"Bazı hayatlar, sadece bir dava uğruna yaşanır; öyle ki, 20 yıllık bir ömür, koca bir millete destan olur."
TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN YILDIZI: İBRAHİM TAY
İbrahim Tay. Malatya'da doğmuş, Malatya'da vatan aşkıyla büyümüş, ismini tarihin altın defterine yazdıran bir Türk Milliyetçisi. O, sadece bir fert değil, geleceğin ülkülerini yüreğinde taşıyan gür bir sesti. Daha 20 yaşındaydı; hayatının baharında, sorumluluklarını cesaretle yüklenmişti. O, idealleri uğruna savaşmayı seçmiş bir Ülkücü Şehit’ti.
ALIN TERİ VE VAKUR DURUŞU
Hayat, İbrahim Tay’a lüks değil, çile sunmuştu. Turan Emeksiz mahallesinde ikamet eden bu genç, babasını erken kaybetmenin ağır yükünü omuzlamıştı. O, sadece bir idealist değildi; aynı zamanda ailesinin kalesiydi. Malatya Sümer Akşam Lisesi'nin son sınıfında öğrenim görmesine rağmen, günlerini sıralarda değil, alın teriyle rızk peşinde geçiriyordu. Gündüzleri hem anasının, hem de kardeşlerinin nafakası için durmadan çalışıyordu. Onun hayatı, vatan sevgisi ile aile sorumluluğunun omuzladığı çifte bir nöbetti. İbrahim Tay, gençliğinin baharını, fedakârlığın en kutsal eylemiyle mühürlüyordu.
KARANLIKTA ATILAN SON ADIM
Takvimler, Malatya tarihine utançla yazılacak olan o 14 Nisan 1978 akşamını gösteriyordu. Saatler 21.30 sularına yaklaştığında, İbrahim Tay, günün yorgunluğunu adımlarına yüklemiş, Turan Emeksiz Caddesi'nde evine doğru yürüyordu. Bu, basit bir eve dönüş değil, davasının son neferinin, ailesine doğru attığı kararlı bir adımdı. Ancak karanlık, korkakça pusu kuran hainleri gizliyordu.
Devrimci solcu-komünist unsurlar, bir kahramanın yolunu kesti. Tek başına bir yiğide karşı, kalabalık bir düşman cephesi kurulmuştu.
BOZKURT BEDENİNDEKİ HANÇERLER VE YÜCELİŞ
Saldırı, kahpece ve insanlık dışıydı. Önünü kesen canilerden ikisi, İbrahim Tay’ın kollarını tutarak onu hareketsiz bırakmaya çalıştı. Ancak o, teslim olmanın ne olduğunu bilmeyen bir ruhtu; bu çaresiz ana rağmen direnişi yüreğiyle sürdürüyordu. Bir diğeri, soğuk bir şişi ülküdaşımızın bedenine sapladı.
Ancak bu, saldırının sonu değildi. Kinleri ve hınçları akıllarını almıştı. Hepsi birden, bıçaklarla ve şişlerle defalarca o bozkurt bedenine saldırdılar, ölümcül yaralar açtılar. İbrahim Tay, sadece bir öğrenci-işçi değil, bir idealin kalesiydi; ve o kale, hainlerin çokluğuna rağmen yıkılmadı, şehadet mertebesine yükseldi.
ŞEHADET ANITI
Ağır yaralı İbrahim, can pazarı içinde Halk Hastanesi’ne kaldırıldı. Ama kader, en acı yüzünü gösterdi; kapılar yüzüne kapandı, "Kapalıyız" denilerek geri çevrildi. Hızla Devlet Hastanesi’ne yetiştirilmeye çalışıldı.
Fakat o kısa sürede yaşanan acımasız kayıp, geri dönülmezdi. O'nun yüreği vatan aşkıyla, bedeni ise kanıyla yıkanmıştı. Aşırı kan kaybetmişti. İbrahim Tay, kurtarılamadı. Malatya, 14 Nisan 1978 akşamında, 20 yaşında, alın teriyle kazandığı rızkı ve kanıyla vatan aşkını mühürlemiş bir kahramanı, Ülkücü Şehit İbrahim Tay’ı sonsuzluğa uğurladı.
"O, 20 yaşında bu milletin vicdanına bir mühür vurdu. Hainliğin karanlıkta kestiği her ülkücü yol, onun adıyla aydınlanacak; çünkü İbrahim Tay, sadece yaşamadı; öldü ve böylece sonsuza dek var oldu."