"Bir adamın yüreği, bütün bir mahallenin kalkanı olabilir. Davut Çeliksu, o kalkanın adıydı."
KİMLİĞİ VE İDEALİST DURUŞU
O, adını yazdığı davasına yüreğini adayan bir ÜLKÜCÜYDÜ. Davut Çeliksu. Tarih sayfalarında sadece bir isim değil, bir destanın başlangıcı olarak anılacaktı. Onun için önemli olan, ruhunun kök saldığı yer değil, ideallerinin göğü deldiği yerdi. Doğum yeri bilinmese de, var oluş gayesi ve duruşu, tüm vatan toprağını kucaklayacak kadar büyüktü. O, sade bir hayat süren ancak tavizsiz bir inanca sahip bir kahramandı.
ADANMIŞLIĞIN KARARGÂHI: ANKARA DİKMEN
Davut Çeliksu’nun cephesi, en sıradan görünen yerde kurulmuştu: Ankara’nın Dikmen Malazgirt Mahallesi. Mesleği, esnaf/bakkal olmaktı. O, sadece bir ticaret erbabı değil, mahallesinin dayanağı, komşusunun güvenilir yüzüydü. Ekmek teknesi, aynı zamanda ülkülerinin karargâhıydı. Tehlikenin gölge gibi çöktüğü o yıllarda, onun dükkânı, karanlığa direnen bir ışık noktasıydı. O, cephede tüfek tutan değil, sivil hayatın tam ortasında davasına sahip çıkan asil ruhlardan biriydi.
SON BAHARIN GÜNÜ VE İHANET
Takvimler 14 AĞUSTOS 1980’i gösterdiğinde, hava Ramazan Bayramı’nın ikinci gününün manevi huzurunu taşıyordu. Bu, iyiliğin ve birleşmenin kutlandığı mübarek bir zamandı. Ancak bu kutsal gün, karanlık bir gölgenin baskınıyla lekelenecekti. Davut Çeliksu, bayramın getirdiği sakinliği yaşarken, dışarıdaki kin ve nefret hazırlığını sürdürüyordu.
ATEŞ ÇEMBERİNE YÜRÜYÜŞ
Olay Günü'nün detayları, Davut Çeliksu'nun kahramanlığının büyüklüğüyle örtülüdür. O an, bir bakkal dükkânının kapısından içeri giren sadece militanlar değil, kaosun ve yıkımın ta kendisiydi. Devrimci-solcu komünist militanlar, dükkânına silahlı baskın düzenledi. Bu, bir soygun değil, bir duruşa, bir inanca karşı açılan cepheden bir saldırıydı.
Davut Çeliksu’nun o anki kararı, bir kahramanın son yemininden farksızdı. Hangi tehditle karşılaştı, nasıl bir tavır takındı? Bilinmez. Ancak onun geri çekilmediği, idealinin bayrağını yere düşürmemek için o ateşe cesaretle yürüdüğü kesindir. Bu, bir esnafın son direnişi, bir Ülkücünün son nöbetiydi.
ŞEHADETİN MÜHRÜ
Karanlık ellerin açtığı ateş sonucu, Davut Çeliksu yere düştü. Omuzladığı davanın ağırlığı, vücudundan ağır kurşunlarla ayrıldı. 14 AĞUSTOS 1980 Perşembe günü, Ramazan Bayramı’nın kutlandığı o günde, Ankara, Dikmen’de, sade bir bakkal dükkânı, bir fedakârlık abidesine dönüştü.
O, inandığı değerler için canını feda etti. Vatan ve millet uğruna dökülen bu kan, sadece bir şehadet değil, gelecek nesiller için bir şeref dersi oldu. Davut Çeliksu, yaşadığı yeri değil, uğruna öldüğü sancağı yüceltti.
"Tarih, sadece doğduğu yeri değil, uğruna öldüğü yeri ve günü hatırlar. Davut Çeliksu, şehadetiyle ölümsüzleşmiştir."