"Bazen bir milletin kaderi, bir işçinin yüreğindeki sarsılmaz imanda gizlidir; O karanlık çağda, Mustafa Şahin, bu imanın ta kendisiydi."
KÖK VE MİRAS
Yıl 1980'i gösterdiğinde, Çankırı'nın kadim toprağı Şabanözü, 25 yıllık ömrünü davaya adayan bir yiğidini yetiştirmişti: Mustafa Şahin. O, sadece Ankara'da yaşayan bir genç değil, Anafartalar Lisesi’nin sıralarından yükselen, ruhuna Türk milliyetçiliğini ve ülkücülük idealini mühürlemiş bir fidanın gürleşen dalıydı. Henüz hayatının baharında, 25 yaşındaydı. Ancak taşıdığı manevi yük, yaşından çok daha ağırdı.
ALIN TERİ VE İDEALİN YEMİNİ
Mustafa Şahin, hayatını büyük sözlerle değil, alın teriyle kazanan gerçek bir halk evladıydı. Mesleği işçilikti; GİMA’nın zorlu çalışma şartlarında ekmeğini kazanıyor, Ankara Çankaya İlçesi Yıldızevler Mahallesinde mütevazı bir yaşam sürüyordu. Ellerindeki nasır, sadece ağır mesainin değil, vatana olan adanmışlığının da görünmez bir mührüydü. O, işçi tulumu altında, büyük bir davanın sarsılmaz bir neferiydi. Biliyordu ki, ideallere ulaşmak, önce helal kazançtan ve namuslu bir yaşamdan geçerdi. Onun duruşu, 1980’in fırtınalı Ankara’sında, dürüstlüğün ve cesaretin somutlaşmış haliydi.
ANKARA SEMALARINDA SON VARDİYA
Takvimler, Ankara'nın kanla yıkanan bir döneminde, 15 Nisan 1980 Salı gününü gösteriyordu. Başkentte sokaklar, hain pusuların, karanlık ideolojilerin ve kalleş tuzakların gölgesi altındaydı. Mustafa Şahin, o gün de her zamanki gibi, vatan borcunu öder gibi çalışmış ve mesaisini tamamlamıştı. Saatler 18:50'ye yaklaştığında, yorgun bedenini evine taşıyan yolculuğunun sonuna, Yıldızevler son durağı cıvarına ulaşmıştı. Bilmiyordu ki, burası sadece bir otobüs durağı değil, onun kahramanlık mevkisine dönüşecek olan son cephesiydi.
KAHRAMANLIĞIN SON MEVKİSİ
Mustafa Şahin, kendi halinde, evine dönen bir işçiyken, karşısına çıkanlar ideallerine düşman, vicdanları kararmış bir güruhtu. Devrimci solcu-komünist militanlar, bir yiğidi, bir ülkücüyü, sırf inancından dolayı hedef almıştı.
O anın dehşeti, o karanlık saldırının detayları, Mustafa Şahin’in son direnişi tarihe tam olarak kaydedilmemiş olabilir. Fakat bir gerçek vardı ki; o, pusuya düşürülmesine rağmen, düşman karşısında eğilmemiş, ideallerini bir an bile terk etmemişti. Hain eller, silahlarını çekmiş ve namertçe saldırmıştı.
15 Nisan 1980 günü, saat 18:50 civarında, davasına adanmış 25 yıllık tertemiz bir hayat, zalim bir saldırı sonucu son buldu. Mustafa Şahin, Ankara sokaklarında, inancı uğruna şehadete yürüdü ve alnının akıyla o zorlu sınavı geçti. O, bedenini düşmana siper ederek, yalnızca hayatını değil, ideallerinin saflığını da ispat etti.
Şehit düştü. Artık Yıldızevler'in yorgun işçisi değil, Türk Milliyetçiliği davasının sönmeyen bir yıldızıydı. Cenazesi, doğduğu toprakların şefkatli kollarına, Çankırı’daki memleketine defnedildi.
"O, bedeniyle toprağa döndü, ruhuyla ise Çankırı’nın Şabanözü’nden yükselerek, Türk Milliyetçiliği davasının sönmeyen meşalesi oldu. Mustafa Şahin, adını şehitler kervanına, ruhunu ise ebediyete yazdırdı."