"Bazı ruhlar vardır ki, karanlık en kalın perdesini çektiğinde bile yolunu kaybetmezler. Onlar, inandıkları uğruna yürürken, son nefeslerini vatanın vicdanına mühürlerler."
BAYBURT'TAN YÜKSELEN KARARLILIK
Destanlar, bazen kılıçla değil, bir zanaatkârın onurlu alın teriyle başlar. O, NİYAZİ ŞAHİN idi. Ruhu, Anadolu’nun sarsılmaz kalesi olan BAYBURT topraklarında şekillenmiş, dürüstlük ve sadakatle yoğrulmuştu. Hayatını, elleriyle sanat yaratarak kazanıyordu; mesleği ZENAATKÂR/TERZİ KALFASI idi. O, sadece kumaşı değil, davasına olan bağlılığını da ilmek ilmek işleyen, sessiz bir kahramandı.
SANATINDAKİ İNANÇ VE ADANMIŞLIĞI
Niyazi Şahin, zorlu bir dönemin ortasında, 1970’lerin ideolojik fırtınasında safını net bir şekilde belirlemişti. O, sadece bir usta değil, aynı zamanda davasına adanmış bir neferdi. İzmit MHP İlçe eski başkanının terzi atölyesinde çalışıyor olması, onun inandığı değerlere bağlılığının açık bir nişanesiydi. Her dikiş, her kesim, o dönemde bedeli canla ödenen bir duruşun simgesiydi. Onun varlığı, çalıştığı atölyenin duvarlarında yankılanan sarsılmaz bir kararlılığın sesiydi.
SON TERAVİHİN GÖLGESİNDE
Tarih, 10 AĞUSTOS 1979’u gösteriyordu. Kocaeli’nin GEBZE-ÇAYIROVA toprakları, sıradan bir Cuma gecesine hazırlanıyordu. Ancak bu gece, sıradan değildi; mübarek RAMAZAN AYININ huzuru çökmüştü sokağa. Niyazi Şahin, orucun ve ibadetin yorgunluğuyla, sadece yuvasına, huzuruna varmak için karanlık sokaklarda adım adım ilerliyordu. O, ne bir savaş cephesindeydi ne de silahlı bir çatışmanın ortasında; o sadece, dürüstçe çalışan bir Türk genci olarak evine dönüyordu.
HAKKIN YOLUNDA DÜŞÜŞ
Ancak karanlık, pusu kurmuştu. İdeolojik husumet ve düşmanlık, masum bir eve dönüş yolculuğunu kana bulamak için bekliyordu. Niyazi Şahin, yolda pusuda bekleyen DEVİRİMCİ SOLCU-KOMÜNİST KATİLLERİN alçakça SİLAHLI SALDIRISINA uğradı. Bu saldırı, dürüstlüğe, inanca ve vatanseverliğe sıkılan kurşunlardı. O gece, Gebze sokakları bir terzi kalfasının kanıyla kutsandı. O, inandığı değerlerden dönmediği, boyun eğmediği ve doğru bildiği yoldan sapmadığı için hedef seçildi. 10 Ağustos 1979’da, Ramazan gecesinin sessizliğinde, bir şehit olarak ebediyete yürüdü. Niyazi Şahin, hayatını adadığı vatan için, en kutsal gecelerden birinde, korkusuzca, fedakârlığın en yüce mertebesine erişti.
"Terzinin ipliği koptu o gece. Ama Niyazi Şahin’in kanıyla dokuduğu fedakârlık kumaşı, 10 Ağustos 1979’dan beri bu milletin üzerinde bir şeref zırhı olarak durmaktadır."