"Bazı hayatlar sadece rakamlardan ibaret değildir; bazıları, 19 yaşında bile olsa, uğruna ölümü göze aldığı inancın mührünü tarihe basar."
KIRŞEHİR’İN YİĞİT NEFERİ: NİZAMETTİN
Anadolu’nun kalbi Kırşehir, sadece bir doğuş yeri değil, aynı zamanda 19 yıllık kısa ömrünü bir sancağa dönüştüren bir kahramanın da ebedi durağıydı. Nizamettin Erdoğan, henüz gençliğinin baharında, 1980 yılının zorlu ve fırtınalı günlerinde, yaşından beklenmeyecek bir kararlılıkla cephede yerini almıştı. O’nun mesleği bir unvanla değil, ruhuna işlenmiş kutsal bir görevle tanımlanmıştı: Türk İslam ülküsü uğruna mücadele.
İDEAL UĞRUNA ZİNDAN VE DÖNÜŞ
1980 öncesi Türkiye’nin kaosu içinde, Nizamettin bu yoldaki bedeli erkenden ödemişti. İnancının ve davasının gereği olarak cezaevinin soğuk demirleri ardına düşmüş, ancak bu onu yıldıramamıştı. O, zindanlardan tahliye olduğunda, sanki sadece daha büyük bir savaşa hazırlanmışçasına, davasına olan adanmışlığı katlanarak artmıştı. O, bir feragat örneğiydi; hayatının her anını, uğruna yürüdüğü yola adayan, kefenini giymiş bir neferdi.
ARİFE GECESİ VE ZULMETİN BASKINI
Takvimler 14 Ağustos 1980’i gösteriyordu. Müslümanlar için en kutsal zamanlardan biri olan Ramazan Bayramı’nın arifesiydi. Herkesin huzur ve sükûnet beklediği o gece, Kırşehir’in üzerine karanlık bir gölge çöktü. Gece geç saatlerdi. Davanın ateşinden korkanlar, genç bir idealistin kararlılığına tahammül edemeyen devrimci solcu-komünist militanlar, kalleşçe bir pusu kurdular.
Nizamettin Erdoğan, inancının mücadelesini verirken, silahlı saldırının hedefi oldu. Silahlar konuştuğunda, o sadece kendi hayatını değil, savunduğu değerleri de koruyordu.
KAHRAMANLIKLA GİDİŞ
Saldırı korkunçtu. Ağır yaralı halde hemen hastaneye kaldırıldı. Tıbbi çabalar saatlerce sürdü, hayatın o genç bedenden kopup gitmemesi için büyük mücadele verildi. Ancak Nizamettin, 19 yıllık tertemiz ömrünü tamamlarken, kaderinde yazılan şehadet makamına doğru ilerliyordu.
Tüm çabalara rağmen kurtarılamayarak, mübarek Ramazan Bayramı’na bir gazi olarak değil, bir şehit olarak ulaştı. O, bayram coşkusunu bu dünyada göremedi; zira ebedi bayramına, uğruna can verdiği inancın sancağı altında kavuştu. Nizamettin Erdoğan, davasının bayrağını yere düşürmemek için, henüz 19 yaşında, Kırşehir topraklarına en değerli mührü, canını bıraktı.
"O gece, Kırşehir’in göğünde bir yıldız kaybolmadı; Türk-İslam ülküsünün sönmeyen ateşi olarak sonsuzluğa yükseldi."