"O, adını taşlara değil, bir milletin vicdanına yazdıranlardandı. Bedeli ne olursa olsun, dönülmeyecek yeminlerin sesiydi."
KİMLİĞİN SESSİZ YEMİNİ
Büyük idealler uğruna verilen mücadelenin en çarpıcı sembollerinden biri, MUSTAFA AYBARLIK. O, yalnızca bir isim değildi; bir davanın onurunu omuzlarında taşıyan bir gönül eriydi. Bize kalan kayıtlarda, onun nereden geldiği, hangi ana kucağında büyüdüğü ya da hayatını hangi meslekle kazandığı yazmıyor. Bu bilinmezlik, onun kahramanlığını daha da yüceltiyor; zira Aybarlık, kişisel geçmişini değil, sadece adanmışlığını ve duruşunu miras bırakmayı seçmiştir. Onun gerçek doğum yeri, uğruna savaştığı topraklardı; onun tek mesleği ise, inancına olan bağlılığıydı. O, ‘Ülkücü Şehit’ sıfatını taşıyarak, tarihin en çetin dönemecinde kendi kaderini çizdi.
FATSA’DA YÜKSELEN DURUŞ
Takvimler 1980 yılını gösteriyordu. Memleketin üzerine kara bulutların çöktüğü, kutuplaşmanın en sert rüzgârlarının estiği bir dönemdi bu. Korkunun kol gezdiği bu çağda, Ordu’nun Fatsa ilçesi, inançların çelik gibi keskinleştiği bir mücadele sahasıydı. İşte Mustafa Aybarlık, tam da bu ateş çemberinin merkezinde, Ordu-Fatsa’da, inandığı değerler için son nefesine kadar siper olmaya karar vermişti. Geri çekilmenin bir seçenek dahi olmadığı, her yeni günün yeni bir fedakârlık çağrısı olduğu o karanlık coğrafyada, Aybarlık sarsılmaz bir kayaydı.
SON KARAR: BİLİNMEYENİN EŞİĞİ
Tarih, Mustafa Aybarlık’ın o son anına dair tüm detayları bizden esirgedi. OLAY GÜNÜ'nün nasıl geliştiği, hangi hain pusunun kurulduğu ya da hangi anda karşı konulmaz bir tehlikeyle yüzleştiği satırlara dökülmedi. Ancak bilinmeyen bu an, aslında onun kahramanlığının en büyük delilidir. Zira o, tehlikenin kesinliğini biliyor, adalet için atacağı her adımın bir bedeli olduğunu görüyordu.
O son karar anı; bir cüret, bir yürek çarpıntısı ve inancın zaferidir. O, karanlığın üzerine tereddütsüzce yürüdü. Hayatının son saniyelerinde bile geri adım atmayan, arkasını dönmeyen o yiğit duruş, detayların üstünde bir değer taşır. Mustafa Aybarlık, bir kahramanın nasıl yürüdüğünü ve bir davanın nasıl savunulduğunu, o sessiz, isimsiz ve bilinmez adımında göstermiştir.
03 AĞUSTOS 1980: ETERNAL YEMİN
Ve takvim yaprakları, Mustafa Aybarlık’ın fani dünyaya veda ettiği o mukaddes günü işaret etti: 03 AĞUSTOS 1980. Ordu-Fatsa’da, o topraklar, çelikleşmiş bir imanın son izini taşıdı. O gün, bir hayat sona ermedi; aksine, cesaretin, sadakatin ve vatan sevgisinin destansı bir yemini sonsuzluğa mühürlendi. Mustafa Aybarlık, kendi hayatını, gelecek nesillerin daha aydınlık bir geleceğe yürümesi için bir köprü yaptı. Adı, yalnızca resmi kayıtlarda bir şehadet tarihi olarak kalmadı; aksine, bir milletin hafızasına kazınmış ebedi bir meşale oldu.
"Mustafa Aybarlık’ın adı, bilinmezlik perdesinin ardında, bir destanın sarsılmaz başlangıcı olarak fısıldanmaktadır. Kahramanlık, detayda değil, duruşun kendisindedir."