"Bazı hayatlar kısa sürer; ancak o hayatların bıraktığı iz, bir milletin vicdanına kazınmış sonsuz bir yemindir."
VATANIN YÜREĞİNDEKİ GENÇ NİDA
Gaziantep’in bereketli topraklarında doğdu. Adı Raip Resul Akçay’dı. Henüz hayatının baharında, 22 yaşında olmasına rağmen, omuzlarında büyük bir sorumluluk taşıyordu. Evliydi, geleceğe dair umutları taşıyan iki küçük evlat sahibiydi.
Karşıyaka mahallesinde, alın teriyle esnaflık yapıyor, emlakçılık ve inşaatçılıkla rızkını temin ediyordu. O, sadece işine odaklanmış bir yurttaş değil; aynı zamanda çevresinde sevilen, sayılan ve geniş bir muhite sahip, güvenilir bir duruşun temsilcisiydi. Halk onu tanır, ona güvenir, onun dürüstlüğüne şahitlik ederdi.
İMANLA ÖRÜLMÜŞ BİR ADANMIŞLIK
Raip Resul Akçay, sadece ailesinin değil, mensubu olduğu davanın da yılmaz neferiydi. O yıllar, Türkiye’nin en karanlık, en çetin imtihanlarının yaşandığı yıllardı. O ise, korkaklığın hüküm sürdüğü o dönemde, duruşundan bir an olsun taviz vermedi.
MHP Gaziantep Merkez İlçe yönetiminde görev alarak, idealizmini siyasi bir sancağa dönüştürdü. Bu görev, sadece bir makam değil; ülkü uğruna canını ortaya koyma yeminiydi. O, tehlikenin ortasında, inancını kalbinde taşıyanların sesini temsil etmeyi seçti. O, sadece bir esnaf değildi; o, cephedeki gönül erlerinden biriydi.
26 TEMMUZ 1980: KARANLIĞIN PUSU GÜNÜ
Takvimler, Raip Resul Akçay’ın isminin tarihe kazınacağı o elim günü gösteriyordu: 26 Temmuz 1980. Kaderini çizecek olan o an geldiğinde, her şey sıradan ve huzurluydu. Karşıyaka Mahallesi’nde, Şoförlü Caddesi üzerinde bulunan Yayla Kıraathanesi’nde, ülküdaşlarıyla bir araya gelmiş, davasını ve vatanın geleceğini konuşuyordu.
Ama o dönemde, cesaretin bedeli ağırdı. Hainlik, pusuda bekliyordu.
KAHPE KURŞUN VE SONSUZ EYLEM
Düşmanlar, açık meydan okumaya cesaret edemeyecek kadar alçaktı. O zamanlar Apocular olarak bilinen PKK’lı militanlardan Sait Korkmaz adındaki bir katil, karanlığın yüzü olarak sahneye çıktı.
Dört kişilik bir ölüm timiydi onlar; ikisi gözcülük yapıyor, ikisi ise can almaya odaklanıyordu. Raip Resul Akçay dostlarıyla sohbet ederken, insanlık onurundan nasipsiz katil, elinde 9 mm tabancayla, sinsice arkadan yaklaştı.
Duruşuyla, inancıyla asla eğilmeyen bir yiğit, kahpe bir kurşunla sırtından, ensesinden vuruldu.
DÜŞMEYEN SANCAK VE ŞEHADET
An anlatanlar için hüzün, tarih için bir kahramanlık dersiydi. Raip Resul Akçay, o an, oturduğu yerde, inancından bir milim bile sapmadan şehit oldu.
22 yaşında, iki yetim bırakan bu genç kahraman, dürüstlüğü ve adanmışlığı yüzünden hedef seçildi. Olay yerinde teslim ettiği ruhu, Gaziantep’in sönmeyen meşalesi oldu.
Raip Resul Akçay sadece hayatını kaybetmedi; o, 26 Temmuz 1980'de, geleceğe adanmışlığın ve fedakârlığın onurunu vatanın hafızasına mühürledi.