"Bazı hayatlar bir milat gibidir; varlıkları davanın, son nefesleri ise ebedi bir yeminin mührüdür."
DOĞDUĞU TOPRAK VE KARARLI YÜREK
Fethi Meydan... Bu isim, bir dönemin çetin mücadelesinin ve adanmışlığın somut bir ifadesidir. O, Denizli’nin kadim ve çilekeş coğrafyası olan Dodurga’da, kalbinin attığı topraklarda dünyaya gözlerini açtı. Onun duruşu, kuru bir kimlik bilgisinden çok, bağlı olduğu değerler uğruna çekinmeden öne atılmanın ruhunu taşıyordu.
İDEALİN ATEŞTEN GÖREVİ
Tarih, 1970’li yılları kan ve barut kokan bir mücadele dönemi olarak kaydetti. İşte tam da bu zorlu zamanlarda, Fethi Meydan sadece Dodurga’nın bir ferdi değil, aynı zamanda o yörenin kalkanıydı. Mesleği kayıtlar için kayıp veya eksik olabilir; zira o günlerde onun için makam veya unvan değil, davası esastı. ÜLKÜ-KÖY Denizli-Dodurga Şube Başkanı olarak yüklendiği görev, herhangi bir maaş bordrosuyla ölçülemeyecek bir vebaldi: Köyün ve halkının manevi ve fiziki bütünlüğünü koruma yeminiydi onun mesleği. O, tehlikenin tam ortasında, geriye adım atmayan bir rehberdi.
12 AĞUSTOS 1978: ZULMÜN GÖLGESİ
Kaderin kaleme alındığı o karanlık güne yaklaştığımızda, takvimler 12 Ağustos 1978’i gösteriyordu. Mücadele, Denizli’nin her köşesine sinmişti. Bir kahramanın en savunmasız, en masum olduğu an; abdest alırken, yani Rabbine yönelmeye hazırlanırken yakalanması, düşmanlığın ne denli alçakça ve gözü dönmüş olduğunu kanıtlar niteliktedir.
ABDEST SUYUNA KAN KARIŞINCA
Olay Günü, Fethi Meydan, ruhunu arındırmak ve namaza durmak için caminin serin sularına uzanmıştı. Bir erdem eyleminin, bir teslimiyet anının huzuru içindeyken, insanlığın tüm sınırlarını aşan bir ihanet ile karşılaştı. Kızıl katillerin silahlı saldırısı, ne bir meydan savaşıydı ne de mertçe bir çatışma. O, manevi hazırlığını yaparken, alçakça ve sinsice vuruldu.
Fethi Meydan, henüz abdest suyu ellerinden damlarken, zulmün kurşunlarına hedef oldu. O kutsal suda, kalbinden dökülen son damlalarla birlikte, yalnızca bedeni değil, o uğurda adadığı tüm hayatı ebediyete erdi. Denizli’nin kalbinde, Dodurga’nın şanlı evladı, arınma eylemini son nefesiyle, kanıyla tamamlayarak şehitlik mertebesine yükseldi. Onun şehadeti, en temiz ve en savunmasız anında dahi davasından dönmeyen bir duruşun destanıdır.
EĞİLMEZ BAŞIN MİRASI
Fethi Meydan, sadece 12 Ağustos 1978’de düşen bir nefer değil, nesiller boyu sürecek bir kararlılığın sembolü olarak tarihe yazılmıştır. O, mesleği bilinmese de, duruşu ve fedakârlığı ile ülkücü hareketin gönül defterine ismini altın harflerle kazımıştır.
"O artık sadece bir isim değil; temiz bir suyun üzerine düşen kahraman kanıdır ve bu leke, hainliğin mührü, imanın ise şahitliğidir."