"Bazı hayatlar kısadır; ancak her saniyesi, uğruna ölünecek bir inancın destanıdır."
ADI VE DOĞUM YERİ: TERZİ’DEN YÜKSELEN SES
Ankara semalarına 06 Ağustos 1979’da yazılan bir fedakârlığın adıydı Ali Kemal Fidan. Sadece otuz gün sonra 19 yaşına girecek, hayatının baharında bir fidandı. Doğum yeri Terzi’nin sadakatini ve mertliğini kalbinde taşıyan bu genç ülküdaşımız, dar ve zorlu bir dönemin ortasında, sadece inancı için değil, vatanının geleceği için de görev bilinciyle yaşadı.
18 YAŞIN SİPERİ VE ADANMIŞLIK YEMİNİ
Ali Kemal Fidan, gençliğin tüm coşkusuna ve hayallerine sahipken, basit bir hayatın çilesini omuzladı. O, zanaatıyla onur duyan bir terziydi. Rızkını alın teriyle, Siteler bölgesinde iğnesinin ve makasının ucunda kazanıyordu. Bu, kuru bir meslek tanımı değil; ülkü uğruna verilen mücadelenin yanında, hayata karşı da dürüst ve onurlu bir duruşun simgesiydi. 18 yıllık kısa ömrüne sığdırdığı bu adanmışlık, onun mesaiye gitme kararlılığını, davasına olan bağlılığının göstergesi kılıyordu. O, sadece bir usta değil, aynı zamanda gelecek nesillere bırakılacak temiz bir emanetin taşıyıcısıydı.
GÖREVE GİDEN YÜREK
O karanlık gün, 06 Ağustos 1979 sabahı, her zamanki rutin, kaderin çizdiği son yolculuğa dönüştü. Gültepe Mahallesindeki evinden çıktı, sırtında işinin ve davasının yüküyle. Ali Kemal, adımlarını attığı her an, ülkesi üzerindeki puslu havayı dağıtacak güneşli günlerin hayalini taşıyordu.
Ancak, bazen adanmışlığın yolu, mezarlıkların eşiğinden geçer. Ali Kemal Fidan, görev yerine doğru yürürken, Asri Mezarlığının önünde, karanlığın pususunu kurduğu yere ulaştı. Orası, milletin düşmanlarının, devrimci solcu-komünist militanların kin ve nefretle bilenmiş silahlarını doğrulttuğu noktaydı.
ZULME KARŞI DİK DURUŞ VE SON NEFES
Ali Kemal Fidan, bu hain saldırının ortasında kaldı. O, sivil bir hayalin peşinde koşan bir işçiydi; karşısındaki ise, genç bir yüreğe sıkılmış mermilerin soğukluğu. Silahlı saldırı sonucu ağır yaralandı.
Hemen hastaneye kaldırıldı; umut, genç canı hayatta tutmak için son bir çaba gösterdi. Ancak 18 yaşındaki bu kahraman, ülkü davasına olan borcunu en yüce bedel ile ödemişti. Gösterilen tüm çabalara rağmen, Ali Kemal Fidan kurtulamadı. O, artık sadece bir terzi değil, ülkücü hareketin ebedi şeref defterine adını kanıyla yazdıran bir ŞEHİT olmuştu. Ali Kemal Fidan, o gün Ankara’da düşerek, adanmışlığın ve cesaretin ölümsüz bayrağını göndere çekti.
"O, bir terziydi; ancak kaderi, milletin tarihine ebedi bir bayrak dikmek oldu."