"Beden kırılabilir ama ruhun yemin ettiği dava asla eğilmez. Onun sessizliği, ihanete karşı atılmış en destansı çığlık oldu."
KİMLİĞİ: ADANMIŞLIĞIN YİRMİ BİR BAHARI
O, sadece bir isim değildi; o, adanmışlığın 21 yıla sığdırılmış yeminli bir öyküsüydü: Ülkücü Şehit Cumali ŞİMŞEK. Doğduğu topraklar Adana’nın sıcakkanlılığını taşıyan, ancak kaderini yazdığı yer Kayseri idi. Yavuzlar Mahallesi’nde ikamet eden, KARSU Tekstil fabrikasının çelik tezgâhlarında alın teriyle ekmeğini kazanan bir emekçiydi. Henüz hayatının baharındaydı, geleceğe dair umutları ve ülküleri, gençliğinin coşkusuyla yanıp tutuşuyordu. O, hayatını mücadelesine adamış, işçi tulumu içinde bir kahramandı.
DİRENİŞİN BAŞLANGICI: 12 EYLÜL KARANLIĞI
Gökyüzünün zifiri bir perde gibi kapandığı o meşum gün, 12 Eylül 1980, Cumali Şimşek için sadece bir tarih değil, bir imtihanın başlangıcıydı. Ülkesinin geleceği için duruş sergileyen her yiğit gibi, o da karanlık bir çağrıya muhatap oldu. Baskının ve zorbalığın pençeleri onu Kayseri’de yakaladı, ancak bedenini zindana atsalar da ruhunu esir alamadılar.
ZALİMLERİN ÇEMBERİNDE BİR KAHRAMAN
Tutuklandığı andan itibaren, Cumali Şimşek insanlığın sınırlarını zorlayan bir zulümle yüzleşti. Günlerce süren işkenceler, her darbeyle ondan bir itiraf, bir vazgeçiş bekledi. O anlar, etin ve kemiğin en ağır sınandığı, ancak iradenin çelikleştiği zamanlardı. İnsanlıktan çıkmış işkenceciler, akıl almaz yöntemlerle onu sindirmeye çalıştılar; ondan, inanmadığı olayları kabul etmesini, davasından dönmesini talep ettiler.
Fakat 21 yaşındaki o genç işçi, tarihe geçecek bir direniş sergiledi. Bedeninin her santimi acıdan kavrulurken dahi, onurundan ve yemininden zerre taviz vermedi. Dudaklarından dökülmeyen tek bir kelime, zalimlerin en büyük yenilgisi oldu. Cumali Şimşek, sessizliğiyle, işkencecilere boyun eğmeyen, satılmayan bir vicdanın ne kadar büyük bir güce sahip olduğunu gösterdi.
SON NEFES, EBEDİ YEMİN
Gördüğü ağır işkenceler, genç vücudunu tüketti. O alçaklar, işkencenin izleri ortaya çıkmasın, suçları belgelenmesin diye, onu hekime gösterme cesaretini dahi gösteremediler. Ölüm fermanı, sadece işkenceden değil, aynı zamanda tedavi edilmeme zulmünden kaynaklandı.
Cumali Şimşek, davasının sırlarını korumak için, kendi vücudunu feda etmeyi seçti. O, sadece bir can vermedi; zulmün üstüne bir ışık yakarak, ihaneti reddetmenin ne demek olduğunu gösterdi. 01 Ağustos 1981 günü, bedeni daha fazla dayanamayarak teslim oldu. O gün Kayseri, sadece bir şehidi değil, zalimlerin kirli tarihine mühür vuran yenilmez bir ruhu kucakladı. Cumali Şimşek, işçi tulumu içinde, 21 yaşında, adı direnişle anılacak bir efsaneye dönüştü.
"Bir işçinin emeği gibi, bir kahramanın yemini de zamana karşı durur; ne unutulur, ne silinir. Cumali Şimşek'in ruhu, o günkü sessizliğiyle ebediyete yükseldi."