"Bazı adamlar, sadece ekmek kazanmak için değil; adalet, ahlak ve vatanın ebedi istiklali için çalışır. Onların makasları, sadece tren yollarını değil, tarihin yönünü de belirler."
KİMLİĞİ VE BİLDİĞİ YOL
Malatya'nın Hekimhan ilçesinin sarp topraklarında yeşeren bir iradeydi Ramazan Bayram. O, ne saraylarda büyüdü ne de kürsülerde sesini duyurdu. O, sıradanlığın arkasındaki en büyük kahramanlık destanını yazan bir emekçiydi; alnının teriyle hayatını kazanan bir İŞÇİ.
Devlet Demir Yollarında, koca bir memleketin yükünü sırtlanan çelik ağları yönlendiren bir MAKASÇI olarak çalışıyordu. Onun elindeki makas, sadece rayları değil; dürüstlüğü, çalışkanlığı ve ahlakı da doğru istikamete çeviriyordu. O, ailesi için bir direk, memleketi için ise sessiz bir dayanak noktasıydı.
ALTI YÜREK VE BÜYÜK SUÇ
Ramazan Bayram, omuzlarında büyük bir mesuliyet taşıyordu: EVLİ VE ALTI ÇOCUK BABASIYDI. Onun her adımı, altı masum çocuğun geleceği için atılıyordu. Hayatını adadığı prensipler, karakterinin özünü oluşturuyordu; o, AHLAKLI, ÇALIŞKAN VE DÜRÜST bir adamdı.
Peki, bu temiz ve onurlu hayatın bedeli neydi? O dönemde Malatya topraklarında bazıları için affedilmez olan tek bir duruşu vardı: Onun SUÇU ÜLKÜCÜ OLMAKTI. O, değerlerine olan bağlılığını, ne korkuyla ne de tehditle terk etmedi. O, sessizliğin ortasında, yıkılmaz bir ülkü adamıydı.
09 AĞUSTOS 1980: KARANLIĞIN İHANETİ
Takvimler, ihanetin en koyu gecesi olan 09 AĞUSTOS 1980 tarihini gösteriyordu. Mekân, Malatya’nın Hekimhan İlçesi, Kocaözü mevkiiydi. Gecenin zifiri karanlığı, alçaklığın pusuya yattığı o uğursuz saatlerdi: 02.15 SIRALARINDA.
Ramazan Bayram, görevine mi, evine mi yoksa bir tehlikenin üstüne mi yürüdüğünü bilmeden, alçakça bir tuzağın ortasına düştü. Komünist-solcu militanlar, sayı ve hainlikle, tek bir ülkü erinin üzerine çullandılar. Onlar, Ramazan Bayram'ın sadece bedenini susturmak istiyorlardı; ama asıl hedefleri, onun temsil ettiği sarsılmaz inançtı.
DEMİRYOLUNDA SON MAKAS
Onun davasını, iradesini veya duruşunu asla değiştiremeyeceklerini anlayan hainler, vahşetin en dibine indiler.
Önce, kahramanımızı kurşunladılar. Beden, ağır yara alsa da, ruhu ve inancı dimdik ayaktaydı. O son anlarda bile, Ramazan Bayram'ın gözlerinde pişmanlık değil, sadece yürüdüğü yolun asaleti parlıyordu.
Fakat en büyük vicdansızlık, son darbede gizliydi. Ömrünü onurla çalıştığı, ekmeğini kazandığı o çelik raylar, onun son durağı yapılmak istendi. Cani eller, onu DEMİR YOLLARININ ÜZERİNE ATARAK FECİ ŞEKİLDE ÖLÜMÜNE SEBEP OLDULAR.
Ramazan Bayram, demiryolu makasçısı olarak ömrü boyunca doğru yolu göstermişti; şehadetiyle de, ülkücü duruşun bedelini ve kahramanlığını gösterdi. O, 09 Ağustos 1980’de, Malatya’nın soğuk rayları üzerinde devleşerek, adını ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER KERVANI'NA mühürledi.
"O, altı çocuğunun yetimliğini vatanın istiklaline adadı. Ramazan Bayram, bir makasçının demir yollarını değil; bir kahramanın fedakârlık çizgisini sonsuzluğa taşıyan ebedi bir destandır."