"BAZI RUHLAR, ZİNCİRLERİ REDDEDER. ONLARIN KAÇIŞLARI BİLE, BİR ADANMIŞLIĞIN DESTANIDIR."
KİMLİĞİ VE YÜREĞİNİN YUVASI
Anadolu’nun kadim ve çilekeş coğrafyasından, Ordu ilinin Aybastı ilçesine bağlı Sefalı köyünden yükseldi Nevzat Karayün. Daha yirmi beş baharını bile tamamlayamamış genç bir fidan iken, toprağına, milletine ve davasına olan sevdası, onu İstanbul’un yüksek kapılarına, Ortaköy Eğitim Enstitüsü’ne taşımıştı. O sadece bir öğrenci değildi; o, idealizmi yüreğinde bir kor gibi taşıyan, geleceğe adanmış bir davanın neferiydi. Ancak kader, onun bu masum ve aydınlık yolunu, zorlu bir mücadele ateşine çevirecekti.
EDİRNE’DEN HÜRRİYETE KAÇIŞ
1980 yılının çalkantılı rüzgârları, Nevzat Karayün’ü Edirne Cezaevi’nin soğuk duvarlarına itmişti. Fakat bir kahramanın ruhu, parmaklıkları asla kabul etmez. O, esarete razı gelmeyenlerin cesaretiyle, demir kapılar ardında bile bir fırsatını kolladı. Tarih kitaplarına yazılmayacak o çelik irade anında, tutsaklığı yırtıp atarak özgürlüğüne koştu ve rotasını tekrar doğduğu topraklara, Aybastı’ya çevirdi. Bu dönüş, sadece bir kaçış değil; inandığı değerler uğruna tekrar ayağa kalkma, son nefesine kadar mücadele etme yeminiydi.
DÖNÜŞ VE KARANLIK İHBAR
12 Eylül’ün gölgesinde, Aybastı’nın dağları ve köyleri, Nevzat’ın sığınabileceği en güvenli liman gibiydi. Ancak hainlik, tıpkı rüzgâr gibi her yere sızar. Bir kara fısıltı, bir ihanet gölgesi, onun Aybastı’da olduğunu güvenlik kuvvetlerine ihbar etti. Kahramanın nefes aldığı ev, kısa süre sonra bir kuşatma altına alındı. O an, geri dönüşü olmayan son kavganın başlangıcıydı.
SON YÜRÜYÜŞ VE ŞEHADET
Ne bir geri adım attı, ne de teslimiyetin kolay yolunu seçti. Nevzat Karayün, evi abluka altına alındığında, elinde tuttuğu değerlerin büyüklüğünü kanıtladı. Üzerine yağan kurşun yağmuruna karşı dimdik duran o yiğit, Tokat’ta yazılan alın yazısının son satırını, 26 Temmuz 1986 günü, onurla mühürledi. Savaşın tüm şiddetiyle vurduğu o olay yerinde, omuzlarına aldığı ağır yükü ve büyük idealleri geride bırakarak, şehitlik mertebesine erişti. Cenazesi, doğduğu ve uğruna mücadele ettiği Ordu’daki Sefalı köyünün toprağına, sessizliğin ve kahramanlığın ebedi yurdunda teslim edildi.
"ŞEHADETİ, YİRMİ BEŞ YILLIK BİR ÖMRÜN BİTTİĞİNİ DEĞİL, UĞRUNA ÖLÜNEN BİR DAVANIN ASLA BİTMEYECEĞİNİ HAYKIRAN SON BİR YEMİNDİR."