"Her hayat bir duruşla sınanır; Rize’nin kararlı sesi, yürüdüğü yoldan dönmemenin bedelini ödedi."
RİZE’NİN KARARLI MÜHRÜ
Adı: Yusuf Muratoğlu. O, sadece bir isim değildi; Rize’nin zorlu coğrafyasında, inancın ve davanın bayrağını en yükseğe taşıyan bir simgeydi. Bu kadim şehrin toprağında doğdu, 52 yıllık ömrünü hem dürüst bir esnaf (Kırtasiyeci) olarak helal rızık peşinde koşarak hem de ülkücü davanın sarsılmaz bir neferi olarak geçirdi. Evliydi, hayatının anlamı olan üç evladı vardı. Ailesinin sıcak yuvasını, ülkesinin çetin davasıyla birleştiren, bir kale gibi dimdik ayakta duran bir liderdi O.
MÜCADELE VE ADANMIŞLIK YILLARI
Yusuf Muratoğlu’nun hayatı, sadece bir iş yerinde geçen günler zinciri değildi. O, davasına adanmışlığın en yüksek makamını temsil etti; MHP Rize Eski İl Başkanıydı. Siyasetin en keskin fırtınalarının estiği, kutuplaşmanın dorukta olduğu o kritik yıllarda, Rize'nin istiklal sesi oldu. O’nun liderliği, sadece bir başkanlık görevi değil, karanlık zihniyetlere karşı yürütülen kesintisiz bir direniş yeminiydi. Esnaf dükkanında kalem satarken de, kürsüden hakkı savunurken de, duruşu asla değişmedi: Kararlı, net ve vatan aşkıyla doluydu.
KUTSAL AYDA SON YÜRÜYÜŞ
Takvimler, ülkenin kaderinin yeniden yazıldığı 04 Ağustos 1980 tarihini gösteriyordu. Mübarek Ramazan ayının manevi huzuru şehirlerin üzerine çökmüştü. 52 yaşındaki bu yiğit başkan, günün yorgunluğunu geride bırakmış, ailesinin beklediği evine doğru yürüyordu. Bu, bir esnafın, bir babanın, bir liderin attığı son adımlar olacaktı. Her adımında, inandığı değerlerin ağırlığı ve sorumluluğu vardı.
SON NEFES VE ŞEHADET
Ancak karanlık, pususunu kurmuştu. Evine doğru attığı huzurlu adımlar, aniden silahların uğultusuyla kesildi. İki gözü dönmüş, devrimci solcu-komünist katil, alçakça bir saldırıyla O’nu hedef aldı. Bu, bir rastlantı değil, Yusuf Muratoğlu’nun temsil ettiği sarsılmaz imana ve milli duruşa sıkılan kurşunlardı.
O’na yöneltilen silahlı saldırı, ne bir uyarıydı ne de bir tehdit; doğrudan cana kasıttı. Aldığı ağır yaralar karşısında, direnişten asla taviz vermedi. Geri dönmeyi, kaçmayı ya da vazgeçmeyi düşünmedi. Yusuf Muratoğlu, tam da inançları uğruna yürüdüğü o yolda, olay yerinde, Rize’nin toprağını son nefesiyle kucaklayarak şehadet makamına yükseldi. Bir esnafın değil, davasının bekçisinin kanıyla mühürlenmiş 04 Ağustos 1980 günü, Rize’nin hafızasına kazınan bir destan oldu.
"Yere düşen bir esnaf değil, inandığı değerler uğruna son nefesini veren bir başkan, Rize’nin toprağına mühürlenmiş bir destan."