"Bazı ruhlar vardır; taşı yontar gibi, ömrünü bir davaya adar. Hayri Ilgar da, ömrünü adadığı o sarsılmaz inançla, mukaddes bir bayram sabahına yürüdü."
KARS’IN DİRENÇLİ OĞLU: HAYRİ ILGAR
Anadolu’nun kadim yurdu Kars’tan kopup gelmiş, çelikten bir iradeye sahip bir Türk milliyetçisiydi o. İstanbul’un kalabalık caddelerinde, Ümraniye’deki sade ikametgâhında davasının sancağını taşıdı. O, sadece bir vatandaş değildi; o, ülkülerin ve millet aşkının somutlaşmış haliydi. Tarih 12 Ağustos 1980’i gösterdiğinde, isminin ülkücü şehitler kervanına yazılacağını kimse bilmiyordu; ama o, o tarihe giden yolda duruşuyla zaten bir kahramandı.
MERMERİN IŞIĞINDA BİR ÜLKÜ: HAYRİ USTA
Hayri Ilgar, sadece inançlarıyla değil, alın teriyle de tanınırdı. O, mermer ustasıydı. En sert taşları yontarak onlara hayat veren, elinin emeğini ve zekâsını birleştiren bir iş adamıydı. Çevresinde “Mermerci Hayri Usta” olarak anılırdı. Tıpkı işlediği mermer gibi, onun da karakteri sağlam, duruşu netti. Bu sağlamlık, davasına olan bağlılığının da en güçlü nişanesiydi. O, hem ticaretin zorlu yollarında hem de milliyetçiliğin çetin mücadelesinde asla taviz vermeyen bir bilgeydi.
HUZUR VE GÖREV ARASINDAKİ SON BAYRAM SABAHI
İşte o karanlık gün, 1980 yılının zorlu atmosferinde geldi çattı. Tarih 12 Ağustos’tu. O gün, tüm İslam âlemi için rahmet ve huzur getiren Ramazan Bayramı’nın ilk günüydü. Hayri Ilgar, kalbi imanla dolu, bayramın manevi atmosferini yaşamak üzere bayram namazını eda etti. Huzurun ve şükrün doruk noktası olan bu ibadet sonrası, evine ve ailesine doğru yürüdü. Bilmiyordu ki, yürüdüğü yol, aynı zamanda ebediyete giden yoldur.
İHANETİN SİSİNDEN YÜKSELEN SON KURŞUNLAR
Bayramın bereketiyle yıkanmış caddelerde, Dudullu Ihlamur Köyü Asya fırını yakınlarında, barış dolu bir an, kalleş bir eylemin hedefi oldu. Vatanın birliğini ve bölünmezliğini savunan bu adanmış ruha karşı, ideolojik körlükle bilenmiş komünist militanlar, alçakça bir pusu kurmuşlardı.
Silahlar, en mukaddes günde patladı. Hayri Usta, henüz bayram namazının manevi huzurunu üzerinden atamamışken, davasının bedelini ödedi. O, sadece bir kurşunla değil, huzurun ve kardeşliğin en çok beklenildiği bir anda yapılan bu hain saldırıyla yere düştü. O an, bir bayram sabahı bir ülkü devrildi; ama devrilirken, gelecek nesillere cesaretin ve imanın ne demek olduğunu miras bıraktı.
VEDA VE EBEDİYETE YÜRÜYÜŞ
Türk Milliyetçisi Hayri Ilgar, bedenini İstanbul toprağına, ruhunu ise cennetin yüce makamlarına teslim etti. Şehadetinden sonra cenazesi, uğruna savaştığı milletinin gözyaşları eşliğinde, İstanbul Karaca Ahmet mezarlığında sonsuzluğa uğurlandı.
O, bir bayram sabahı şehit edilerek, Türkiye’nin o çetin yıllardaki mücadelesinin acı bir simgesi haline geldi. Hayri Ilgar’ın adı, işlediği mermer gibi sağlam ve pürüzsüz bir anıt olarak, davasının kalbine kazındı.
"O, sadece bir beden bırakmadı; bir bayram sabahı, imanıyla örülmüş, kahramanlığın en ağır bedelini ödemiş ebedi bir destan bıraktı geride."