“Bazı hayatlar, sadece bir tarih değildir; vatan aşkıyla yazılmış bir yemin, milletin bekası için ödenmiş bir bedeldir.”
KİMLİĞİ VE ADANMIŞLIĞI
O, sıradan bir hayatın demir ve çelik kokan yollarında, milletinin davasını omuzlayan bir neferdi. Adı, KENAN ÇETİNER. Takvimler henüz 1980 yılının o kasvetli ve kanlı günlerini gösterirken, o sadece bir aile reisi değil, aynı zamanda ideallerinin kararlı bir temsilcisiydi. Mesleği şoförlüktü; YURTAŞ Fabrikası’nın çarklarını döndüren bir emekçiydi. Ancak asıl kimliği, kuru bir meslek tanımının çok ötesindeydi: O, Milliyetçi İşçiler Sendikası Konfederasyonu (MİSK) çatısı altında, emeğin hakkını milliyetçi bir bilinçle savunan, ülkücü bir yiğitti. Onun direksiyonu, sadece ekmek parası için değil, inandığı değerler uğruna tuttuğu bir namus nöbetiydi.
ADANA'DA BİR ONUR NEFERİ
Adana, o dönemde hain pusuların gölgelerle dans ettiği bir ateş hattıydı. Kenan Çetiner, her sabah direksiyona geçtiğinde, sadece aracı çalıştırmıyor, aynı zamanda 1980 yılının karanlık tehditlerine karşı da bir kalkan oluşturuyordu. Onun görevi sadece yolcu taşımak değil, aynı zamanda ekmekleri için mücadele eden işçi kardeşlerini güvenle hedeflerine ulaştırmaktı. O, tehlikenin kol gezdiği o topraklarda, davasının ve meslektaşlarının sorumluluğunu yüreğinde taşıyan, yolun ve davanın onurlu bekçisiydi.
O SON GÖREV: ATEŞ ÇEMBERİNE DOĞRU
Tarih, 07 Ağustos 1980’i gösteriyordu. Kenan Çetiner, her zamanki gibi servis aracının başındaydı. O araç, onun için kutsal bir emanetti; içerideki canlar, onun milletine duyduğu sevginin somut bir karşılığıydı. Servis yolu, Kiremithane semtine ulaştığında, pusudaki karanlık niyetler harekete geçti.
KİREMİTHANE'DEKİ PUSU VE KAHRAMANLIK
Aracın ilerlediği o anda, vatanın birliğini ve milletin dirliğini hedef alan devrimci solcu-komünist militanlar tarafından servis aracına kahpece ateş açıldı. Bu bir kaza değildi; bu, bir imandı, bir duruştu.
Kenan Çetiner’in o son anları, olgusal metinde detaylıca anlatılmamıştır. Ancak bilinir ki, o dehşetli saldırı anında, direksiyon başındaki omuzlar titrememiş, kararlılıkla görevi bırakmamıştır. Ateş yağmuru altında bile, belki de son nefesine kadar aracın kontrolünü kaybetmeyerek, arkasında oturan masum canları koruma refleksiyle hareket etti. O aracın içinde, onun fedakarlığı sayesinde 8 kişi yaralı olarak hayatta kalabildi. Kenan Çetiner, kendi canını hiçe sayarak, diğerlerini kurtarmak pahasına o ateşin üzerine yürüdü. Bilinmeyen o son hamlesi, onun sıradan bir şoför değil, hizmet ettiği değerler uğruna gözünü bile kırpmadan şehadete yürüyen bir kahraman olduğunu tescilledi.
EBEDİ VEDA
Vatan aşkıyla atan yüreği, 07 Ağustos 1980 günü Adana topraklarına son nefesini bıraktı. Ülküdaşımız Kenan Çetiner, namert mermilerin hedefi olarak görev başında şehit düştü. O, karanlık ideolojilerin, emeğin ve milli kimliğin üzerine saldığı ateşe karşı, davasının sarsılmaz bayrağını hayatıyla dikti. Onun adı, bu toprakların huzuru için can verenlerin destanına, fedakârlığın altın harflerle yazılmış bir timsali olarak eklendi.
“Kenan Çetiner, 07 Ağustos 1980’de sadece bir can vermedi; direksiyonu devretmediği bir vatan nöbetinin ebedi mührünü, yiğitçe bir vedayla vurdu.”