"Bazı hayatlar takvimlerle değil, adanmışlıkla ölçülür. O, yurdun aydınlık yüzü, kalemi de kalkanı yapandı."
KİMLİĞİ VE YURDA ADANMIŞLIK YEMİNİ
VAN’ın çetin, soylu toprakları olan Erciş’te doğdu. Ancak kaderi, sadece yurdun bir köşesiyle sınırlı kalmayacak, 1980 yılının fırtınalı ADANA’sında mühürlenecekti.
İlhan Demir, takvimler 1959’u gösterirken dünyaya gelmiş, ancak 05 AĞUSTOS 1980’de ebediyete yürürken henüz 21 yaşındaydı. Hayatının baharında, önünde uzanan tüm güzelliklere rağmen, o, zorlu bir yolu seçmişti. Bir eşti ve en önemlisi, geleceği temsil eden bir kız çocuğunun babasıydı. Ailesine duyduğu sevgi kadar derin ve güçlü bir bağla milletine bağlıydı. Bu genç adam, idealist duruşuyla, sadece ailesinin değil, tüm yurdun geleceği için de nöbet tutuyordu.
İDEALİN SİPERİ: ÖĞRETMENLİK VE MÜDÜRLÜK
Konya Selçuk Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği bölümünden mezun olan İlhan Demir, yalnızca harflerin değil, milli şuurun da yılmaz bekçisi olmayı seçmişti. Öğretmenliği bir meslekten öte, bir kalkan olarak görüyordu.
Adana Karşıyaka Lisesi’nde müdür olarak görev yapıyordu. Onun makamı, bürokratik bir oda değil, genç zihinleri koruduğu, ilim ve irfanı yeşerttiği bir siperdi. O, ÜLKÜ-BİR (Ülkücü Öğretmenler Derneği) Adana Şubesi’nin onurlu bir üyesiydi; yani sadece sözle değil, eylemle de ülkücü davanın adanmış bir neferiydi. O yılların kanlı karmaşasında, okulunu ve öğrencilerini kaosun pençesinden korumak için her gün dimdik ayakta duruyordu.
O KARANLIK GÜN VE SON VARDİYA
Ağustos 1980, Adana’nın sıcağıyla yandığı, ancak asıl ateşin sokaklarda yakıldığı günlerdi. Tarih 05 Ağustos’u gösterdiğinde, İlhan Demir her zamanki gibi yerindeydi. Sorumluluk bilinciyle, ölümün kendisini beklediğini bilse de, görevinden geri durmayarak çalışıyordu. O, makamını terk etmeyen bir komutanın kararlılığıyla, okulu, yani kutsal vatan nöbetini tuttuğu sığınağı başında bekledi.
Ancak karanlık, ışığın en parlak olduğu yere saldırdı.
OKUL BAHÇESİNDE YAZILAN DESTAN
Huzurun ve eğitimin yuvası olması gereken Adana Karşıyaka Lisesi, o karanlık anlarda düşman postallarıyla kirlendi. Devrimci solcu-komünist militanlar, bu onurlu eğitim ocağını vahşice bastılar.
İlhan Demir, geri çekilmeyi ya da teslim olmayı bir an bile düşünmedi. O, temsil ettiği değerlerin ve savunduğu gençlerin önünde, müdür odasında değil, alnı açık, yüreği çelikleşmiş bir nefer gibi durdu. Kaçmadı. Korkmadı.
Onu, o kutsal kurumun kalbi olan, öğrencileriyle birlikte yürüdüğü okul bahçesinde kurşunladılar. Bir feragat anıydı bu; makamını ve duruşunu canıyla mühürleyen bir kahramanlık. İlhan Demir, 21 yıllık kısa ama destansı hayatını, inandığı değerler uğruna, bir okul bahçesinde şehadet şerbetini içerek tamamladı.
ERÇİŞ’E ONURLU DÖNÜŞ
Genç yaşta toprağa düşen bu kahramanlık, Adana’nın sokaklarında yankılanan acıyla birlikte, doğduğu topraklara doğru yola çıktı. Naaşı, son istirahatgâhı için yola çıkardığı VAN-ERÇİŞ’e defin edildi.
Geriye, 21 yaşında, fedakâr bir baba, idealist bir müdür ve vatanına adanmış bir ülkücü olarak bıraktığı onurlu miras kaldı. O, sadece Adana Karşıyaka Lisesi’nin bir şehidi değil, gençliğin cesaret ve adanmışlık destanıdır.
"Onlar sadece bir can almadılar. Onlar, bir milletin ruhuna yazılan, yaşı 21’de dondurulmuş bir kahramanlık şiiri yazdılar."