"Bazı ruhlar, hayatın en sakin köşesinde dahi, vatan sevdasıyla yanan birer meşaledir; o meşale sönse bile, bıraktığı iz destan olur."
KİMLİĞİ VE İDEALLERE ADANMIŞ DURUŞU
O, sadece bir esnaf değildi; o, 1980 yılının çetin fırtınasında sarsılmaz duruşuyla bir çağın vicdanını temsil eden bir Türk Milliyetçisi, bir Ülkücü Şehitti. Adı, Necmettin ÜNAL. Doğduğu yer, belki de Anadolu’nun sayısız yiğit yetiştiren isimsiz köşelerinden biriydi; zira onun vatanı ve yurdu, yüreğinde taşıdığı yüksek ülkülerin hudutlarıydı.
O, sükûnetin gölgesinde, alın teriyle rızkını kazanırken bile, değerlerinden zerre taviz vermedi. Sıfatı esnaftı; yaptığı iş ise sadece dürüstlüğe ve helal kazanca hizmet etmekti.
İSTANBUL’DA BİR FEDAKÂRLIK OCAĞI
Görev yeri, İstanbul'un Hüseyin Gazi mahallesindeki son duraktı. Burası, babası Cevat ÜNAL'a ait olan elektrik ev aletleri mağazasıydı. Necmettin, sadece patronun oğlu değil, aynı zamanda o dükkânın ruhuydu. O dükkân, emeğin ve aile bağının kutsandığı bir sığınaktı. Orada, kardeşi Naci ile omuz omuza çalışıyor, babasının tecrübesiyle yoğruluyorlardı. Burası, vatan için bir şey yapmanın sadece cephede değil, dükkân tezgâhının başında da mümkün olduğunun ispatıydı.
KARANLIĞIN ÇÖKTÜĞÜ O VURUCU AN
Takvimler 12 Nisan 1980 Cumartesi’yi gösteriyordu. Gün, yorgunluğunu üzerlerinden atmaya hazırlanan İstanbul’un üzerine çökmekteydi. Saatler 18.00’ı vurduğunda, o huzur dolu dükkândaki yaşam, artık bir kahramanlık meydanına dönüşmek üzereydi.
O an, ideolojik nefretin kurşunları, dürüstlüğün ve vicdanın üzerine yürüdü. Devrimci solcu-komünist görüşlü 4 militan, silaha sarılarak o sığınağa baskın düzenledi. Bu, sadece bir esnaf dükkânına yapılan bir saldırı değil, bir ailenin inancına ve duruşuna yapılan bir cüretti.
SON NEFES VE ALINAN CEPHE
Necmettin ÜNAL ve ailesi, bu hain pusu karşısında geri çekilmediler, teslim olmadılar. Onlar, o dükkânın sadece kendilerine ait olmadığını, oranın temsil ettiği değerlerin kalesi olduğunu biliyorlardı. Açılan o kahpe ateş, dükkânın içindeki dört yiğit yüreği hedef aldı. Baba Cevat ÜNAL, Necmettin ÜNAL, kardeşi Naci ÜNAL ve mağazada çalışan işçi, namluların karşısında dimdik durdular.
O anlara dair ayrıntılar, o son direnişin fısıltıları, tarih kayıtlarında belki de eksiktir; ancak bilinen şudur: Necmettin, ailesini ve dükkânını koruma pahasına, geri dönülmez o son adımı attı. Onlar, o karanlık baskında ağır yaralar aldılar. Dört can, vatan ve inanç uğruna aynı çatı altında, aynı destansı kaderi paylaştı.
BİRLİKTE YÜCELEN ŞEHADET
12 Nisan 1980, Necmettin ÜNAL’ın ve adanmış ailesinin sadece bir mağaza kapısında değil, milli şuurun en yüce cephesinde şehit düştüğü gündür. Onlar, hayatlarını namuslu bir yaşam sürmeye adamış dört farklı ruhtu, ancak şehadette birleştiler. O gün, İstanbul, bir esnafın sadece malını değil, milletinin onurunu nasıl savunduğunu gördü.
"Onlar dükkanlarının kapısında değil, istiklal uğruna verilen mücadelenin alnında yara aldılar. 12 Nisan 1980, sadece bir tarih değil, sönmez bir iman fermanıdır."