"Bazı hayatlar, millete adanmış bir yeminle başlar ve bu yemin, kanla mühürlenene dek devam eder. Ömer Adnan Yılmaz'ın hikayesi, işte o mühürdür."
MİLLETİN YÜREĞİNDEKİ SANCAR
Samsun’un yiğit toprağı, Havza’nın Ilıca Kasabası, 1954 yılında, fırtınalı bir çağın ortasında Ömer Adnan Yılmaz’ı ağırladı. O, bu toprağın ruhunu taşıyan, köklerine bağlı bir evlattı. Henüz bekardı; zira gençliğinin tüm enerjisini ve geleceğe dair tüm umutlarını kişisel hayaller yerine, daha büyük bir davaya adamıştı. Havza’da ailesiyle birlikte ikamet ederken, yaşamını sadece bir meslekten ibaret kılmadı; o, vatanın sancak taşıyıcısı olmayı seçti.
CUMHURİYET CADDESİ'NDEKİ MİLLİ RUH
Lise eğitimini tamamladıktan sonra, bir esnaf olarak babasının Cumhuriyet Caddesi üzerindeki Züccaciye dükkanının başına geçti. Ancak bu dükkan, onun sadece ekmek kapısı değil, aynı zamanda milli davanın Havza’daki karargâhıydı. Ömer Adnan Yılmaz, sıradan bir dükkan sahibi olmanın çok ötesinde, Ülkücü Gençlik Derneği (ÜGD) Havza şubesinin eski başkanıydı. Bu liderlik vasfı, onu karanlık güçlerin hedef listesinde parlak bir ışık haline getiriyordu. O, dükkanında her sabah kepenkleri açarken, bir ülkücünün vicdanını, duruşunu ve çelikleşmiş iradesini de sergiliyordu.
VUSLAT VAKTİ: 05 AĞUSTOS 1980
Takvimler, ülkenin en çetin imtihanlarından geçtiği bir günü, 05 Ağustos 1980 Salı’yı gösteriyordu. O gün, Samsun’da, Cumhuriyet Caddesi üzerindeki o mütevazı dükkan, sıradan bir öğle saatini yaşıyordu. Ömer Adnan Yılmaz, her zamanki gibi davasının ve işinin başındaydı.
Ancak bu rutin, alçakça planlanmış bir baskınla bozuldu. Kalabalık bir grup halinde organize olan devrimci solcu-komünist militanlar, dükkana kin ve nefretle yürüdü. Bu, ne bir tartışma ne de bir çatışmaydı; bu, inancına sadık kalmış bir lidere yönelik, korkakça düzenlenmiş bir infazdı.
ALNINDAKİ KAHRAMANLIK MÜHRÜ
Korkaklar silahlarını ateşlediğinde, Ömer Adnan Yılmaz’ın o anki duruşu, tarihin en cesur karelerinden biri oldu. O, geri çekilmedi, sığınmadı. Yüreğindeki vatan sevgisiyle attığı son adım, onun alın yazısıydı.
Alçakça sıkılan mermiler, geri dönülmez bir kararlılığın, bir davanın son tanığı oldu. Ağır yara alan Ömer Adnan Yılmaz, babasının dükkanında, yani davasına hizmet ettiği yerde, şehitlik mertebesine ulaştı. O gün, Samsun Havza, yiğit bir evladını, ülkü uğruna canını feda eden bir kahramanını ebediyete uğurladı.
Ömer Adnan Yılmaz, son uykusunu Havza Mezarlığı’nda uyumaktadır. Ancak onun alnındaki yara izi, sadece kişisel bir fedakârlık değil; bir milletin bağımsızlık ve inanç mücadelesine vurulmuş, silinmez bir kahramanlık mührüdür.
"Bazı yenilgiler, tarihe zafer olarak yazılır; çünkü kahraman, düşmanın en büyük kozunu, yani hayatını, imanla alt etmiştir."