“Bazı yollar vardır ki, sonu şehadettir. Celal Civan, o yolu bilerek yürüdü.”
KARS: DİRENİŞİN YÜREĞİ
Celal Civan, sadece 1979 yılının değil, ülkücü mücadelenin de kanla yazılmış destanının kahramanlarından biriydi. Doğduğu topraklar, Kars, o yıllarda yalnızca coğrafi bir yer değil, adeta bir direniş kalesiydi. Şehir, devrimci solcu-komünistlerin baskısı altında nefes almaya çalışan, düşman tarafından "kurtarılmış bölge" ilan edilmiş bir zulüm çemberine dönüşmüştü. Kars'ın üzerindeki bu karanlık gölgeye rağmen, bu yiğit ülkücü, boyun eğmeyi reddetti.
YÜKSEK BİR GÖREV VE TEHDİTLERİN GÖLGESİ
O, tehlikenin en yoğun olduğu bu topraklarda, makamların en yükseğini değil, sorumluluğun en ağırını omuzladı: MHP Kars Merkez İlçe Başkanlığı. Bu görev, bir onur nişanıydı; aynı zamanda, her an alınacak bir intikamın hedefi olmak demekti. Celal Civan, bu gerçeğin bilincindeydi. Duruşu, sarsılmaz inancının bir yansımasıydı. Solcuların baskısı ve tehditleri, her gün yüzüne çarpan soğuk bir rüzgâr gibiydi; defalarca hedef gösterilmişti, defalarca uyarılmıştı. Lakin o, bir adım bile geri atmadı. Tehditlerin gölgesi, onun kararlılığını asla bükemedi.
SON HASBIHAL VE ATEŞ ÇEMBERİNE YÜRÜYÜŞ
Takvimler, milletin kaderini değiştiren kara günlerden biri olan 23 Temmuz 1979’u gösteriyordu. O gün, Celal Civan, sıradan bir akşamüstü, davasının yoldaşları ve arkadaşlarıyla bir araya gelmek, yürekten bir hasbıhal etmek üzere Dereboyu mahallesine uğradı. Gönül sohbetini tamamladıktan sonra, ait olduğu eve doğru, Kars’ın ürkek caddelerinde yürümeye başladı.
O yürüyüş, sadece bir eve dönüş değil, tarihe doğru atılan son adımdı. Karanlığın pususu, bu yürüyüş anını bekliyordu. Bir araba, sinsice, alçakça yanına yaklaştı. O araç, vatan düşmanlığıyla bilenmiş dört devrimci solcu-komünist militanın korkaklığıyla doluydu.
ŞEHADETİN MÜHRÜ
Kahramanlık, sadece savaş meydanında süngüyle değil, hainin kurşunu karşısında dik durmakla da yazılır. Celal Civan’a, arabalarının içinden, namertçe ve alçakça ateş açtılar. Kurşunlar havayı delip geçerken, bir ülkücünün kararlılığına, davasına olan sadakatine sıkılmıştı.
Ağır yaralanan Celal Civan, hayatının en çetin mücadelesini verirken hastaneye kaldırıldı. Kanı, Kars topraklarına düşmüştü; o topraklar ki, O’nun ebedi yurduydu. Bedenindeki yaralar derindi, ancak ruhundaki iman ve cesaret sonsuzdu. Yoğun uğraşlara rağmen, Celal Civan kurtarılamadı. O gün, bir ülkücü şehadet mertebesine yükseldi, adını Kars’ın şanlı tarihine altın harflerle kazıdı. Fedakârlığı ve direnişiyle, milletine boyun eğdirilmeyeceğini ilan eden destansı bir miras bıraktı.
“23 Temmuz 1979, Kars semalarında bir yıldızın düştüğü gün değil, davasına adanmış bir ruhun ebediyete intikal ettiği, bir kahramanın mühürlendiği gündür.”