adana’nın Karaisalı ilçesine bağlı Yazbaşı köyünden doğmuş, hayatını Denizli mahallesinde, alın teriyle kurduğu bakkal dükkanında sürdüren 42 yıllık bir vatanseverdi. O, sadece bir esnaf değildi; o, yedi evladın babası, bir ailenin sarsılmaz direğiydi. Sırtında hem ailesinin geçim yükünü hem de milletinin davasını taşıyordu. O yıllar ki, gökyüzü dahi zorbalığın gölgesi altındaydı, fakat Cabbar Güler, rızkını bakkallık yaparak kazanırken dahi inancından asla taviz vermedi.
YILMAYAN DİRENİŞ VE ADANMIŞLIK YEMİNİ
Cabbar Güler’in hayatı, sıradan bir hayat olmaktan çok uzaktı. O, MHP Adana Merkez İlçe teşkilatının kararlı bir üyesiydi ve bu duruşu, onu karanlık güçlerin hedefi haline getirmişti. Kendi evi, yurdu, defalarca saldırıya uğramış, adeta bir cepheye dönmüştü. Yetmedi; o zorlu dönemde, sadece düşmanın değil, devletin bazı odaklarının baskısıyla da yüzleşmek zorunda kaldı; polis tarafından baskıya tutulmuştu. Ancak o, tüm bu kuşatma altında bile geri adım atmadı, ne davasından vazgeçti ne de dükkanının kapısını kapatıp sığındı. Onun duruşu, bir esnafın tezgahının, bir ülkücünün kalesi olabileceğinin en büyük ispatıydı.
O SON BİSMİLLAH: 20 AĞUSTOS 1979
Takvimler 20 Ağustos 1979’u gösterdiğinde, Adana’da güneş her zamanki gibi doğuyordu; ama Cabbar Güler için bu, ahirete yürüyüşün sabahıydı. Sabahın erken saatlerinde, henüz mahalle derin uykudayken, evinden çıktı. Her zamanki gibi, besmele çekerek dükkanının kilidini açtı. Saat 07.00’ye yaklaşıyordu. O an, bir bakkalın rızkını kazanma telaşı içindeki saniyeler, destansı bir fedakarlığın başlangıcı oldu.
TEZGAH BAŞINDAKİ KAHRAMANLIK
Karanlık zihniyet, sinsi bir planla kapıdan içeri girdi. Müşteri kılığında gelen iki devrimci solcu-komünist militan, Cabbar Güler’in namuslu tezgahını kirletmek üzereydi. Dostluk maskesi ardında gizlenen silahlar, ülküdaşımıza doğru doğrultulup ateşlendi.
Tam dört kurşun, Cabbar Güler’in bedenine isabet etti. Ancak o an, esnaf Cabbar değil, destan yazan bir kahraman ayağa kalktı. Aldığı ağır yaralara rağmen, can düşmanlarına karşı direndi, var gücüyle onlarla mücadele etti. O, ne dükkanını ne de vatanını kolay lokma yapmayacaktı.
Fakat kurşunların soğuk ihaneti, nihayetinde bir babanın ve bir ülkücünün takatini kesti. Yiğit Cabbar Güler, canını feda ettiği dükkanının tezgahının dibine yığılıp kaldı. O gün, sadece bir esnaf şehit edilmedi; bir kararlılık abidesi, kendi kalesinde son nefesini verdi.
SONSUZLUĞA UĞURLANIŞ
Şehit Cabbar Güler, mücadelesini verdiği Adana topraklarında, Karaisalı Yazıcıbaşı mezarlığında toprağa verildi. Geride, davasının ve kahramanlığının gölgesinde büyüyen yedi yetim bıraktı. O, basit bir esnaf olarak yaşadı, ancak vatanı ve davası uğruna verdiği direnişle, adı tarihin onur sayfalarına Cabbar, yani güçlü ve kudretli bir kahraman olarak yazıldı.
"Esnafın rızkı, babanın duası ve ülkücünün yemini, onu toprağa değil, milletin kalbine gömmüştür."