"Bazı hayatlar rakamlara sığmaz; adanmışlık, millet uğruna atılan her adımda yankılanır."
I. YÜREĞİ ANKARA KADAR GENİŞ OLAN ADAM
O, Ankara’nın kalbinden, Bala’nın Yayla Köyü’nden yükselen bir sesin, adanmış bir ruhun temsilcisiydi: ÜLKÜCÜ ŞEHİT SATILMIŞ BADEMCİ. Toprağın sarsıldığı, davanın çetinleştiği 1980 yılında, o, bir idealin bayrağını omuzluyordu. Yaşadığı zorlu günlerin izlerini taşıyan sakallı çehresi, sadece bir babanın değil, aynı zamanda memleketinin geleceğine sahip çıkan bir zanaatkârın vakarını temsil ediyordu.
II. ZANAATKÂRIN VE BABANIN ADANMIŞLIĞI
Satılmış Bademci, sadece 35 bahar görmüştü; ancak ömrüne dört çocuğun umudunu ve evliliğin ağır sorumluluğunu sığdırmıştı. Türközü-Ateşderesi mahallesinde yuvasını kurmuş, elleriyle sanat yaratan bir esnaf, bir zenaatkârdı. Onun atölyesi, cam ve bardak kesme sanatının inceliğiyle bezenmişti; o, kestiği camlarda sadece deseni değil, memleketinin geleceğini de parlatıyordu. Yazıhanesi, mücadelenin en sıcak noktalarından Cebeci’deydi; o, hayatını idame ettirdiği bu merkezi, aynı zamanda ülkücü duruşunun da kalesi yapmıştı. Oğul Galip Bademci ve Muhtar Çetin Yüce’nin şahitliğinde, o sadece bir ticaret erbabı değil, davasına yürekten bağlı bir rehberdi.
III. KADERİN BELİRLENDİĞİ GÜN: 04 AĞUSTOS 1980
Takvimler 04 Ağustos 1980’i gösterdiğinde, Satılmış Bademci her zamanki gibi dürüstlüğün ve emeğin timsali olan yazıhanesine doğru yola çıktı. O gün, yürüyüşü sadece bir iş günü mesaisi değildi; o, kendi alın yazısına doğru atılan kahramanca bir adımdı. Ancak karanlık, o sabah Cebeci sokaklarında pusu kurmuştu. Devrimci solcu-komünist militanlar, bir sanatkarın, bir babanın davasına olan bağlılığını cezalandırmak için, en alçakça yolu seçmişlerdi.
IV. HAKİKATİN SON ADIMI VE ŞEHADET
Ülküdaşımız, yazıhanesinin bulunduğu apartmana doğru son adımlarını atarken, hiçbir zaman eğmediği başını hedef alan, hain bir kurşun yağmuru başladı. Kalabalık bir kin, tek bir adamın cesaretini susturmaya çalışıyordu. Satılmış Bademci, davasının onurunu taşıyan o son yorgun adımını tamamlayamadan, katillerin kurşunlarıyla ağır yaralandı. O, düştüğü yerde bir esnaf değil, milletinin bağımsızlığı uğruna canını feda eden bir kahraman olarak şehit oldu.
Satılmış Bademci, kirli ellerin hedefi olsa da, ruhu asla teslim olmadı. Olay yerinde şehit düşerek adını ebediyete yazdırdı. Cisimleşen o kahramanlık, onu ait olduğu toprağa geri götürdü; mezarı, Ankara’nın Bala ilçesindeki Yayla köyünde, davasının sembolü olarak yatmaktadır.
"O sadece 35 yıl yaşadı, ama bıraktığı emanet, Bala’nın Yayla Köyü’nden yükselen sonsuz bir destana dönüştü."