"Bazı hayatlar, yıllarıyla değil; bir milletin kalbine düşürdükleri iman ateşiyle ölçülür."
I. MANİSA’NIN ONA EMANET ETTİĞİ YÜREK
Anadolu'nun çetin ve mübarek toprağı Manisa’nın Demirci ilçesinde doğdu. Kökeninde alın terinin ve toprağın sadeliği vardı; çiftçi bir ailenin fidanıydı. Henüz hayatın baharındaydı, sadece 17 yaşındaydı. Lise ikinci sınıfın sıralarında oturması gereken bu genç, sadece ders kitaplarını değil, aynı zamanda memleketinin çilesini de omuzlamıştı. O, bir dönemin kargaşası içinde, geleceğe adanmışlığın sembolü olarak parlayacaktı.
II. BİR ATEŞ ÇEMBERİNDE GÖNÜLLÜ MÜCADELE
Adı Mehmet Çiftçi’ydi. Gençliğin en deli dolu çağında, ideallerinin arkasında dağ gibi duran bir irade gösterdi. Ülkü Ocakları Derneği’nin (ÜOD) çatısı altında yalnızca bir üye değil, Demirci Lisesi’ndeki Ülkücü teşkilatın başkanıydı. Bu, sadece bir unvan değil, her an tehlikeye atılmış bir yemindi.
O, inandığı değerler uğruna bedel ödemekten çekinmedi. Karanlık gölgeler, onun aydınlık yolunu defalarca kesmeye çalıştı. Fiziksel darbeler, tehditler ve hatta bıçak darbeleriyle sınanmıştı. Vücudunda taşıdığı yaralar, onun korkuyu çoktan yendiğinin ve davasından asla vazgeçmeyeceğinin nişanıydı. O, sırtındaki yaralardan güç alarak, her gün yeniden, daha kararlı bir şekilde cepheye yürüyen bir kahramandı.
III. KİRLENEN DUVARLARA İMANLA YAZILAN VEDA
25 Temmuz 1978 sabahı, Manisa’nın üzerinde ağır bir kader perdesi asılıydı. Saatler 11.30’u gösterirken, Mehmet Çiftçi ve yanındaki üç ülküdaşı, PTT caddesindeydiler. Burası, ideolojik savaşın kalemle ve boyayla verildiği bir meydandı.
Şanlı bayrağın birliğine kasteden, ihanet ve bölücülük kokan sloganlar cadde duvarlarına zehir gibi yayılmıştı. Mehmet Çiftçi, bu manevi kirliliğe seyirci kalamazdı. Kalem yerine fırçayı ve bezi eline aldı. O ve yoldaşları, duvarlara kazınmış bu karanlık sözleri büyük bir imanla siliyor, onların yerine bu milletin birliğini, değerlerini ve aşkını simgeleyen kutsal sözleri yazıyorlardı. Bu, genç bir yiğidin, kalemini imanıyla bilediği, cesaretle örülmüş bir eylemdi.
IV. POL-DER GÖLGESİNDEN YÜKSELEN İHANET VE ŞEHADET
Ancak o kader anında, görevini ülkesine hizmetten yana değil, ideolojik kini beslemekten yana seçen bir gölge belirdi. Mehmet, memleketinin duvarlarını temizlerken, bir POL-DER mensubu bekçi tarafından hedef alındı.
Bu, bir çatışma değil, bir idealin infazıydı. Mehmet Çiftçi, henüz 17 yaşındaydı; hayatının ve mücadelesinin en zirvesinde, elinde bez ve yüreğinde vatan sevgisiyle, kurşunlara hedef oldu. Temizlediği caddenin üzerine, adanmışlığın en yüksek bedeli olan kanını döktü.
25 Temmuz 1978, Manisa'da, bir liseli fidanın genç yaşta şehadete yürüdüğü, ancak adını milletin onur defterine altın harflerle yazdırdığı gündü. O, bedeni Manisa toprağında huzura ererken, mücadelesi Anadolu’nun her köşesinde yankılanan ölümsüz bir sese dönüştü.
"O, sadece 17 yıl yaşadı; ama feda ettiği hayat, nesiller boyu sürecek bir destanın ilk satırı oldu."