"Vatan, bir adamın toprağına attığı köklerdir; kökler sökülmek istense bile, o adam orada destan yazar."
SOYDAN GELEN DİRENİŞİN ADI
Şehit Tekmez Yıldırımtürk; sadece bir isim değil, bir coğrafyanın derinliklerinden gelen onurlu bir mirasın vücut bulmuş haliydi. O, Kars’ın yiğit bir evladıydı. Onun kanında, zulme karşı durmanın kadim cesareti akıyordu; zira babası, 1933 yılının zorlu yıllarında, Sovyetler Birliği’nin acımasız gölgesinden, Stalin’in zulmünden kaçarak bu topraklara sığınmıştı. Tekmez, bu sığınmacı ruhun ve özgürlük aşkının yaşayan kanıtı olarak büyüdü.
ANADOLU’NUN DEĞMEZ YÜREĞİ
42 yaşında, hayatının en verimli çağında, üç çocuğuna ve eşine yuva olan bu toprakların hem sahibi hem de bekçisiydi. Onun mesleği sadece bir iş değil, toprağa olan sadakatin bir yeminiydi: Hayvancılık ve Tarımcılık. Kars’ın meşhur Borluk Numune çiftliğinin sahibiydi; elleriyle dünyanın övgüyle bahsettiği Gravyer peynirini üretiyordu. Kars’ın kalbinde sevilen, sayılan ve halk arasında ‘Tehmez’ adıyla bilinen bu kahraman, duruşuyla, inancıyla ve sarsılmaz Ülkücü kimliğiyle bölgede bir meşaleydi.
FEDAKÂRLIĞIN CEPHESİ: ÇİFTLİK
16 Ağustos 1979... Takvimler, bir çiftçinin, bir babanın ve bir Ülkücünün destanlaştığı o karanlık günü gösteriyordu. Emekle kurduğu, rızkını çıkardığı çiftlik, o gün Anadolu’nun bölünmezliğine göz diken hainlerin hedefi oldu. O zamanlar ‘Apocular’ adıyla bilinen, günümüzün bölücü militanları (PKK), barışın simgesi olan bu yuvaya alçakça bir baskın düzenledi.
Bu, bir çatışmadan çok, bir duruşun son anıydı. Atası, zorba bir rejimden kaçıp vatanına sığınmıştı; Tekmez Yıldırımtürk ise vatanının ortasında, kendi ocağında, bir adım geri atmayı reddetti. Baskının tam olarak nasıl geliştiği, kahramanın son sözlerinin ne olduğu tarihin karanlık sayfalarında gizli kalsa da, bilinen tek bir gerçek vardı: O, teslim olmadı.
SONSUZLUĞA YÜRÜYÜŞ
Tekmez Yıldırımtürk, çiftliğine çöken karanlığın üzerine kararlılıkla yürüdü. Bölücülerin kurşunları hedef bulduğunda, o sadece bir can değil; Kars toprağında yeşeren bir direniş bayrağı oldu. Emeğiyle kurduğu vatan köşesinde, kendi yurdunu savunurken kurşunlanmak suretiyle Şehadet şerbetini içti.
42 yıllık onurlu bir yaşam, 16 Ağustos 1979’da sonsuzluğa erdi. Cenazesi, doğduğu ve uğruna can verdiği memleketinde, Kars’ın yiğit evlatlarının dualarıyla toprağa verildi. O, sadece bir Gravyer üreticisi değil; vatanın çelikleşmiş iradesini temsil eden ölümsüz bir Şehitti.
"Bazı hayatlar sona ermez; onlar, üzerine düşülen toprakta mezar değil, bir destanın başlangıcı olur."