"Bazı hayatlar kısa sürer ama bıraktıkları iz, bir asır sürecek destanların mührü olur. Kemal Ürer, 15 yaşında vatan toprağına düşen gençliğin ve adanmışlığın en saf timsalidir."
GENÇLİĞİN YEMİNİ VE BALIKESİR IŞIĞI
Balıkesir... Sadece bir coğrafya değil, Kemal Ürer'in kısa ama destansı hayatının hem başlangıcı hem de son durağıydı. Balıkesir'in Aygören mahallesinde büyüyen bu genç yiğit, henüz 15 yaşındayken, sıradan bir öğrencilik hayatının ötesine geçmişti. O, Balıkesir Lisesi’nin 1. sınıf öğrencisiydi; bilgiyi ve erdemi arayan bir talebe. Fakat enerjisi ve yeteneği sadece sınıflarla sınırlı değildi; Balıkesir Yıldız futbol takımının U14 oyuncusu olarak, henüz yaşanmamış şampiyonlukların ve parlak bir geleceğin de vaadiydi. Kemal, bu toprakların tüm umudunu ve saf enerjisini taşıyan, geleceğe doğru koşan bir gençti.
ATEŞ ÇEMBERİNDEN GELEN SOYADANMIŞLIK
Ancak 1980 Türkiyesi, gençlerin hayallerini yeşertmek yerine, onları ağır bir imtihanın ortasına çekiyordu. Kemal Ürer’in adanmışlığı, bir anda verilmiş bir karar değil, fedakârlıkla sınanmış bir soydan gelen bir mirastı. Aile, bu mücadelenin gölgesini ağır bir bedelle tanımıştı: Kemal’in ağabeyi Kamil Ürer, daha o karanlık olaydan tam bir yıl önce, 1979’da, yine komünist militanların kurduğu alçakça bir silahlı saldırının hedefi olmuştu. Kamil Ürer, o pusudan yaralı kurtulmuştu; fakat bu durum, ailenin duruşunu sarsmak yerine, inançlarını ve kararlılıklarını çelikten bir kalkan gibi biledi. Bu tehlikeye rağmen, Kemal ve ailesi, Balıkesir’deki inanç ve irade sancağını asla yere indirmemeye ant içmişlerdi.
ADANMIŞLIĞIN SON GECESİ
Takvimler, gençliğin umutlarının solduğu o acımasız günü, 02 Ağustos 1980’i gösteriyordu. Kemal, mübarek Ramazan ayının manevi huzurunu arıyordu. Gecenin ilk saatlerinde Zağnos Paşa Camisi'nde teravih namazını eda etti; bedenini ruhen güçlendirdi. Ardından, Balıkesir ÜYD’ye geçerek dava arkadaşlarıyla bir araya geldi, Ramazan sohbetlerinin bereketine katıldı. O anlar, belki de zorlu günlerin ortasında, omuz omuza verilen son kararlılık yeminleriydi. Kemal, sohbet bitince, vedalaşmanın hüznüyle arkadaşlarından ayrıldı ve evine doğru yola çıktı. 15 yaşındaki bir gencin, inançla geçen bir gecenin ardından yuvasına dönme sadeliği, onu bekleyen ihanetin büyüklüğünü daha da artırıyordu.
KAHRAMANIN SESSİZ VEDASI
Karaoğlan Camii’nin köşesi, o gece, karanlık bir pusuya sahne oldu. Kalplerinde kin ve nefret taşıyan komünist militanlar, bir gölge gibi bekliyorlardı. Arkadaşlık ve imanın huzurundan çıkan Kemal Ürer, bir anda kalleşçe kurulan o çemberin içine düştü. O, elinde bayrakla meydan okumadı; o sadece inancının gereğini yerine getirip evine dönüyordu. Ancak bu basit yolculuk, ideallerin kanla yazıldığı o dönemde, bir kahramanlık eylemine dönüştü. Pusudaki ellerden çıkan kurşunlar, Balıkesir’in 15 yaşındaki o futbolcusunu, o lise öğrencisini hedef aldı.
Kemal Ürer, kendi doğduğu ve büyüdüğü Balıkesir’de, inancından ve davasından asla dönmediği o son adımda, kurşunlanmak suretiyle şehadet şerbetini içti. Bir ömür sürecek hayalleri, 02 Ağustos 1980 gecesi, o köşede ebediyete kavuştu. Genç bedeni, ait olduğu vatan toprağına, Balıkesir Başçeşme Mezarlığına, bir milletin vicdanına gömüldü.
"15 yaşın baharında düşenler, sadece bir bedeni toprağa değil, tüm millete cesaretin ve imanın dersini gömerler. Kemal Ürer, adını Balıkesir’in göğüne, yıldızlar arasına yazdıran bir destandır."