"Bazı ruhlar, ömürlerinin kısalığına sığmayacak kadar büyük bir destanı kalplerinde taşırlar."
KİMLİĞİNİN IŞIĞI VE YİĞİTLİĞİ
Ankara’nın kalbinde, Şentepe’nin 1. Durağında, henüz hayatının baharında, 19 yaşında bir fidandı. Adı, Mehmet Ayhan. Yaşamı, dürüstlük ve emeğin en saf timsaliydi. O, cephede kılıç sallayan bir asker değil, elinin emeğiyle geçinen, terzi kalfası olarak çalışan, sessiz bir kahramandı. Mesleği, kumaşları ilmek ilmek dokumaktı; ancak gençliğinin tüm ihtişamını ve adanmışlığını, inandığı ülkülerin sarsılmaz kumaşına adamıştı. O’nun hikayesi, gençliğini bir ideale feda edenlerin destanıydı.
GECENİN ÇAĞRISI
Takvimler 1980 yılının karanlık ve çalkantılı ağustos ayını gösteriyordu. O gece, Ramazan ayının manevi huzurunda, ruhunu arındırmak için evinin yakınındaki camiden ayrılıyordu. Teravih namazının sükûneti ve imanın verdiği huzurla, adımları evine doğru yönelmişti. Ne var ki, karanlık, masumiyetin yolunu kesmek için pusu kurmuştu. Silahlı dört komünist militan, bir anda önünü kesti. Dört zalim gölge, bir imanı rehin almak, bir ruhu karartmak için oradaydı. Huzur dolu gece, zorbalığın çirkin çığlığıyla bozuldu. Mehmet Ayhan, zorla, bilinmezliğe doğru götürülüyordu.
İMANDA DİRENİŞİN UZUN GECESİ
Onu, aynı bölgede bulunan Kooperatif Evleri inşaatının ıssızlığına, taşın ve çamurun arasına sürüklediler. O inşaat, Mehmet Ayhan için bir işkencehaneye, vicdanın ve imanın çetin bir muharebe meydanına dönüştü. O dört cani, sadece bir vücudu kırmak istemiyorlardı; onlar, 19 yaşındaki bir gencin kalbinden inancını sökmeyi, duruşunu yıkmayı amaçlıyorlardı. Ancak Mehmet Ayhan, bu alçakça saldırılar karşısında çelikten daha sağlam bir irade gösterdi.
Zalimlerin işkencesi, Ramazan gecesinin o uzun karanlığında, sabaha kadar sürdü. Her darbe, Mehmet Ayhan'ın davasına olan adanmışlığını bir kez daha pekiştirdi. O, işkencenin en vahşi haliyle yüzleşirken bile, ruhunun bayrağını yere düşürmedi. O gece, bedeni hapsedilmiş olsa da, 19 yaşındaki bir yiğidin imanı, en acımasız düşmana karşı direnen, yenilmez bir kalkan oldu.
SEHERİN MÜHRÜ: 08 AĞUSTOS 1980
Nihayet, Ankara semaları 08 Ağustos 1980 tarihli yeni bir seheri müjdeledi. Ancak bu seher, bir zaferin değil, yürek yakan bir şehadetin şafağıydı. Sabaha kadar süren o karanlık direnişin ardından, işkencenin sona ermesiyle Mehmet Ayhan, Hakk'a yürüdü.
O, 19 yaşında, hayatının baharında, inancından vazgeçmeyişinin bedelini ödedi. Bir terzi kalfası olarak başladığı hayatını, milletinin vicdanına kazınmış bir kahramanlık mührüyle tamamladı. Bedeninin emaneti, Ankara Karşıyaka Mezarlığı'nın kutsal toprağına defnedildi; ama onun direnişi, 1980 yılının o karanlık günlerine bir yıldız gibi doğdu.
"Bir yiğidin son nefesi, bütün bir milletin vicdanına yazılmış en büyük yemindir."