"Yirmi dört yıla sığdırılan bir sevdanın bedeli, en yüce makam olan şehadetle ödenmiştir. İbrahim Konya, adını tarihe değil, milletinin kalbine yazanlardandı."
KİMLİĞİ VE İDEALLERE ADANMIŞ GENÇLİK
Anadolu'nun kuzey kıyıları, Giresun'un Bulancak ilçesi, bir destanın başlangıcına şahitlik etti. O, sadece 24 bahar görmüş, ancak gönlüne binlerce yıllık bir mirası sığdırmış bir kahramandı: Şehit İbrahim Konya. Ruhu, henüz çok gençken, Türk-İslam ülküsünün yüce mefkûresine adanmıştı. İdealler uğruna yaşama kararı, onun hayat pusulasını çizdi.
Eğitimine Giresun Öğretmen Okulu’nda başlayan İbrahim Konya, bilgisini ve adanmışlığını daha da derinleştirdi. Trabzon Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi’nden mezun olduğunda, artık sadece bir öğrenci değil, milletinin geleceğini inşa etmeye yemin etmiş bir fikrin neferiydi. O, ilimle irfanı birleştirerek, kuru biyografilerin ötesinde, yaşayan bir davanın bayraktarı oldu.
MİLLİ HAREKETİN KALE DUVARI
Mesleği öğretmenlikti; ancak o, sadece dersliklerde değil, hayatın her alanında bir rehberdi. Öğretmenlik, onun için sadece bir meslek değil, nesillere milli şuuru aktarma yeminiydi. Bu kutsal görevine olan sadakati, onu ülkücü hareketin en ön saflarına taşıdı. İbrahim Konya, sadece inançla hareket etmekle kalmadı, aynı zamanda sorumluluk da aldı; Giresun'da, ÜLKÜ-BİR Bulancak Şubesinin yönetiminde görev alarak, davasının kurumsal gücünü omuzladı. 1980 yılının karanlık ve çetin günlerinde, fikri çatışmaların en keskin olduğu bir dönemde, o bir kale duvarı gibi durdu.
28 TEMMUZ 1980: SON YOLCULUK KARARLILIĞI
Takvimler, 28 Temmuz 1980'i gösteriyordu. O gün, masum bir dinlenme niyetiyle yola çıkmıştı. Sabahın erken saatlerinde, özel otomobiliyle, Talipli köyüne doğru, doğanın sükûnetinde bir piknik yapmak üzere ilerliyordu.
Ancak düşmanın kin ve nefret ateşi, huzurlu bir sabahın üzerine çöktü. Henüz 24 yaşındaki bu idealistin ışığı, karanlığın tahammül edemediği bir ışıktı. Komünist militanlar, pusu kurdukları yolda, bir eğitim gönüllüsünün, bir dava adamının hayatını çalmak için kalleşçe silahlarını ateşlediler. Bu, sadece İbrahim Konya’ya değil, onun temsil ettiği bütün ülküye yapılan alçakça bir saldırıydı.
ŞEHADET ANITI VE EBEDİ ZAFER
Silahlı saldırı neticesinde İbrahim Konya ağır yaralandı. Ancak ruhundaki direnç, bedenindeki acıdan büyüktü. Hızla Giresun Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Doktorlar, kahramanın hayat ipine tutunması için çaresizce mücadele ettiler. Fakat vatanın ve davanın bedelini kanıyla ödeme vakti gelmişti.
Giresun Devlet Hastanesi’nin duvarları arasında, 28 Temmuz 1980 günü, İbrahim Konya, fani dünyadan ebedi âleme yükseldi. O, hayatının en verimli çağında, öğrencilerine ve milletine duyduğu aşkın bedelini en yüce mertebeyle ödedi: Şehit oldu.
Cenazesi, yola çıktığı, uğruna mücadele ettiği topraklara, Bulancak’a taşındı ve orada, inancının mührü olarak toprağa verildi. Onun 24 yıllık ömrü, Türk milletinin hafızasına silinmez bir kahramanlık destanı olarak kazınmıştır.
"İbrahim Konya'nın düştüğü yer, sadece bir yol kenarı değil, milletin vicdanında kurulan ölümsüz bir şehadet makamıdır. 28 Temmuz 1980'de kanıyla yazdığı o son ders, nesiller boyu yankılanacak bir sadakat yemini olarak kalacaktır."