"Bazı hayatlar, sadece yaşadıkları dönemin değil, gelecek nesillerin de yolunu aydınlatan birer meşaledir."
ERENLER’DEN MİLLETE ADANAN YÜREK
O, bir köylü çocuğu olarak doğdu. TOKAT’ın erleri yetiştiren ERENLER KASABASI’nda, toprağın sadakatini ve emeğin kutsallığını öğrenerek büyüdü. AHME T UĞURLAR, meslek hanesinde ‘İŞÇİ’ yazan, alın teriyle vatanına hizmet eden, milletinin vicdanını omuzlarında taşıyan bir kahramandı. Onun kavgası, masa başında değil, PET-KİM’in tozlu yollarında ve İzmit’in çetin sokaklarında başladı. O, sadece bir emekçi değil, davasına adanmış bir neferdi.
MÜCADELENİN YILMAZ NEFERİ
Gençliğini 1970’li yılların o ateşten gömleğine giydiren Ahmet Uğurlar, ülkücü mücadelenin sarsılmaz bir parçası oldu. O, inandığı değerler uğruna sadece destekçi olmakla kalmadı, bizzat ön saflara yürüdü. 1977 yılında, siyasi fırtınaların en şiddetli estiği dönemde, Kocaeli Yarımca İlçesinde MHP Belediye Başkan adayı olarak dimdik durdu. O, koltuğu değil, milleti için tehlikeyi göze alan, makam derdi gütmeyen bir idealistti. Askerlik görevini tamamladıktan sonra kurduğu yuvası, onun yegâne sığınağıydı. Eşi ve geride bıraktığı 2 çocuğu, onun ne denli büyük bir sorumlulukla hareket ettiğinin de en acı şahidiydi.
O KARANLIK GÜN VE SON YÜRÜYÜŞ
Takvimler 02 AĞUSTOS 1980’i gösterdiğinde, İzmit’in sabah güneşi ne yazık ki bir hain pusuya doğuyordu. Ahmet Uğurlar, sıradan bir iş gününe başlamak için evinden çıktı. O biliyordu ki, o yıllarda vatan nöbeti sadece cephede tutulmuyordu; fabrikaya giden yolda, evden işe atılan her adımda tutuluyordu.
Evinden sadece 50 metre uzaklaşabilmişti ki, vatanın birliğini hedef alan, devrimci solcu-komünist ideallerle zehirlenmiş 2 militan, arkadan fırlayan bir gölge gibi üzerine çöktü. Silahlar konuştuğunda, hedef sadece bir işçi değildi; hedef, temsil ettiği milli duruş ve ülkücü iradeydi. O, en savunmasız olduğu, ekmeğini kazanmaya giderken pusuya düşürüldü.
ŞEHADETİN EBEDİ YOLCULUĞU
Vurulan bedeni ağır yara almıştı ancak ruhu asla eğilmedi. Silah seslerini duyan çevredeki vicdanlı insanlar, son nefesini vermeden yetişmeye çalıştı, onu umutla hastaneye kaldırdı. Fakat O, yatağa bağlı kalmayı değil, davasının yolunda, göreve giderken şehit olmayı seçmişti.
Ahmet Uğurlar, hastaneye götürülürken, milletinin geleceği için attığı o son adımın bedelini ödeyerek HAKK’a yürüdü ve 02 AĞUSTOS 1980 tarihinde İzmit topraklarını kanıyla mühürledi. O, ne bir kavgada ne de bir çatışmada öldü; o, sadece işine, ailesine ve vatanına hizmet etmek için yürürken, hainliğin en karanlık örneğiyle karşılaştı. İşçiliğin erdemini, dava adamlığının cesaretiyle birleştiren bu kahraman, adını tarihin sayfalarına altın harflerle yazdırdı.
"Ahmet Uğurlar’ın 50 metrede son bulan o yürüyüşü, bir milletin varlık mücadelesinde atılan ve asla geri dönülmeyecek olan en kararlı adımdır."