“Ölümün gölgelediği yollarda, sadece inancın aydınlığına yürüyenler, geride asırlar sürecek bir iz bırakırlar.”
KİMLİĞİNİN IŞIĞI VE EVKAF'IN SESSİZ KAHRAMANI
Ordu'nun bereketli toprakları, Fatsa ilçesinde, 48 yıllık vakur bir ömrün sahibi dünyaya geldi: Bayram Söylemez. O, sadece bir isim değil, dönemin kasvetli rüzgârlarına karşı duran bir iradenin timsaliydi. Yaşı, ailesine duyduğu sorumluluğun ve davasına adanmışlığının olgunluğunu taşıyordu. Evliydi, geleceğe dair umutlarını taşıyan dört çocuğu vardı. Ordu’nun Evkaf mahallesinde kurduğu yuva, onun için sadece bir ev değil, milli değerlerin titizlikle korunduğu bir kale idi. Hayatının mesleği ham metinde açıkça yazılmasa da, onun duruşu ve adı, adanmışlığın mesleğini seçtiğini açıkça gösteriyordu. O, ailesi için yaşayan bir baba, milleti için yaşayan bir dava adamıydı.
BAYRAMIN VAKTİ, MÜCADELENİN YEMİNİ
Takvimler 12 Ağustos 1980’i gösteriyordu. Bu tarih, sadece bir yaz günü değil, aynı zamanda müminler için kutsallık ve huzur vadeden Ramazan Bayramı’nın ilk günüydü. Yüreklerin arındığı, ellerin semaya kalktığı bu kutlu sabah, ne yazık ki karanlık bir pusuya sahne olacaktı. Bayram Söylemez, 48 yaşının vakar ve ağırbaşlılığıyla, bayram namazını eda etmek üzere evinden ayrıldı. O, bir ibadete doğru yürüyordu; sırtında silahı, elinde kılıcı yoktu. Yanında sadece imanı ve bayram coşkusu vardı.
SEKİZ KARANLIĞA KARŞI BİR YÜREK
Ancak bayramın nuru, kin ve nefretle kararmış bir tuzağın gölgesinde kaldı. Bayram Söylemez’in bu kutsal yürüyüşü, tam sekiz kişiden oluşan, acımasız ve örgütlü bir gücün hedefindeydi. Sekiz Devrimci Yol (DEV-YOL) komünist militan, bir bayram sabahının en savunmasız anında, bir babayı ve bir dava adamını hedef almak için pusu kurmuştu. Bu, bire bir mücadele değil; sekiz silaha karşı dimdik duran tek bir yüreğin, inancı uğruna attığı son adımdı.
SON NEFESİN DESTANI VE MÜHRÜ
Bayram Söylemez, bayram namazına giderken, kurşunların hedefi oldu. Dört çocuğunun hasretini ve eşinin dualarını geride bırakarak, kutsal bir vazifeye doğru attığı adımla şehadete erdi. O an, bir cinayet değil, tarihin kanla yazıldığı bir fedakârlık anıydı. 12 Ağustos 1980’de, Ordu’nun bu yiğit evladı, inancının yolunda can vererek, adını Ülkücü Şehitler kervanına yazdırdı. Onun cenazesi, uğruna yaşadığı Evkaf mahallesindeki mezarlığa defnedildi; tıpkı bir fidanın doğduğu toprağa geri dönmesi gibi. Geride bıraktığı dört evlat ve bir eş, artık sadece bir ailenin değil, davasının ölümsüz şahitleriydi. Bayram Söylemez, bayram sabahı şehit düşerek, adanmışlığın en yüksek bedelini ödedi.
“Gözyaşları kurur, ancak inancın bayram sabahı verilen şehadeti, nesiller boyu sürecek bir destanın başlangıcıdır.”