"Bazı hayatlar, sadece yaşadıkları gün sayısıyla değil, uğruna verdikleri son nefesin ağırlığıyla ve adanmışlıklarının büyüklüğüyle ölçülür."
KİMLİĞİ VE BİR YÜREK SESİ
O, sadece bir isim ve tarihten ibaret değildi; o, idealin ete kemiğe bürünmüş haliydi. O, 16 Nisan 1979’da, tüm benliğini adadığı davanın şehidi olarak tarihe yazılan ÜLKÜCÜ ŞEHİT CANİP KUŞÇU’ydu. Yaşadığı toprakların adını dahi bilmesek de (DOĞDUĞU YER: ...), bıraktığı miras, tüm coğrafyayı kucaklayacak kadar büyüktü. Canip Kuşçu, sıradan bir hayat sürmek yerine, Türk Milliyetçiliği davasını kalbine mühürlemiş, tüm varlığını bu kutsal mücadeleye adamış bir kahramandı.
EMEĞİN VE DİRENİŞİN YÜKSEK DUVARLARI
Canip Kuşçu’nun kahramanlığı, cephelerde değil, bir fabrikanın zorlu duvarları arasında şekillenmişti. O, özel bir işletmede alın teri döken onurlu bir İŞÇİ idi. Ancak onun işçiliği, sadece bir meslekten ibaret değildi; bir direniş zeminiydi. O, alın terini idealleriyle birleştirmiş, bu adanmışlıkla Ülkücü İşçiler Derneği saflarına katılmıştı. En zorlu günlerde, fabrika sahasında MİSK’in kuruluş çalışmalarına omuz vererek, işçi sınıfının vicdanını ve milli duruşunu temsil eden bayrağı cesaretle taşıdı.
MAKSEM'DEKİ ALARM VE CESARET YEMİNİ
Canip Kuşçu, Bursa Maksem’de ikamet ediyordu; bu sadece bir adres değil, o dönemin çelikten imtihanının yaşandığı bir noktaydı. Mahallesinde devrimci solcu-komünist militanların baskısı, tehditleri ve zulmü her geçen gün artıyordu. Bursa’nın kalbi, Maksem’de atan bu yürek için her gün yeni bir tehlike demekti. Fakat o, baskının gölgesinde sinmek yerine, davasının ve inandığı değerlerin sarsılmaz bir temsilcisi olarak dik durmayı seçti. Onun her sabah evden çıkışı, bilerek yürüdüğü bir ateş çemberine girme yeminiydi.
SON VARDİYA: KAHRAMANLIĞA YÜRÜYÜŞ
Takvimler 16 Nisan 1979’u gösterdiğinde, Canip Kuşçu son vardiyasını tamamladı. Fabrikanın kapısından çıkış anı, bir iş gününün bitişi değil, bir kahramanlık destanının başlangıcı oldu. Çünkü Canip Kuşçu’nun kararlı duruşu, savunduğu milli emek hareketi, karşısındaki karanlık güruhun hedefi haline gelmişti.
Olay Günü’ne dair bize aktarılan tek bilgi şudur: Fabrika çıkışı, düşmanın, yani DİSK militanlarının alçakça saldırısına uğradı. O son anlarda yaşanan mücadele, kahramanın son direnişi, düşmanla arasındaki son sözler ve son nefesin nasıl verildiği, tarihin sisli perdesinde gizlidir. Bu bilinmezlik, Canip Kuşçu’nun fedakârlığının ne denli büyük, ne denli ani ve ne denli onurlu olduğunu gösterir. O, sadece şehit olmadı; fabrikanın kapısından çıkıp, inandığı değerler uğruna karanlığın üzerine kararlılıkla yürüyerek şehadeti bizzat kucakladı. Bursa’nın soğuk toprağı, bir işçinin ülkücü davası uğruna akıttığı kanla ebediyete kavuştu.
"16 Nisan 1979, Bursa’da bir işçinin, inandığı değerler uğruna fabrikanın kapısından tarihe doğru yürüdüğü o son anın, asla unutulmayacak şanlı yeminidir. Canip Kuşçu, şehadetiyle ölümsüzleşmiştir."