"Kısa bir ömre sığdırılan bir destan vardır. Ve o destan, yürüdüğü yolda, inancı uğruna son nefesini verenlerin adıyla yazılır."
18 AĞUSTOS 1977: KARARLIĞIN TARİHİ
Takvimler 18 Ağustos 1977’yi gösterdiğinde, bu tarih; bir şehadet, bir yemin ve bir adanmışlığın mühürlendiği gün olarak kayıtlara geçecekti. Kahramanımızın adı YAŞAR KILIÇ idi. O, sadece 18 yaşındaydı. Yaşamının baharında, Ankara’nın soğuk ve zorlu sokaklarında, inancının bayrağını en yüksekte tutanlardandı.
ANKARA’NIN KALBİNDE ATAN YÜREK
Yaşar, fikirlerinin filizlendiği Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’nde öğrenim görüyordu. O, sadece ders kitaplarıyla değil, aynı zamanda ülkülerinin kutsal ateşiyle yoğruluyordu. Mamak’ta, mütevazı ikametgâhında, gençliğin tüm enerjisini bir davaya adamıştı. Ülkü Ocakları Derneği’nin bir ferdiydi; faaliyetlerine katılıyor, inandığı yolda tek bir an bile tereddüt etmiyordu. O, yurdu için canını ortaya koymaya ant içmiş gür sesli gençliğin ta kendisiydi.
SON İFTAR YOLU: EZANLA GELEN İHANET
Ankara’nın üzerinde Ramazan ayının manevi huzuru vardı. O gün, orucunu açmak, ailesinin sıcak sofrasına ulaşmak için yola çıkmıştı. Kutsal bir bekleyişin, iftar vaktinin tam ortasıydı. Gökyüzü ezanın sesiyle yankılanırken, Yaşar evine doğru son adımlarını atıyordu.
Ancak karanlık, bu manevi anı bekliyordu. Devrimci solcu-komünist militanlar, en savunmasız, en kutsal anda, arkadan vuranların pususunu kurmuştu.
BİR KAHRAMANIN YALNIZ DÜŞÜŞÜ
Yaşar Kılıç, namluların gölgesinde dahi eğilmediği duruşunun bedelini ödedi. İlk hain kurşunlar, tam üç taneydi, bedenine isabet ettiğinde genç kahramanımız sendeledi. Yere kapaklandı, ama yüreğindeki iman dimdikti.
Fakat alçakça saldırı bitmedi. Düşmüş bir gence, yere yığılmış bir inanca karşı kinleri tükenmemişti. Ardından tam on bir kurşun daha sıkıldı. İki kurşun doğrudan beynine, dokuz kurşun ise fedakârlıkla dolu genç vücudunun her noktasına saplandı.
Bu kahpe saldırı, iftar vaktinin gürültüsü içinde sessizliğe gömüldü. Ezan okunuyordu, fakat kimse Yaşar’ın son çığlığını duymadı, kimse o anı görmedi.
Yaşar Kılıç, bir davanın şehidi olarak, Ankara’nın Mamak semtinde, bir çöp bidonunun yanına yığılıp kaldı. 18 yaşındaki bir yiğit, inancını ve yeminini canıyla ödediği o an, adını 18 Ağustos 1977 tarihine kanıyla yazdı.
ADI ARTIK BİR SÖZ
Yaşar Kılıç, kısa bir ömür yaşadı ama sonsuz bir emanet bıraktı. O, iftar sofrasına ulaşamadan Hakk’a yürüyen, inancının ve hürriyetin bedelini kanıyla ödeyen 18 yaşındaki destandır.
"O gün, Mamak’ta iftar vaktinin sesi sustu; ancak Yaşar Kılıç’ın şehadeti, nesiller boyu sürecek bir yemin olarak ezan sesiyle birlikte yankılanmaya devam etti."