"Bazıları toprağın sınırından değil, ruhun derinliğinden doğar; onlara vatan borcu, candan azizdir."
BİR YÜREĞİN ÇAĞRISI
Reşat Atalay... Bir isimden öte, Kars-Kağızman’ın kadim ocağında yanan bir iman meşalesiydi. Ailesi, köklerini Azerbaycan’ın derin topraklarından taşıyarak gelmiş, Kağızman’a bir yurt kurmuştu. Bu, sadece bir coğrafi yerleşim değil, büyük bir milletin tarihi mirasının Anadolu’daki devamıydı. Atalay, o soyun azmiyle büyüdü; ilk ve orta öğrenimini bu kutsal topraklarda tamamladı, kalbi büyük ideallerle çarpmaya başladı.
HAKK'A YÜRÜYÜŞ VE ADANMIŞLIK
Ancak Reşat Atalay’ın yazgısı, sadece Kars’ın karlı doruklarında kalmayacaktı. O, bilginin ışığını takip ederek Batı'ya, İzmir’e yöneldi. Henüz 22 yaşındayken, İzmir İktisat Fakültesi’nde öğrenim görmeye başladı. Okul sıraları onun için bir cepheydi. Bir yandan ilmin peşinde koşarken, diğer yandan ülkesinin geleceği için kavgaya tutuşmuştu. Gençliğin en kritik çağında, MHP gençlik kollarında görev alarak, varlığını milletinin davasına adadı. O, geleceği inşa edenlerin, kuru bir teori yerine, aksiyonu seçenlerin safındaydı.
O KARANLIK GÜN: İMANIN SİLAHA KARŞI DURUŞU
Tarih 16 Nisan 1979’u gösterdiğinde, İzmir Hatay semti, genç bir kahramanın son adımlarına sahne olacaktı. Reşat Atalay, iki ülküdaşıyla birlikte, inancının sığınağı olan Hatay Ülkücü Gençlik Derneği’ne doğru yürüyordu. Bu, günlük bir görevdi; ancak o günün pususu, karanlık bir ihaneti saklıyordu.
Hürriyet ve inanç yolunda yürüyen bu üç yiğit, komünist militanların kurduğu alçakça bir tuzağa düştü. Devrimci solcu militanlar, fikirlerin karşısına namluyu çıkararak, bir devinimi susturmak istediler. Kahramanımız Reşat Atalay, bu silahlı saldırıda en ağır darbeyi aldı. Bilinçli bir fedakarlıkla, kurşunların hedefini şaşırtarak, davasının yükünü omuzladı.
SON NEFES VE EBEDİ DESTAN
Ağır yaralı olarak hemen Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Yoğun bakımda geçen günler, millet sevgisiyle yanan bir yüreğin, hayata tutunma mücadelesiydi. O çelikten irade, bir süre direndi; ancak hain kurşunların açtığı yaralar derindi. Yapılan tüm çabalar, genç bir kahramanı geri getirmeye yetmedi. Reşat Atalay, 16 Nisan 1979 günü, 22 yaşında iken, milletinin mukaddes davasında şehitlik mertebesine erişti.
Onun bedeni, doğduğu toprağa, Kars-Kağızman’a uğurlandı. Geriye sadece bir öğrencinin yarım kalmış defterleri değil, nesillere ilham verecek, silinmez bir kahramanlık destanı kaldı. İzmir’de adadığı gençliği ve Kağızman’da bıraktığı onuru, Türk milliyetçiliğinin sarsılmaz kalesi olarak tarihe kazındı.
"Bir hayatın destanı, takvimlerdeki gün sayısıyla değil, uğruna verilen son nefesin yüceliğiyle ölçülür."