EKİM AYI ŞEHİTLERİ | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HALİL YAVUZ 27 EKİM 1976 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ İRFAN GÜVERCİN 27 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÖMER FARUK ÖZKAN 27 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AZİZ(ABDULAZİZ) KARABAĞ 27 EKİM 1992 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MEHMET YİĞİT 28 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HALİS ÖZTÜRK 28 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MEHMET KURNAZ 29 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MEHMET SALİH GÜÇLÜ 30 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ŞENER KAMİL ÖZTÜRK 30 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HÜSEYİN ÇELİK 31 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİŞÜKRÜ HOŞCAN 31 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MUSTAFA HAYAT 31 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ SEZAİ GÜNDOĞDU 1 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HASAN ALEMLİOĞLU 1 EKİM 1981 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ALAATTİN GÜNDÜZ 2 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AHMET ÇELİK 2 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ CİHAN BUDAK 2 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MEHMET METİN OLGAÇ 3 EKİM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ RECEP HAŞATLI 3 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MUSTAFA HAŞATLI 3 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HÜSNÜ TEPE 3 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ADNAN ÇETİN 3 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ BAYRAM BULUT 4 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ TAHİR FİDAN TEK 4 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HALİL BAYBARS 5 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ SEZAİ GÜNGÖR 5 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AHMET YOLAÇ 5 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HABİB DURMUŞ 5 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ NURETTİN DURMUŞ 5 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MUSTAFA AYDIN 6 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AKIN ATALAY 7 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ KEMALETTİN GÜÇLÜ 7 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ŞERAFETTİN AKBAŞ 7 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ARSLAN BAYSAL 8 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ YUSUF YEKELER 8 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ CEVAT ŞAHİN 8 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MUSTAFA PEHLİVANOĞLU 8 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ KAMİL SUNCAK 9 EKİM 1976 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ALİ ÜREN 10 EKİM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ TAHİR ÖZYAZGAN 10 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ SÜLEYMAN TÜMAY 10 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ KEMAL TAŞÇIOĞLU 11 EKİM 1975 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HASAN SARIKAYA 11 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ TACETTİN KÖSRETAŞ 11 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ CELAL DEMİR 11 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ SELAMİ DURMUŞ 11 EKİM 1981 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ADNAN ÜNVER 11 EKİM 1995 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AHMET PEKTAŞ 11 EKİM 1995 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ZEKİ ŞİRELİ 12 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MEHMET SALİH DURMAZ 13 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MESUT YERGİN 14 EKİM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ KEMAL ÖZDEMİR 14 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MUSTAFA İŞLER 15 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AHMET TOPAL 16 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HASAN ELALDI 16 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MUSTAFA BARAN 16 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AHMET ALİ ÖZKAN 16 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ BAYRAM BAYRAKTAR 16 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ KEMAL BEŞİKTAŞ 16 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ EROL TÜRKMEN 16 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ TEVFİK SEÇİLMİŞ 17 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HASAN ŞAHİN 17 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MEHMET REMZİ ASLANGÖZ 17 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MİTHAT YAŞAR 17 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ CENGİZ ÖZDEMİR 17 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ BEKİR ÇİFTER 18 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ YILMAZ TAŞKIN 18 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT HALİT AVCI 18 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ŞAHİN EKERBİÇER 18 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ SELAHATTİN FARUK SEVİNÇ 19 EKİM 1976 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ İSMAİL İKİZ 19 EKİM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ERDAL VAHAPOĞLU 19 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ OSMAN AĞAR 19 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HİDAYET SERT 20 EKİM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ YALÇIN BORA 20 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ SEYFİ GÜLER 20 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ABDULKADİR KARAKİMSELİ 20 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ İBRAHİM YARALI 20 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ EROL GOCUK 20 EKİM 1979 | ARSLAN DEMİR 21 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ALİ RIZA BELDÜZ 21 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ERDAL ÇOR 21 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AHMET TEVFİK PAMPAL 22 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ CUMA KARABULUT 22 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HÜSEYİN YAVUZ 22 EKİM 1993 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HİKMET YILDIRIM 23 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ TAMER ÖZDEMİR 24 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT ŞERAFETTİN KARCI 24 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AYHAN İNAL 24 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÖMER ATILGAN 26 EKİM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT MİTHAT BOZKURT 26 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ABDULBAKİ ÖZSİMİTÇİ 26 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT YAŞAR BOSTANCI 26 EKİM 1979 | EKİM AYI ŞEHİTLERİ

TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT İSMET ŞAHİN (IDAM EDILEN ŞEHIT)

TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ  ŞEHİT İSMET ŞAHİN (IDAM EDILEN ŞEHIT)
6 FOTOĞRAF
  • ŞEHİT OLDUĞU TARİH: 20 AĞUSTOS 1987
  • ŞEHİT EDİLDİĞİ YER: İSTANBUL
  • DOĞDUĞU YER: TRABZON-SÜRMENE İLÇESİ
  • MESLEĞİ: İŞÇİ
PAYLAŞ f 𝕏 W

🕊️ RUHUNA FATİHA VE YASİN OKU

Şehidimizin aziz ruhu için aşağıdaki duaları dinleyebilirsiniz.
Başlattığınız an "Okundu" sayısına işlenecektir.

📖
FATİHA SURESİ Şimdiye kadar 4 kişi okudu
📖
YASİN SURESİ Şimdiye kadar 2 kişi okudu
FOTOĞRAF GALERİSİ 5 GÖRSEL
TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ  ŞEHİT İSMET ŞAHİN (IDAM EDILEN ŞEHIT) TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ  ŞEHİT İSMET ŞAHİN (IDAM EDILEN ŞEHIT) TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ  ŞEHİT İSMET ŞAHİN (IDAM EDILEN ŞEHIT) TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ  ŞEHİT İSMET ŞAHİN (IDAM EDILEN ŞEHIT) TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ  ŞEHİT İSMET ŞAHİN (IDAM EDILEN ŞEHIT)

"Geriye dönmek mümkün olmadığında, bir yiğidin tek sığınağı onurudur. O, canını değil, adını lekeleyen iftiraya boyun eğmedi."

