EKİM AYI ŞEHİTLERİ | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MEHMET SALİH DURMAZ 13 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MESUT YERGİN 14 EKİM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ KEMAL ÖZDEMİR 14 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MUSTAFA İŞLER 15 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AHMET TOPAL 16 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HASAN ELALDI 16 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MUSTAFA BARAN 16 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AHMET ALİ ÖZKAN 16 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ BAYRAM BAYRAKTAR 16 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ KEMAL BEŞİKTAŞ 16 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ EROL TÜRKMEN 16 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ TEVFİK SEÇİLMİŞ 17 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HASAN ŞAHİN 17 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MEHMET REMZİ ASLANGÖZ 17 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MİTHAT YAŞAR 17 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ CENGİZ ÖZDEMİR 17 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ BEKİR ÇİFTER 18 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ YILMAZ TAŞKIN 18 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT HALİT AVCI 18 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ŞAHİN EKERBİÇER 18 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ SELAHATTİN FARUK SEVİNÇ 19 EKİM 1976 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ İSMAİL İKİZ 19 EKİM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ERDAL VAHAPOĞLU 19 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ OSMAN AĞAR 19 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HİDAYET SERT 20 EKİM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ YALÇIN BORA 20 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ SEYFİ GÜLER 20 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ABDULKADİR KARAKİMSELİ 20 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ İBRAHİM YARALI 20 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ EROL GOCUK 20 EKİM 1979 | ARSLAN DEMİR 21 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ALİ RIZA BELDÜZ 21 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ERDAL ÇOR 21 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AHMET TEVFİK PAMPAL 22 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ CUMA KARABULUT 22 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HÜSEYİN YAVUZ 22 EKİM 1993 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HİKMET YILDIRIM 23 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ TAMER ÖZDEMİR 24 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT ŞERAFETTİN KARCI 24 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AYHAN İNAL 24 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÖMER ATILGAN 26 EKİM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT MİTHAT BOZKURT 26 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ABDULBAKİ ÖZSİMİTÇİ 26 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT YAŞAR BOSTANCI 26 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HALİL YAVUZ 27 EKİM 1976 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ İRFAN GÜVERCİN 27 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÖMER FARUK ÖZKAN 27 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AZİZ(ABDULAZİZ) KARABAĞ 27 EKİM 1992 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MEHMET YİĞİT 28 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HALİS ÖZTÜRK 28 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MEHMET KURNAZ 29 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MEHMET SALİH GÜÇLÜ 30 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ŞENER KAMİL ÖZTÜRK 30 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HÜSEYİN ÇELİK 31 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİŞÜKRÜ HOŞCAN 31 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MUSTAFA HAYAT 31 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ SEZAİ GÜNDOĞDU 1 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HASAN ALEMLİOĞLU 1 EKİM 1981 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ALAATTİN GÜNDÜZ 2 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AHMET ÇELİK 2 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ CİHAN BUDAK 2 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MEHMET METİN OLGAÇ 3 EKİM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ RECEP HAŞATLI 3 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MUSTAFA HAŞATLI 3 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HÜSNÜ TEPE 3 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ADNAN ÇETİN 3 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ BAYRAM BULUT 4 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ TAHİR FİDAN TEK 4 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HALİL BAYBARS 5 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ SEZAİ GÜNGÖR 5 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AHMET YOLAÇ 5 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HABİB DURMUŞ 5 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ NURETTİN DURMUŞ 5 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MUSTAFA AYDIN 6 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AKIN ATALAY 7 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ KEMALETTİN GÜÇLÜ 7 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ŞERAFETTİN AKBAŞ 7 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ARSLAN BAYSAL 8 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ YUSUF YEKELER 8 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ CEVAT ŞAHİN 8 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MUSTAFA PEHLİVANOĞLU 8 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ KAMİL SUNCAK 9 EKİM 1976 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ALİ ÜREN 10 EKİM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ TAHİR ÖZYAZGAN 10 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ SÜLEYMAN TÜMAY 10 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ KEMAL TAŞÇIOĞLU 11 EKİM 1975 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HASAN SARIKAYA 11 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ TACETTİN KÖSRETAŞ 11 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ CELAL DEMİR 11 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ SELAMİ DURMUŞ 11 EKİM 1981 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ADNAN ÜNVER 11 EKİM 1995 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AHMET PEKTAŞ 11 EKİM 1995 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ZEKİ ŞİRELİ 12 EKİM 1979 | EKİM AYI ŞEHİTLERİ

