"BAZI RÜTBELER, KIYAFETİN DEĞİL YÜREĞİN ÜZERİNDE TAŞINIR; VE BİR MİLLETİN DAVASI ASLA EMEKLİLİK KABUL ETMEZ."
KİMLİĞİ VE BİR ÖMRÜN VAKFI
Tokat’ın çelikten mayalanmış ruhunu taşıyan bu kahraman, adını ÜLKÜCÜ ŞEHİT CEVDET KOROL/SAROL olarak tarihin altın sayfasına kazımıştır. O, sadece bir esnaf değildi; o, millete adanmışlığın, yaşa ve makama bakmaksızın devam eden bir hizmetin timsaliydi. Ömrünün önemli bir kısmını disiplin ve vazife bilinciyle geçirmiş, Türk Silahlı Kuvvetleri'nde Albaylık mertebesine yükselmiş ve onurla emekli olmuştu. Ancak onun için vatan görevi asla bitmedi. Siyaset sahnesinde de, zorlu yıllarda MHP’den Çanakkale Senatör Adaylığı yaparak, davasını en yüksek kürsülere taşımaya yeltenmişti. 57 yıllık yaşamı, mücadeleden bir an olsun vazgeçmeyen, tecrübeli bir liderin duruşunu temsil ediyordu.
ANKARA’DAKİ SON HİZMET: VAZİFE MEVZİSİ
Emeklilik ve siyasetten sonra, Ankara'nın nabzının attığı Sıhhiye’deki Cihan Sokak, onun son mevzisi oldu. Bir kırtasiye dükkânının ardındaki o sade esnaf görünümü, aslında köklerine bağlılığın ve halkla iç içe olmanın bir nişanesiydi. Cevdet Ağabeyimiz, bu küçük dükkânı sadece ticaret yapmak için değil, ülkücü duruşunu o karmaşık ve tehlikeli Başkent sokaklarında dimdik ayakta tutmak için kullanıyordu. Yıllarını cephede geçirmiş bir albayın, eli kalem tutan bir esnaf olarak verdiği bu mücadele, ruhundaki sarsılmaz imanın en büyük kanıtıydı.
AREFE'NİN KARANLIĞI VE SON DURUŞ
Takvimler 11 AĞUSTOS 1980’i gösteriyordu; mübarek Arefe günüydü. Bu kutlu günün manevi huzurunu hiçe sayan, karanlığın Devrimci Birlikleri adlı hain terör örgütü, milletin değerlerine saldırmaya devam ediyordu. 57 yaşında, ömrünü bu devlete adamış bir lidere, dükkânının önünde acımasızca silahlı saldırıda bulundular. Bu saldırı, sadece bir kişiye değil, temsil ettiği tüm manevi değerlere, Arefe gününün kutsiyetine yapılmış alçakça bir katliamdı. Cevdet Ağabeyimiz, kalleşçe kurulan pusuda ağır yara almasına rağmen, duruşundan zerre taviz vermedi.
ŞEHADETİN YÜCE MERTEBESİ
Ankara’nın ortasında, davasına adanmışlığının bedelini en yüksek rütbeyle ödedi. Hain kurşunlar bedeni yaraladı, ama ebediyete yürüyen ruhunu daha da yüceltti. Cevdet Korol/Sarol, o karanlık günde, 57 yıllık şerefli hayatının son nefesini, uğruna yaşadığı değerlere adadı. O, sadece yaralanıp vefat etmedi; o, milletinin kutsal davası uğruna, şehitler kervanına katıldı. Onun 11 Ağustos 1980’deki fedakârlığı, gelecek nesillerin zihninde, Albaylık rütbesinden daha büyük, ebedi bir kahramanlık nişanesi olarak parlayacaktır.
"ANKARA SOKAKLARINDAKİ O SON NEFES, SADECE BİR HAYATIN SONU DEĞİL; TÜRK MİLLETİNİN YÜREĞİNDEKİ SÖNMEZ BİR İMANIN VE ADANMIŞLIĞIN EBEDİ MÜHRÜDÜR."