“Hakikat, bazen bir yiğidin yüreği ile dört duvar arasına sıkışan koca bir devrimdir. Ali GÜCÜŞ, o devrimin ta kendisiydi.”
MERSİN'İN SÖZ VERİLMİŞ YİĞİDİ
Ali GÜCÜŞ. Bu isim, sadece bir kimlik değil, Mersin’in Erdemli ilçesinde bir davanın tohumlarını atan, sarsılmaz bir inancın mührüydü. O, 01 Ağustos 1979 tarihinde, sadece 4 devrimci solcu komünist militanın hedefi olmakla kalmadı; bir neslin yüreğine adanmışlık ateşini yakan bir meşale oldu.
Doğduğu topraklar olan Mersin-Erdemli’de, o dönemin karanlık dehlizlerinde bile ışık saçmayı kendine görev bildi. Onun eli değdiği, emeği aktığı her yer yeşerdi. Ali GÜCÜŞ’ün varlığı, Erdemli Ülkü Ocakları Derneği’nin kuruluşunda vücut buldu. O, sadece bir üye değil, ocağın harcını kararlılıkla yoğuran, gençliğe rehberlik eden bir gönül mimarıydı. Onun emekleri, davanın köklerinin ne denli derinde olduğunu ispatlıyordu.
İNANÇ UĞRUNA ATILAN SON ADIM
O gün, takvimler 01 Ağustos 1979’u gösterirken, Ali GÜCÜŞ, Mersin’deki bir akraba ziyaretinden dönmekteydi. Bu dönüş, sıradan bir yolculuk değil, Erdemli’ye, yuvasına ve davasına giden kutlu bir seferdi. Ancak, davasının büyüklüğü ve fedakârlığının ağırlığı, onu karanlık bir pusunun tam ortasına çekiyordu.
Erdemli Çamlık Yolu, o gün sıradan bir yol olmaktan çıkıp, tarihin acı bir direnişine sahne oldu.
ÇAMLIĞINDAKİ ÇELİK İRADE
Ali GÜCÜŞ’ün yolu, kin ve nefretle bilenmiş dört eli silahlı komünist militan tarafından kesildi. Sayı üstünlüğüne, tuzak ve şiddete rağmen, Ali GÜCÜŞ’ün inancı çelikten bir zırh gibiydi. Saldırı ilk başta kaba kuvvetle başladı: Taşlar havada uçuştu, sopalar bir yiğidin bedenine karşı öfkeyle savruldu.
Ancak, düşman Ali GÜCÜŞ’ün teslim olmadığını, inancından vazgeçmediğini görünce dehşete kapıldı. Taşlar ve sopalar, onun davasına olan bağlılığını zayıflatmaya yetmeyince, o karanlık eller alçakça silahlara sarıldı. Bir kişi dört kişiye karşı, bir inanç ordusu dört silaha karşı dimdik durdu.
SON NEFES, YÜKSELEN ŞEHADET
Kurşunlar, kahramanlık destanının son satırlarını yazmak üzere peş peşe patladı. Düşmanın korkakça hedef aldığı yerler, Ali GÜCÜŞ’ün hem kafası hem de vücuduydu. O, Erdemli Çamlık Yolu’nda, bir inancın kalesi olarak son nefesini verdi.
Ali GÜCÜŞ olay yerinde şehit düştü. O, 01 Ağustos 1979’da kanıyla toprağı sularken, sadece bir ülküdaşımız olarak değil, haksızlığa karşı tek başına duran bir kahraman olarak tarihe mühürlendi. Onun şehadeti, Erdemli’nin kuruluşunda attığı sağlam temellerin üzerine dikilmiş ebedi bir anıt oldu.
“Unutmayın; toprak, Ali GÜCÜŞ gibi yiğitlerin kanıyla sulanmadan, adanmışlık yemini asla yeşermez. O, 1979’da Erdemli’nin en uzun boylu ve sarsılmaz çınarıydı.”