"Bazı insanlar sadece yaşamaz; onlar, inandıkları davaya kendi ömürlerini mühürler. Subay Çiftçi de, çağlara yayılan o mühürdü."
KÖK SALDIĞI TOPRAK VE İDEALİ
Hatay’ın yiğit ocağı Kırıkhan’da doğdu. Henüz 23 baharını görmüş, fidan boylu bir delikanlıydı. Adı, Subay Çiftçi’ydi. O, sadece bir öğrenci değildi; o, ülkücü hareketin davasına adanmış, yüreğini Genç Ülkücüler Teşkilatına vermiş bir mücadele neferiydi. Kanı kaynayan, enerjisi tükenmez bu genç bozkurt, İzmir Buca Eğitim Enstitüsü sıralarında okurken, aynı zamanda memleket aşkının en çetin cephesinde duruyordu.
ADANMIŞLIĞIN ATEŞTEN İMTİHANI
Subay Çiftçi’nin hayatı, inancının sınandığı zorlu yollarla doluydu. İzmir Buca’da yaşanan bir kavga hadisesinin ardından, suçsuzluğuna rağmen tam 4,5 ay hürriyetinden mahrum bırakıldı. Dört duvar arasında geçen bu süre, onun davasına olan bağlılığını zayıflatmak yerine, demir gibi biledi. Ne vakit ki, suçsuzluğu apaçık anlaşıldı, o zaman karanlığın çemberi kırıldı ve genç nefer tekrar aralarına katıldı.
ÜÇ GÜNLÜK ÖZGÜRLÜK VE SON YOLCULUK
Hapishane kapısının açılmasından sonra, Subay Çiftçi’ye yalnızca üç gün tanındı. Bu üç günlük kısacık soluklanma süresinde, vefa ve kardeşlik onu buldu. Gaziantep Islahiye’den kopup gelmiş, aynı yolda yürüdüğü ülküdaşı Ali Gül, onu ziyarete gelmişti.
İki yiğit, hasretlerini gidermek, omuz omuza olmanın tesellisini yaşamak için Hatay sokaklarında dolaştılar. O anlar, Subay Çiftçi için yeniden kazanılmış hayatın en değerli kareleriydi. Akşam çöktüğünde, Subay Çiftçi, Ali Gül’ü asla yalnız bırakmak istemedi. Kardeşlik yeminini tutar gibi, onun kaldığı otele, o meçhul odaya birlikte çıktılar.
VUSLATIN ÖLÜMSÜZLEŞTİĞİ AN
Oysa düşman, onların kardeşlik bağını, omuz omuza duruşlarını hedef almıştı. Subay Çiftçi’nin cezaevinden çıkışını dahi hesaplayan karanlık eller, Ali Gül’ün kaldığı odaya hain bir saatli bomba yerleştirmişti.
25 Temmuz 1978 günü, Hatay, bir ihanet patlamasıyla sarsıldı. İki ülküdaş, hasret giderdikleri, gelecek güzel günleri fısıldadıkları o odada, alçakça kurulan pusunun ortasında kaldılar. Bomba patladığında, 23 yaşındaki Subay Çiftçi ve Ali Gül, bedenleri parçalanarak, saniyeler içinde şahadet mertebesine yükseldiler. Onlar, en sevdikleriyle yan yana, en yüce ideal uğruna can vererek, kardeşliğin ve adanmışlığın bedelini tarihin kalbine yazdılar.
"Subay Çiftçi, ne bir kavgada yenildi, ne de karanlıkta kayboldu. O, Ali Gül ile birlikte, ebedi bir nöbete çağrılan 25 Temmuz’un ölümsüz kahramanıdır."