"Bazı hayatlar sadece yaşanmaz, bir davaya siper edilir. Zeki Şahin’in öyküsü, adanmışlığın bedelidir."
EBEDİ BİR YEMİN: KİMLİK VE VAZGEÇİLMEZ DÜŞÜŞ
Zeki Şahin. Bu isim, sadece bir biyografi satırı değil, Türkiye’nin en çalkantılı dönemlerinde dahi sarsılmaz duruşun bir manifestosudur. O, görevini üniforma askıda olsa bile sürdüren bir kahramandı. Emekli Emniyet Müdürlerindendi; düzenin ve hukukun kalkanı olmuştu. Ancak emeklilik, onun için mücadeleden çekilmek anlamına gelmedi. Zeytinburnu İlçesi’nde MHP’nin liderliğini üstlenerek ideallerini siyasete taşıdı. O, siyasi bir mevkiden bile daha önemli bir görevi seçmişti: Dava uğruna hayatın her cephesinde var olmaya yeminliydi.
CEPHEDE BİR KAHRAMAN: FABRİKA DUVARLARI ARASINDAKİ MÜCADELE
Emniyetten gelen sağlam karakteri ve siyasi inancı, onu Kazlı Çeşme’deki Mensucat Fabrikası’nda İdare Amiri olarak yeni bir cepheye taşıdı. O yıllarda işçi hareketleri, ülkenin en çetin mücadele alanlarından biriydi. Zeki Şahin, sadece bir yönetici değildi; fabrikada MİSK’in güçlenmesi için olağanüstü bir azimle çalışıyordu.
Bu faaliyet, ideolojik düşmanlarının kalbine saplanmış bir hançerdi. Görevi, huzuru sağlamak olsa da, o aslında ateşin tam ortasındaydı. Bilinçli bir tercihti bu. O, tehditlerin farkındaydı ve bu adanmışlığı, DİSK mensuplarını rahatsız eden, hatta dehşete düşüren bir cesaret timsaliydi. Her sabah o fabrikaya yürümek, tehlikenin üzerine yürümek demekti. O geri adım atmadı.
13 AĞUSTOS 1979: SON YOLCULUK
Takvimler 13 Ağustos 1979’u gösterdiğinde, İstanbul karanlık bir ihanete tanıklık ediyordu. O gün, Zeki Şahin her zamanki gibi görevine, ekmeğini kazandığı o zorlu cepheye doğru yola çıktı. Rutin, kahramanlık zırhının en savunmasız anıydı. Düşman, onun cesaretine açık meydanda karşı duramadı. Pusuyu seçti.
Fabrikaya işe giderken, otomobilinin içindeyken, hain kurşunlarla hedef alındı. O son an, kalleşçe bir saldırının sessizliği içinde gerçekleşti. Zeki Şahin, davasına hizmet yolunda, direksiyon başında, hayatının son anını bile göreve giderken geçirdi. O, geri çekilmek yerine, hayatını inandığı değerler için bir şehadet mühürü olarak İstanbul’un topraklarına bıraktı.
KANLA YAZILMIŞ MİRAS VE ŞEHADET
Zeki Şahin, sadece bir partinin eski başkanı ya da bir emekli müdür olarak anılmayacaktır. O, davası için rahatını, güvenliğini ve nihayetinde hayatını feda eden, son nefesine kadar mücadeleden kopmamış bir ülkü neferiydi. Onun otomobilinde, görevine giderken vurulması, ideallere olan bağlılığın ve ödün vermeyen duruşun en acı ve en destansı kanıtıdır.
"Yürekten verilen her mücadele, tarihin defterine kanla yazılmış bir destandır."