"Bazı ruhlar vardır ki, vatan toprağının kaderine mühürlenir; onlar düştüğünde gök kubbe sarsılır, ama milletin imanı ebediyen dimdik kalır."
MİLLETİN YÜREĞİNDEN DOĞAN BİR IŞIK
Mahmut Baysal… O, kaderi Şanlıurfa’nın çetin coğrafyasına yazılmış bir kahramandı. Takvimler 1952 yılını gösterdiğinde, Hilvan ilçesi Uluyazı Köyü’nde, altı kardeşin en küçüğü olarak dünyaya geldi. O, yuvanın incisi, ailenin umut kaynağıydı. İlk ve ortaöğrenimini Hilvan’ın sınırlı imkânlarında tamamladı; ancak okul sıralarında edindiği bilgi, onun millete olan adanmışlığının ilk tohumlarını filizlendirdi.
YUVASININ VE DAVASININ MÜTEAHHİTİ
Mahmut Baysal, sadece bir taş ustası değil, aynı zamanda memleketinin geleceğini inşa eden bir ruhtu. O, müteahhitlik yaparak ekmeğini kazanırken, hayatının asıl temellerini ailesi üzerine kurdu. Evliydi ve biri kız olmak üzere üç evlat yetiştiriyordu; onlar onun cennetiydi.
Ancak sadece aile değil, onun hayatını belirleyen bir de çelikten iradeyle bağlı olduğu davası vardı. O, MHP Hilvan İlçe teşkilatının kararlı bir üyesi, Türk milliyetçiliğinin o zorlu yıllardaki yılmaz bir sesiydi. O, siyaseti bir makam arayışı değil, toprağın bekçiliği olarak görüyordu.
BASKILARIN GÖLGESİNDE DİRENİŞ
1970’li yılların karanlık yüzü, Güneydoğu Anadolu’yu tehdit etmeye başladığında, Mahmut Baysal, bölücü terörün (Apocuların/PKK) acımasız baskılarıyla yüzleşmek zorunda kaldı. Bu tehditler öyle şiddetliydi ki, ailesinin güvenliği için kutsal ocağını, Hilvan merkezden alıp Kepirhisar Köyü’ne taşımak zorunda kaldı. Bu bir geri çekilme değil, fırtınanın en şiddetli anında dahi yurdunu terk etmeyen, inancını Kepirhisar’ın toprağına mühürleyen soylu bir direnişin adımıydı. O, bulunduğu her yerde davasının onurunu taşıdı.
24 TEMMUZ 1978: SON ADIM
Tarih, 24 Temmuz 1978'i gösterdiğinde, Mahmut Baysal için yazılmış destan, en trajik sayfasına ulaştı. O gün, kardeşleriyle birlikte Hilvan merkezde, Hilvan Petrol’ün önünde bulunuyordu. Sanki biliyordu; bu coğrafya yiğitlerin kanıyla sulanmadan yeşermeyecekti.
Bölücü terör örgütünün pususu, alçakça ve sinsice kurulmuştu. Karanlık, Mahmut Baysal’ın üzerine çöktüğünde, o tereddüt etmedi. O anın dehşeti, o kurşunların sesi, Mahmut Baysal’ın son nefesini vatan için feda etme kararlılığının kanıtıdır. Silahlar patladı. O, kardeşlerinin önüne bir set çekmişçesine, inancının son kalesini savunuyordu.
DÜŞÜŞ VE EBEDİYET
O an, Mahmut Baysal destansı bir şekilde şehit düştü. Hain ellerin saldırısı onu susturmuştu; ama onun fedakârlığı yankılanmaya başladı. Ağabeyleri yaralanmış, hastaneye kaldırılarak kurtarılmıştı; bu, Mahmut Baysal’ın omuzladığı yükün bir neticesiydi.
Türk Milliyetçisi Ülkücü Şehit Mahmut Baysal, davasına olan sadakatini kanıyla mühürledi. Onun naaşı, baskılardan korunmak için sığındığı, mücadele ruhunun sönmediği yer olan Kepirhisar köyünün kutsal toprağına, ebedi istirahatgâhına tevdi edildi. 26 yaşındaki bu kahraman; eşini, üç evladını ve milletinin bağımsızlık idealini geride bırakarak, 1978 yılının o kor ateş gününde tarihe altın harflerle yazıldı.
"Bazı ölümler, sadece bir son değil; ardında kalanlar için sarsılmaz bir başlangıç, nesilden nesile aktarılacak bir emanet ve milletin hafızasına kazınmış ölümsüz bir kahramanlık dersidir."