KİMLİĞİ VE İLK SÜRGÜN

Karadeniz’in çetin rüzgârlarında, Trabzon’un Sürmene ilçesine bağlı Kahraman köyünde yeşerdi İsmet Şahin’in fidanı. O, vatan toprağının sadık bir evladı, çiftçilikle geçinen, yedi evladı ve yuvası olan, sırtını dayadığı değerlerle ayakta duran bir babaydı. Ancak 1977 yılında, kaderin ağları örüldü ve ülkenin içine düştüğü o büyük keşmekeş, onu istenmeyen bir kan davasının ortasına attı. Artık yuvası Sürmene, hasımları yüzünden bir zindana dönüşmüştü.

İsmet Şahin, ailesini koruma güdüsüyle, bir kahramanın sessiz fedakârlığını gösterdi. Gizlice varını yoğunu sattı. Bir alacakaranlık vakti, çocuklarını ve kardeşi Ömer’i yanına alarak, ardında bıraktığı topraklara son bir kez baktı ve belirsizliğe doğru, Giresun’a göç etti.

ATEŞ ÇEMBERİNDEKİ İMTİHAN

Giresun, o yıllarda Fatsa kadar tehlikeli, kurtarılmış bölgelerin oluşturulduğu, milletin ruhunun sınandığı bir coğrafyaydı. Masumların dahi halk mahkemelerinde yargılandığı, hatta Cuma hutbelerinde komünizm vaazlarının verildiği bir dönemdi.

İsmet Şahin, ailesini yaşatmak için en ağır bedeli ödemek zorundaydı: Kamufle olmak. Fındık bahçelerinde çalışırken, yakalanma tehlikesinden kaçınmak için kendisini manevi dünyasına yabancı olanların arasına attı. Bedeni kurtulmuştu, lakin ruhu zincir altındaydı. Milli ve manevi değerlerini yaşayamamak, onun için bedeni bir yaradan daha ağırdı; için için yanıyordu. Bir Ülkücünün bayrağından uzak kalması, çölde susuz kalmak gibiydi.

Bu dayanılmaz manevi baskı altında, İsmet Şahin yeni bir kaçış yolu aradı. Daha büyük, daha kalabalık, belki de daha az göze batabileceği bir limana; İstanbul’a doğru yola çıktı.

BÜYÜK TUZAK VE ZAN

İstanbul’da, Milliyetçi-Ülkücü kimliği, yedi çocuğunun geçim derdiyle birleşti. O, sadece ailesi için değil, inandığı değerler için de ayakta kalmaya çalışıyordu. Ancak kurtulduğunu sandığı tehlike, oturduğu semtte onu pusuya düşürmüştü. Bir gün, emniyet güçleri ile komünist militanlar arasında kanlı bir çatışma patlak verdi.

Bu karmaşanın, bu kurşun ve barut dumanının ortasında, mukaddesatın bekçisi bir Türk askeri yere yığıldı. Askerimizi vuran meçhuldü. Kaos sona erdiğinde, orada arada kalan İsmet Şahin de olayla ilgili sorumlular arasında emniyete alındı.

Düşman, bu fırsatı kaçırmadı. Hain bir zihin, karanlık bir iftirayı fısıldadı: "İsmet Şahin bizdendir, askeri o vurdu!"

SON DURUŞ: ONURUN BEDELİ

Kahraman İsmet Şahin, bir anda hayatını altüst eden, namusuna sürülen bu ağır zan altında kaldı. O, her şeyi göze almıştı; kaçak yaşamayı, yoksulluğu, ideolojisine yabancı kalmayı... Ama hayatında hiçbir zaman kabul edemeyeceği, ruhunun isyan ettiği tek bir şey vardı: Bir Türk askerini vurmakla itham edilmek.

Bu, onun için ölümden de ağır bir ithamdı. O, yedi evlat sahibi bir baba, onurunu bayrağının gölgesinde saklayan bir Ülkücüydü. Bir askerin kanının eline bulaşması, onun en büyük vicdan azabı, en büyük leke olacaktı. İsmet Şahin, kendisine dayatılan bu yalanı, canının karşılığında dahi kabul etmedi. O an, bir ölüm kalım davası değil, bir namus davası başladı.

İsmet Şahin, sadece varoluşunu değil, sahip olduğu tüm değerleri reddeden bu iftira zincirini kırmak için hayatını ortaya koydu. O, sadece bir çatışmanın ortasında kalmadı; devleşen bir iftiranın hedefi oldu. Ve bu ağır zan, ne yazık ki, onun hayatının son kararını mühürledi.

EBEDİYET

Takvimler 20 Ağustos 1987’yi gösterdiğinde, kahramanlık destanı acı bir sonla noktalandı. İstanbul’da, işlemediği bir suçun, kabul etmediği bir ihanetin bedelini ödedi. O, kurşunlarla değil, zalim bir iftiranın boynuna geçirdiği ilmikle Şehit düştü.

Şehit İsmet Şahin, sadece canını vermedi; o gün, bir Ülkücünün namusunun, en ağır itham karşısında dahi eğilmeyeceğini destanlaştırdı.

"Kimi zaman kurşun değil, iftira öldürür. Ama şehadeti getiren, ölümsüz bir vicdanın son nefeste dahi Hakk’a şahitliğidir."

← Ana Sayfaya Dön