ÜLKÜCÜ ŞEHİT SADIK AHMET

TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT SADIK AHMET
4 FOTOĞRAF
  • ŞEHİT OLDUĞU TARİH: 24 TEMMUZ 1995
  • ŞEHİT EDİLDİĞİ YER: BELİRTİLMEMİŞ
  • DOĞDUĞU YER: GÜMÜLCİNE-BATI TRAKYA(YUNANİSTAN)
  • MESLEĞİ: TIP DOKTORU/HEKİM-MİLLETVEKİLİ
PAYLAŞ f 𝕏 W

🕊️ RUHUNA FATİHA VE YASİN OKU

Şehidimizin aziz ruhu için aşağıdaki duaları dinleyebilirsiniz.
Başlattığınız an "Okundu" sayısına işlenecektir.

📖
FATİHA SURESİ Şimdiye kadar 0 kişi okudu
📖
YASİN SURESİ Şimdiye kadar 0 kişi okudu
FOTOĞRAF GALERİSİ 3 GÖRSEL
TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT SADIK AHMET TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT SADIK AHMET TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT SADIK AHMET

"Kimlik bir coğrafya değildir; kimlik, uğruna ödenen bedelin ve söylenen son sözün yurdudur."

GÜMÜLCİNE'NİN YÜREĞİ: BATI TRAKYA TÜRKLERİNİN YOLBAŞÇISI

Olgusal kayıtlar onu yalnızca bir isimle anar: ÜLKÜCÜ ŞEHİT SADIK AHMET. Oysa o, Batı Trakya'nın karanlığa gömülmüş dağlarında, milli kimliğin sönmeyen meşalesini taşıyan bir ruh, Türk Milliyetçiliğinin yılmaz Yolbaşçısıydı. Sadık Ahmet, 7 Ocak 1947'de Gümülcine'nin Sirkeli köyünde, çilekeş bir coğrafyanın kaderine doğdu. İlk adımlarını kendi köyünde attıktan sonra, Celal Bayar Lisesi'nde zekâsını ve kararlılığını biledi. Kaderi onu önce Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne, sonra Selanik Üniversitesi'ne taşıdı. 1974 yılında hekim unvanını aldığında, 34 aylık mecburi askerlik görevi ve zorunlu hekimlik hizmeti onu bekliyordu. Ancak bu eğitim, yalnızca bedenleri iyileştirmek için değildi; o, 1984'te cerrah unvanını aldığında, ruhu çoktan halkının yaralarını sarmaya adanmıştı. Batı Trakya'ya geri dönüşü, bir meslek erbabının değil, bir davasının neferinin geri dönüşüydü.

KİMLİĞİN KAMPÜSÜ VE ADANMIŞLIK YEMİNİ

Sadık Ahmet, halkının çektiği acıyı bizzat tecrübe etti. Azınlığın haklarının sistematik olarak gasp edilişini gördü. Yunanistan, Lozan Antlaşması'na sığınarak Batı Trakya Türklerinin milli (etnik) kimliğini hiçe sayıyor, onu sadece dini bir kimliğe indiriyordu. Çiftçilikle ve hayvancılıkla geçinen Türklerin toprakları hoyratça kamulaştırılıyor, insan haklarına aykırı biçimde 1955-1998 yılları arasında uygulanan vatandaşlık yasasının 19. maddesi gereği 46.638 Batı Trakyalı ve On iki Adalı Türk, bir kalemde yurdundan ve kimliğinden ediliyordu. Eğitim kurumlarını kurma ve denetleme hakkının, dini önderi seçme hakkının gasp edilmesi, Sadık Ahmet'in kalbine saplanan birer hançerdi.

İLK DİRENİŞ VE ZİNDANIN SOĞUK NEFESİ

Bir hekim olarak, bu hastalığın tedavisinin sessizlik olmadığını biliyordu. 1985 yılında, Batı Trakya Türklerinin meselelerini uluslararası kamuoyuna duyurmayı amaçlayan büyük bir imza kampanyası başlattı. Bu, basit bir dilekçe değil, teslimiyeti reddeden bir haykırıştı. Tam 15.000 imzaya ulaşan bu kahramanca çaba, 8 Ağustos 1986'da tutuklanmasıyla ödüllendirildi. Ancak zindanlar, onun azmini kıramadı.

