"Bazı hayatlar, sadece yaşadıkları süreyle değil; zalimin karşısına dikildikleri o an ile ölçülür. Bilal Şahin’in öyküsü, işte o anın öyküsüdür."
ANKARA'NIN YİĞİT EVLADI
O, Ankara’nın kalbinde, Keçiören’in sokaklarında doğdu ve orada büyüdü. Adı Bilal Şahin’di. Henüz 28 yaşında, hayatının en verimli çağındaydı. Gündüzleri direksiyon sallayan bir esnaf, bir taksiciydi; ama ruhunda taşıdığı kimlik çok daha derindi: O, Keçiören’de ülkücü mücadelenin sarsılmaz neferiydi. Bilal Şahin, vatan aşkını sadece sözde değil, hayatının her anında, her işinde taşıyan bir yiğitti. Onun taksisi, sadece yolcu taşıyan bir araç değil, inandığı değerlerin sokaklardaki sessiz nöbetçisiydi.
SON NEFESE KADAR ADANMIŞLIK RUHU
Bilal Şahin, tehlikenin kol gezdiği o çetin yıllarda, davasına olan sadakatiyle tanınıyordu. Onun için meslek, sadece bir geçim yolu değil; hizmet ettiği milletin bir parçasıydı. O, yirmi sekiz yıllık ömrüne, sıradan bir hayatın ötesinde, davası uğruna her şeyi göze alma kararlılığını sığdırmıştı.
O KARANLIK ŞAFAK: 15 AĞUSTOS 1992
Ankara, 15 Ağustos 1992 sabahı henüz uyanıyordu. Saat 07.00 sıralarıydı. Keçiören Emet Sokak’ta karanlık bir pusu kurulmuştu. Hain eller, görevli bir polis memurunu (Servet Tuncer) hedef almış, onu ağır yaralayarak kaçış hazırlığına girişmişlerdi. Caniler, geride kan ve gözyaşı bırakarak, namlunun gölgesinde özgürlüklerini çalmaya yeltenmişlerdi.
İşte tam o anda, kaderin mühürlendiği sokakta, Bilal Şahin’in taksisi belirdi. Militanlar, kaçışlarını sağlamak için, yolunu keserek taksiye zorla bindiler.
DİRENİŞ: BİLAL ŞAHİN’İN KAHRAMANLIK YEMİNİ
Bu, Bilal Şahin için sıradan bir müşteri değildi. Taksisine binenlerin, az önce bir yiğidi yaralayıp, ülkenin huzuruna kasteden eli kanlı militanlar olduğunu saniyeler içinde anladı. O an, bir sivil olarak geride durup, hayatını kurtarabilirdi. Korku, ona teslim olmayı fısıldayabilirdi.
Ancak Bilal Şahin, esnaf kimliğinin ardındaki çelikten iradeyi ortaya koydu. O, zulme boyun eğmeyi reddetti. Makama, paraya veya cana değil; yalnızca vicdanına ve vatanına hesap veren bir kahraman edasıyla, taksisinin direksiyonunda teröre karşı direnişe geçti. O an, Bilal Şahin, sadece kendi hayatını değil, Türk milletinin onurunu savunuyordu.
BİR KURŞUNLA MÜHÜRLENEN DESTAN
Militanlar, bu beklenmedik ve kararlı direniş karşısında dehşete düştüler. Kendilerine karşı gelen bu sivil cesaretin karşısında öfkeye kapılan hainler, kahramanlık duruşu sergileyen Ülküdaşımız Bilal Şahin’in başına tek kurşun sıkarak onu susturmaya çalıştılar.
Bilal Şahin, o sabah Keçiören sokaklarında şehadet şerbetini içti. O, bir kazaya kurban gitmedi; o, inandığı değerler için, teröre karşı direndiği için şehit edildi.
Onun cenazesi, uğruna can verdiği Ankara’nın Karşıyaka Mezarlığına, adını tarihe altın harflerle yazdıran bir kahraman olarak defnedildi. Bilal Şahin, 28 yıllık kısacık ömrüne, milletinin gönlünde ebediyen yaşayacak bir direniş destanını sığdırdı.
"Korkaklığın galip geldiği yerde değil, bir taksinin direksiyonunda dahi olsa, cesaretin son nefeste dahi zalime başkaldırdığı yerde tarih yazılır. Bilal Şahin, o direnişiyle yalnızca şehit değil, vatanın sönmeyen meşalesi olmuştur."