"Kimi zaman en büyük kalkan, bir kalemin ucunda saklıdır; en büyük meydan okuma ise bir mektuba sığar."
KİMLİĞİ VE ADANMIŞLIĞIN YUVASI
Bu destansı direnişin adı, Ülkücü Şehit RECEP ŞENEL’dir. Yüreğinin coğrafyası, Fatsa’nın Çatalpınar beldesinde yeşermiştir; doğduğu topraklar, aynı zamanda son nefesini vereceği kutsal topraklardır. O, yalnızca bir Zabıta değildi; o, düzeni koruyan, ailesine sadık (evli ve çocuk sahibi) ve inançlarına adanmış bir vatan evladıydı. 25 Temmuz 1980, onun adını ebediyete yazacağı gündü.
ÇATALPİNAR'IN GÖZETLEYEN VİCDANI
1980 yılının o karanlık günlerinde, Fatsa’ya bağlı Çatalpınar, Devrimci Yol terörünün zehrine karşı direnen bir kale gibiydi. Halkın büyük çoğunluğu bu zulme karşı onurlu bir tepki koyarken, Recep Şenel de bu duruşun öncüsü oldu. O, görevini üniformasından ibaret görmedi; gördü ki, militanlar bulundukları yere dehşeti yaymaya çalışıyordu. Oğlu, eşi ve komşuları için, sessiz kalmak bir ihanet demekti.
KAHRAMANIN SON MEYDAN OKUMASI
Recep Şenel, tehlikenin büyüklüğüne aldırmadan, vatan borcunu ödemeye karar verdi. Gözüpek bir kararlılıkla, bu terörü yayan militanları tek tek kayıt altına aldı ve Ordu Valiliği’ne, bölgenin geleceğini değiştirecek o hayati mektubu yazdı. Bu mektup, sadece bir ihbar değil; bir feda eylemiydi. Kendi canını ortaya koyarak, doğduğu topraklara musallat olan bu karanlık yapılanmayı durdurmak için son direniş hamlesini yapmıştı.
İHANETİN GÖLGESİNDE BİR TUZAK
Ancak kahramanlık, çoğu zaman alçaklıkla kol kola yürür. PTT’de çalışan, karanlık örgütün sempatizanı memur Sefer Sayar, vicdanını örgüte satmış ve bu kutsal mektubun sırrını haince ifşa etmiştir. Bu bilgi, bölgedeki terörün gaddar sorumlusu, Artvin Merkez Oruçlu nüfusuna kayıtlı Kör Namık lakaplı Özgüç Tunçay’a ulaştırıldı. Recep Şenel artık bir hedefti. Özgüç Tunçay’a; Cemal Meydan, Gülin Bayraktar, Bayram Türkmen, Zekeriya İnan ve Ahmet Yeşilduman isimli diğer militanlar yardım etti.
BOLAMAN DERESİ’NDE ZULME DİRENİŞ
Plan kuruldu, pusu atıldı. Ülküdaşımız Recep Şenel, hainler tarafından bir yerde kıstırıldı ve karanlık bir yürüyüşe zorlanarak Bolaman deresi denilen yere getirildi. O, son anında bile eğilmedi, duruşundan taviz vermedi. Cani Özgüç Tunçay, bu vatanseverin ruhunu kırmak için önce akıl almaz işkenceler yaptı. Fakat Recep Şenel’in imanı, onuru ve davası, işkenceye boyun eğmedi. Sonunda, Özgüç Tunçay’ın elinden çıkan tek bir kurşun, bir zabıtayı, bir eşi ve bir babayı; milletin vicdanına şehit olarak mühürledi.
ADANMIŞLIĞIN BÜYÜK ETKİSİ
Şehit edildiği haberi yayıldığında, Çatalpınar ahalisi galeyana geldi. Bir kahramanın bu şekilde alınmasına sessiz kalamazlardı. Halkın öfkesi karşısında acze düşen örgüt muhbiri militanlar, kalabalığa silah doğrultma cüretini gösterdi ve hatta karakol komutanını dahi yaraladılar. Recep Şenel’in düşüşü, yalnızca bir ölüm değil; zulme karşı toplumsal bir isyanın ateşini yakan onurlu bir adımdı. O, bir mektup yazarak başlayan mücadelesini, canıyla taçlandırmış ve milletinin hafızasına silinmez bir iz bırakmıştır.
"O, Bolaman Deresi’nde düşmüş olabilir; ama attığı tek kurşun, bir milletin vicdanına mühürlenmiştir."