" ‘Yiğitler, hayatı kendileri için değil; ardında bıraktıkları vatan toprağı için yaşar. Onların son nefesi, bir davanın ilk yeminidir.’ "
YOZGAT’TAN YÜKSELEN BİR İRADE
Adı, ülkücü mücadelenin destanına altın harflerle yazılmış bir fedakârlığın sembolüydü: İSMAİL TEKTAŞ. Yozgat’ın Sarıkaya İlçesi’ne bağlı Karayakup Kasabası’nda filizlenmiş, Anadolu’nun ruhunu taşıyan bir esnaftı. O, sadece bir bakkal dükkânının sahibi değildi; o, altı fidanına yuva kurmuş, ailesini ve davasını omuzlarında taşıyan bir kahramandı.
İsmail Tektaş, hayatını idealleri uğruna adamış bir erdi. Sadece MHP Sarıkaya İlçe teşkilatının bir üyesi olmakla kalmadı; ülkücü ruhu toprağa kök saldırmak gayesiyle kurulan ÜLKÜ-KÖY (Ülkücü Köylüler Derneği) hareketinin de kurucuları arasında yer aldı. Onun varlığı, hem ticaretin dürüstlüğünü hem de davanın sarsılmazlığını temsil ediyordu.
VATAN YÜKÜ: KORKUSUZLUĞUN YOLCULUĞU
Takvimler 24 Temmuz 1980’i gösterirken, İsmail Tektaş, sadece ekmeğini kazanmak için değil, Anadolu’nun bereketi olan üzümü güvenle taşıma sorumluluğuyla yollara düşmüştü. Yanında arkadaşı Kamil Yılmaz ile birlikte kamyonetlerinin kasasında vatanın ürünlerini, Mersin-Tarsus’a ulaştırmak için çetin bir yolculuğa çıkmışlardı. Bilmiyorlardı ki, bu sıradan görünen ticaret seferi, bir kahramanlık menkıbesine dönüşecekti.
KARANLIĞIN PUSUSU VE O SON DURUŞ
Akşamın alacakaranlığı Tarsus kent çıkışına çöktüğünde, huzur yerini ihanete bıraktı. Ülkenin üzerine kara bir gölge gibi inen solcu komünist militanlar, vatansever duruşundan taviz vermeyen bu yiğitlerin yolunu kesti. Önce taş ve sopalarla saldırdılar; kamyonetin durdurulmasını emreden tehditkâr sesler havayı yırttı.
Ancak İsmail Tektaş, duruşundan vazgeçmedi. Geri adım atmak, baskıya boyun eğmek, onun kitabında yazılı değildi. Tehlikenin tam kalbine doğru kararlılıkla ilerlemeyi seçti. O an, bir bakkal esnafı değil, davasının ve altı çocuğunun geleceğinin bekçisiydi.
24 TEMMUZ 1980: EBEDİ YÜKSELİŞ
Durmama kararı, düşmanın kinini ateşledi. Komünist militanlar, kamyonetin üzerine yaylım ateşi açtı. Kahraman İsmail Tektaş, direksiyon başında vatanın yükünü taşırken, sağ koltuk altına isabet eden alçak bir kurşunla vuruldu. Olay yerinde, yol kenarında şehadet şerbetini içti.
Dostu Kamil Yılmaz bu kahramanlık anına tanık oldu, yaralı bedeniyle Tarsus Devlet Hastanesi’ne kaldırılırken, İsmail Tektaş’ın ruhu sonsuzluğa yürümüştü.
Onun bedeni, doğduğu topraklara, Yozgat-Sarıkaya-Karayakup kasabasına, ebedi istirahatgâhına uğurlandı. İsmail Tektaş, 24 Temmuz 1980 günü sadece canını vermedi; o, bir idealin ne pahasına olursa olsun savunulacağını gösteren, adanmışlığın en yüksek bedelini ödedi.
" ‘Onun adı, yalnızca bir şehadet kaydı değil; altı evladına, esnaf komşularına ve Tarsus yolunda duruşundan vazgeçmeyen her Türk gencine miras bıraktığı ölümsüz bir destandır.’ "