"Tehditler onu susturamadı, çünkü o, davasını yüreğinde taşıyan, sıradan bir hayatın kalkanını inançla ören bir kahramandı."
DOĞANSEMT’İN ONURLU ESNAFI
Bekir Avcı, sadece bir isim değil, Adana’nın kalbinde, Doğansemt mahallesinde kök salmış, davasına adanmışlığın sembolüydü. Bir tuhafiyeci esnafı olarak, evinin ve dükkanının bulunduğu bu toprakları, ailesi için bir yuva, idealleri için bir kale bilmişti. Evliydi ve omuzlarında taşıdığı yük, sadece dükkanın sorumluluğu değil, üç çocuğunun geleceğe dair umutlarıydı. O, MHP’sine üye bir neferdi; yani sadece yaşamıyor, aynı zamanda memleketinin geleceği için inançla yürüdüğü bir yolculuğu temsil ediyordu.
BİLİNEN SON YOLCULUK
Bir esnaf olarak Bekir Avcı, o karanlık 1980 yılının 01 Ağustos günü, sıradan bir görevi yerine getirmek için evinden ayrıldı: İftarlık almak. Bu, günlük yaşamın en temel, en masum ritüeliydi; ailesinin rızkını ve manevi ihtiyacını temin etmek için çıktığı bir yolculuktu. O, Sebze Haline gitti, alışverişini yaptı ve eve, hayatın sıcaklığına dönmek için yola çıktı. Ancak, geride bıraktığı gölgeler, Bekir Avcı’nın duruşunu hazmedemeyenlerin zulmüydü.
TEHDİTLER KARŞISINDAKİ DİRENİŞ
O, sıradan bir günün sıradan bir alışverişini yaparken, aslında uzun süredir devam eden bir savaşın içindeydi. Zira Bekir Avcı, duruşu yüzünden, defalarca tehdit edilmişti. Bu tehditler, onun geri adım atması için bir uyarı değil, davasına olan bağlılığının bir ispatıydı. O, tehditlere rağmen dükkanını açmaya, ailesiyle yaşamaya ve inandığı değerleri savunmaya devam etti. Hayatın içinde kalmak, Bekir Avcı için en büyük meydan okumaydı. Her gün evden çıkışı, bir cesaret eylemiydi.
PAZARLAR CADDESİ’NDE ŞEHADET
İftarlığı alıp geri dönerken, Adana’nın Pazarlar Caddesi, onun kahramanlık destanının yazıldığı yer oldu.
Hayatın akışının tam ortasında, devrimci solcu-komünist ideolojinin körleştirdiği iki militan tarafından pusuya düşürüldü. Bir dükkan sahibine, bir aile babasına yönelik bu kalleş saldırı, sadece bir cinayet değil, o günkü karanlık dönemin vicdansız yüzüydü.
Bekir Avcı, aldığı ağır yaralarla mücadele etti. O an, Pazarlar Caddesi'nin kalabalığı durdu, ancak onun davasına olan inancı asla durmadı. O, sükûnet ve adanmışlıkla, elindeki rızık torbasıyla birlikte, inanç ve cesaretle geçen bir hayatın son bedelini ödedi. Bekir Avcı, düştüğü o yerde, 01 Ağustos 1980 günü, şehitlik mertebesine erişti. O, sadece hayatını kaybetmedi; Türkiye’nin huzur ve birliği için canını feda eden adsız kahramanlar kervanına katıldı.
"O, ailesi için iftarlık almaya giden bir kahramandı ve ebediyete yürürken, arkasında üç çocuğuna miras bıraktığı tek şey, boyun eğmeyen bir milletin onuruydu."