"Bazı ruhlar vardır; adanmışlık ateşiyle sınanmadan bu dünyadan ayrılmazlar. Onların kaderi, yürüdükleri yolun kendisi olmaktır."
BİNGÖL'DEN YÜKSELEN İLK IŞIK VE ARI SOYADININ KADERİ
Bingöl’ün kadim topraklarında, Genç ilçesinin Meşedalı Köyü’nde yeşeren bir yiğitlik hikayesidir bu. O, sadece 24 yaşındaydı. Adı Sait Arı.
Onların duruşu bir tercihten öte, bir mühürdü. Derehan mezrasında ikamet eden Arı ailesi, çevresinde tanınan bir idealin, ülkücü duruşun yılmaz savunucularıydı. Onlar için bu yol, bireysel bir karar değil, nesiller boyu taşınan bir namus sözüydü. Sait Arı, bu adanmış ruhun, 1980 yılının karanlık günlerine denk gelen, genç ve dinamik bir temsilcisiydi.
YİĞİTLİĞİN YAŞI VE MESLEĞİ
Ham metin, Sait Arı’nın dünyevi bir unvanını, mesleğini kaydetmeyi ihmal etmiştir. Çünkü onun en yüksek mesleği, o çağda binlerce gencin yaptığı gibi, mensubu olduğu değerleri canı pahasına korumaktı. Henüz 24 yaşındayken, gençliğin ve dinamizmin zirvesinde, sahip olduğu en büyük sıfat, taşıdığı bayrak oldu. Sait Arı, sıradan bir hayatı değil, zorlu bir mücadeleyi seçmişti.
O KARANLIK GÜN: 10 AĞUSTOS 1980
Takvimler 10 Ağustos 1980’i gösteriyordu. Bingöl’ün derin coğrafyasında, Genç ilçesine doğru atılan her adım, bilinmezliğe doğru atılan bir adımdı. Sait Arı, bindiği araçla bu yolları aşarken, kaderin ağlarını ördüğünü bilmiyordu.
Bölücü hainler, korkak pusularıyla yolu kestiler. Hareket halindeki araç durdurulduğunda, yaşanan an, sadece bir soygun veya baskın anı değildi; o, bir ideolojiye, bir duruşa karşı açılmış alçakça bir savaştı. Diğer yolcularla birlikte, bölücüler tarafından yoldan indirilen Sait Arı, o anda dahi tavizsiz duruşunu sergiledi.
KURŞUNLARLA YAZILAN ŞEHADET
Sait Arı, o karanlık yolda, diğer masum yolcularla birlikte kurşuna dizilerek şehit edildi. Onun 24 yıllık ömrü, adaletin ve inancın uğruna feda edilen bir destana dönüştü. Bingöl toprakları, Meşedalı Köyü mezarlığına defnedilen bu yiğidin kanını, davanın ilk sarsılmaz temeli olarak içti.
ARI AİLESİNİN SONSUZ MÜCADELESİ VE MİRASI
Sait Arı’nın şehadeti, Arı ailesi için sadece acı bir kayıp değil, bitmeyen bir adanmışlık silsilesinin de başlangıcıydı. Sait, bu destansı mücadelenin ilk fidanıydı.
Yıllar sonra, Arı ailesinin bu sarsılmaz duruşu, hainlerin hedefinde kalmaya devam etti. Bölücüler, önce Sait’in izinden giden abisi, MÇP-MHP Genç İlçe Teşkilatı Başkanlığı görevini üstlenen HADİN ARI’yı 24 Mayıs 1993 günü şehit ettiler.
Ancak Arı ailesinin fedakarlığı burada da bitmedi. Aynı yılın 23 Eylül’ünde, 70 yaşındaki aile reisi, babaları SÜLEYMAN ARI, canilerin en vahşi yöntemini seçerek diri diri yakılarak şehit edildi.
Sait Arı, sadece kendi canını vermemiş; ailesinin, nesiller boyu sürecek bir destanın ilk kurbanı, ilk meşalesi olmuştu. 1980'de atılan kurşunlar, Arı ailesinin kaderini mühürlemiş, onları ülkü uğruna verilmiş bir ailenin simgesi haline getirmişti.
"Bir yiğidin son nefesi, bir davanın başlangıcıdır. Arı ailesinin üç şehidi, ülkü uğruna verilen sözün, nesilden nesile aktarılan o sarsılmaz yeminin taşa kazınmış mührüdür."