O, geri adım atmayan bir erdi. Sadece bir yıl sonra, 25 Eylül'de Selanik'te bulunan İnsan Hakları üyelerinin önüne dikildi ve Türklerin meselelerini anlatan bildirileri dağıtma cesaretini gösterdi. Bu hareketin bedeli ağırdı: 30 ay hapis cezası. Uluslararası baskılar sayesinde bu karar temyiz halinde kalsa bile, Sadık Ahmet çoktan bir bedel ödemiş, Batı Trakya halkının hürriyet davasında ilk kanını akıtmıştı.

MİLLETVEKİLİĞİNDEN ONUR ZİNDANINA

Batı Trakya Türkleri, kahramanlarının cesaretini 18 Haziran 1989 genel seçimlerinde sandığa taşıdılar. Sadık Ahmet, seçilen ilk bağımsız milletvekili oldu. Fakat baskılar, halkın iradesini tanımadı; milletvekilliği kısa süre içinde iptal edildi. Onun için görev, koltuğa oturmak değil, hakikati haykırmaktı.

26 Ocak 1990’da yaptığı bir konuşmada, Batı Trakya Azınlığı ile ilgili olarak, devleti ve makamları rahatsız eden o iki harfi, "Türk" sıfatını kullanmaktan çekinmedi. Bu, sıradan bir söz değil, varoluşsal bir meydan okumaydı. Bu cüretin karşılığı, Selanik Dudullu hapishanesinde geçirilen 2 ay oldu. Hapisten çıktıktan sonra, 8 Nisan 1990’da ikinci kez bağımsız milletvekili olarak seçildi; halkı onu bir kez daha kutsadı.

PARTİ KURULUŞU VE SİYASİ SABOTAJ

Sadık Ahmet, bireysel mücadelenin yetmeyeceğini bilerek, 13 Eylül 1991'de Batı Trakya Türklerini temsil eden ilk siyasi parti olan Dostluk, Eşitlik, Barış (DEB) partisini kurdu ve genel başkanlığını üstlendi. Bu parti, yalnızca bir siyasi yapı değil, kimliklerini kanıtlayan bir mühürdü.

Onun bu siyasi hamlesi, makamları korkuttu. DEB'in meclise girmesi tehlikesi karşısında, 1993 yılında seçim yasası değiştirildi ve partilerin mecliste temsil edilebilmesi için %3 oy alma zorunluluğu getirildi. Bu baraj, nüfusun %1.5-2'sini oluşturan Batı Trakya Türk Azınlığını hedef alan, bir kahramanı susturmak için kurulan siyasi bir tuzaktı. Ancak Sadık Ahmet, bu caydırıcı politikalara rağmen, uluslararası ortamlarda Batı Trakya Türklerinin meselelerini dile getirmeye devam etti. O, siyasi engelleri aşan, vicdanın ve hakikatin sesi olmuştu.

SON YÜRÜYÜŞ VE ARALANMAYAN SİS PERDESİ

Zulme karşı duran her kahraman, er ya da geç, alnında kaderin izini taşır. Sadık Ahmet’in son günü, mücadele ettiği davanın en kritik yıldönümüne denk geldi: 24 Temmuz 1995. Lozan Antlaşmasının 72. yıldönümünde, hayatını şüpheli bir trafik kazasıyla kaybetti.

Bu ölüm, basit bir kaza değildi; bu, bir milletin Yolbaşçısı'na atılan son darbeydi. O, hayatını kaybettiğinde, üzerindeki sis perdesi aralanamadı; tıpkı 46.638 vatandaşın sessizce kayboluşu gibi, onun şehadeti de bir sır perdesinin arkasına gizlendi.

Ama bilinmelidir ki, onun son adımı, bir korku anı değil, davasına duyduğu sarsılmaz sadakatin en yüce tecellisiydi. Sadık Ahmet, hayatını adadığı kimlik mücadelesinin taçlandığı o meçhul anda, kaderine kahramanca yürüdü.

Bugün, Türkiye'de, özellikle Trakya bölgesinde, sayısız okul, yol ve park, onun adını taşımaktadır. O, sadece bir hekim ya da milletvekili olarak değil, halkının var olma hakkını cesaretle savunan, ölüme meydan okuyan bir destan olarak yaşamaktadır.

"Sadık Ahmet, sadece Batı Trakya'nın değil, kimliğini haykırmaktan korkmayan her vicdanın sonsuz milletvekilidir."

← Ana Sayfaya Dön