“Gökyüzü karardığında bile, ülkü uğruna yürüyenler vardır; onların varlığı, vatanın sarsılmaz tapusudur.”
ADANMIŞLIĞIN KİMLİĞİ
O, Aydın'ın bereketli topraklarının yetiştirdiği, 27 yıllık bir çınardı. Adı Recep Köse. Bir kahramanlık hikâyesinin sadece olgusal satırları arasında kaybolmayacak kadar derin bir ruha sahipti. Evliydi, geride iki küçük fidan bırakmıştı; onlar onun bu dünyadaki en kıymetli miraslarıydı. Aydın'ın Cumhuriyet Mahallesi’nde sade bir hayat sürerdi. Hangi mesleği icra ettiği, günlük geçimini nereden sağladığı satırlarda yazılı değildir; zira onun gerçek mesleği, ruhunu adadığı, uğruna canını ortaya koyduğu büyük ülkü davasıydı. Onun varlığı, hayatını gerideki vatan sevdasına adamış isimsiz yiğitlerin timsaliydi.
YASAKLI YILLAR VE OCAĞIN ATEŞİ
Takvimler 12 Eylül 1980 darbesinin karanlığını gösterdiğinde, vatanın üzerine bir sis perdesi inmiş, tüm derneklerin, teşkilatların kapıları mühürlenmişti. Ama büyük bir davanın ateşi, kilitlerle söndürülemezdi. İşte bu zorlu, yasaklı yıllarda, Recep Köse ve dava arkadaşları sessiz kalmayı reddettiler.
Onlar, adanmışlığın yeni bir sancağını yükselttiler: "Bizim Ocak Dergisi"nin gölgesinde yeniden bir araya geldiler, yeminlerine sadık kaldılar. Recep Köse, bu gizli direnişin, ülkücü teşkilatlanmanın kritik bir neferi olarak görev aldı. O, devrilen bir direğin yerine inatla dikilen, davasının sönmez bir meşalesiydi.
BİR BAYRAM SABAHI, SON YOLCULUK
1987 yılının Kurban Bayramı geldiğinde, tüm yurt aileleriyle huzur içinde bayramlaşırken, adanmışların görevi bayram tanımazdı. Bu, rahatlık ve dinlenme vakti değil, dava için bir hizmet anıydı.
06 Ağustos 1987 sabahı, Recep Köse, bir kahramanlık vazifesini yerine getirmek üzere yola çıktı. Yanında Başkan Kubilay Ançin, Suat Hayri Bolu ve Yaşar Yazıcı vardı. Dört yiğit, omuz omuza, milletin emanetini toplamak için Çine ilçesine doğru ilerliyordu. Görevleri, kurban derilerini toplayarak ocaklarının ve teşkilatlarının ayakta kalmasına katkı sağlamaktı. Bu, sadece maddi bir destek toplamak değil; zorlu günlerde dahi milletin birliğine ve davasına sahip çıkma yeminiydi.
SÖZÜN BİTTİĞİ YER
Recep Köse ve yoldaşları, bu kutsal yolculuğun zirvesine çıkmak üzereyken, alınlarına yazılan büyük fedakârlık ile yüzleşmek zorunda kaldılar.
Çine yolunda, hizmet için attıkları o kararlı adımlar, bir trafik kazası neticesinde ansızın durdu. Onlar, görev başında, vatanın derdiyle dertlenirken, bayramı tebliğ etmek için koştururken düştüler.
06 Ağustos 1987 tarihinde, Aydın toprakları, kendisini büyüten ve uğruna canını veren dört yiğidi bağrına bastı. Recep Köse, 27 yıllık ömrünü, iki çocuğunun sevgi dolu yüzünü ve yuvasının sıcaklığını ardında bırakarak, ülküye giden yolda şehitlik makamına ulaştı. O sadece bir kazada can vermedi; o, zorlu bir görev uğruna yürüdüğü yolda, bir feda anıtı olarak tarihe geçti.
“Adı, Aydın'ın Cumhuriyet mahallesinden yükselip, vatanın göğsüne yazılan ebedi bir anddır.”