"Bazı adanmışlıklar, yalnızca 19 yıllık bir ömre sığdırılacak kadar büyük değildir; onlar, milletin hafızasına kanla yazılmış birer yemin olur."
ARITAŞ'IN GENÇ YEMİNİ
Adı, geleceğe adanmışlığın fısıltısıydı: NURULLAH CEREN. Doğduğu topraklar, duruşunun da kalesi oldu: Kahramanmaraş’ın Afşin İlçesi, Arıtaş Kasabası. Henüz hayatının baharındaydı, sadece 19 yaşında. Afşin Lisesinin sıralarında oturuyor, mesleği kâğıt üzerinde "ÖĞRENCİ" diye yazılsa da, ruhunda taşıdığı yemin onu, davasının en nefer kılıyordu. O, sadece ders kitaplarını değil, milletinin çilesini okuyan, gençliğinin tüm gücünü ülküye adayan bir fidandı.
KARDEŞLİK VE ÇARŞININ GÖLGESİ
Takvimler, zulmün pususunu kurduğu o karanlık günü gösteriyordu: 08 AĞUSTOS 1978. Arıtaş kasabasının çarşısı, günlük hayatın telaşı içindeydi. Nurullah Ceren, en güvendiği kişiyle, ağabeyisiyle birlikte omuz omuza yürüyordu. Bu, sıradan bir gezinti değil, aynı ülküye bağlı iki yiğidin, yan yana duruşunun sessiz göstergesiydi. Ancak bu masum kardeşlik yürüyüşü, kin ve nefretle bilenmiş bir ihanetin hedefi olacaktı.
İMANIN ÇATIŞMASI VE KAHPE PUSU
Ansızın, sokakları zehirleyen o karanlık zihniyet, planlı bir saldırıyla ortaya çıktı. Bir grup devrimci-solcu-komünist saldırgan, Nurullah ve ağabeyisine saldırdı. Bu sadece bir kavga değil, bir fikrin ve bir inancın, topyekûn bir düşmanlıkla karşı karşıya kalışıydı. O anlar, Kahramanmaraş’ın Arıtaş’ında, imanla ihanetin amansız çarpışmasına sahne oldu. Nurullah Ceren, bu menfur pusu sırasında ağır yara aldı.
YARALI YÜREKLERE İNDİRİLEN ZULÜM
Zulmün en vicdansız ve en alçak yüzü, kahramanlarımızın yaralandığı o anda ortaya çıktı. Yaralı ülküdaşlarımızın hayata tutunma çabası dahi engellendi. Onları hastaneye götüren araç, gözü dönmüş saldırganların attığı taşlarla bombardımana uğradı. İnsanlık dışı bir nefretle, ambulansın yolu kesildi, yardımın ulaşması engellendi. Nurullah Ceren ve dava arkadaşları için o anlar, sadece aldıkları yaralarla değil, maruz kaldıkları vicdansızlıkla da sınandıkları, dayanılması güç bir çileye dönüştü.
SON NEFESE KADAR DİRENİŞ
Ancak, bir kahramanın azmi, zulmün taşlarını aştı. Olay yatıştıktan sonra, ağır yaralı Nurullah, uzun ve acı dolu bir yolculuğa çıkarıldı. Önce Elbistan Devlet Hastanesine ulaştırıldı; umutlar tükenmesin diye, daha iyi bir tedavi için Malatya’da başka bir hastaneye nakledildi. Genç bedeni, günlerce süren yoğun bir mücadele verdi. O, hayata tutunmak için direndi, ancak aldığı yaralar ve maruz kaldığı vicdansızlığın bıraktığı derin izler, genç bir fidanın gücünü tüketti. Tıbbın tüm çabalarına rağmen, milletinin davasına adadığı hayatı son buldu.
08 AĞUSTOS 1978 günü, Nurullah Ceren, hakikatin yanında durmanın bedelini ödeyerek ŞEHİT oldu.
"O, sadece 19 yaşında bir öğrenci değildi; o, hayatını çelikten bir inanca adamış ve adını, zulme karşı duranların destanına yazdırmış bir kahramandı."