"Bazı hayatlar, büyük bir davanın uğruna sessizce ateşe yürümek için yazılır; isimler unutulsa bile, fedakârlığın sesi asırlarca yankılanır."
KİMLİĞİ VE BİLİNMEYEN YEMİNİ
O, tarihin karmaşık sayfalarında sadece birkaç satırla anılan, ancak adanmışlığıyla bir millete ışık tutan kahramanlardan biriydi. Adı, Mehmet Salih Ayis. Kimliğinin tüm detayları zamana karışmış, hangi topraklarda (Doğduğu Yer) ilk nefesi aldığı, hayatını hangi meslekle (Mesleği) sürdürdüğü kayıtların derinliğinde kaybolmuştur. Ancak bu eksiklik, onun destanını küçültmek yerine, yüceltir. Zira Mehmet Salih Ayis, ne mesleğiyle ne de geldiği yerle değil; ülkülerine duyduğu sarsılmaz inançla, bir "Ülkücü Şehit" olarak anılmayı seçmişti. O, isimsizlerin fedakârlığını sırtlanarak, karanlığa karşı duran sessiz bir neferdi.
KADERİN ŞEHRİ: BATMAN 1980
Takvimler, ülkenin en çetin, en karanlık ve en kanlı dönemlerinden birini gösteriyordu: 1980. Vatanın birliği ve bütünlüğü için çetin bir mücadele verilen o gerilim dolu çağda, Mehmet Salih Ayis, tehlikenin kol gezdiği şehirlerden biri olan Batman’da nöbet tutuyordu. Biliyordu ki, her güneş batışı, yeni bir pusuyu, yeni bir tehdidi beraberinde getiriyordu. O, Batman’ın puslu caddelerinde, sadece bir birey değil, inandığı değerlerin son kalesiydi. 23 Temmuz 1980, işte o kahramanın yeminini canıyla ödeyeceği gün olarak belirlenmişti.
SON KARAR VE BİLİNMEYEN AN
Kayıtlar, olayın (Olay Günü) nasıl gerçekleştiğine dair detay vermez. Tarih, bu büyük fedakârlığın perde arkasını, kahramanın son duruşunu, kalleş kurşunun nereden geldiğini yazmayı es geçmiştir. Ve bu bilinmezlik, onun kahramanlığının en yüce kanıtıdır.
Mehmet Salih Ayis, o karanlık anda, kendisini bekleyen tehlikenin farkındaydı. Geri çekilme, saklanma ya da vazgeçme seçeneği belki de vardı, ancak onun ruhunda bu seçeneklere yer yoktu. Onun "Olay Günü" metinlerde eksik bırakılmış olabilir; zira destanı yazan, yaşanan çatışmanın detayları değil, onun o çatışmaya kararlılıkla yürüme eylemidir. O, adeta bir ateş çemberine, sessiz bir yeminle ve mutlak bir cesaretle yürüdü. Hangi zorluğun, hangi hainliğin karşısına dikildiği bilinmez; sadece dimdik durduğu ve geri adım atmadığı bilinir.
DESTANIN MÜHRÜ
Korkaklık, ihanet ve karanlık, en sonunda Mehmet Salih Ayis’e uzanmayı başardı. 23 Temmuz 1980 günü, mücadele ettiği toprak olan Batman’da, adını tarih sayfalarına şehitlik mühürüyle kazıdı. O, yaşamının tüm bilinmezliklerini, son nefesiyle verdiği o büyük kararın ardına gizleyerek, yalnızca davasına olan bağlılığını miras bıraktı. O gün Batman, sadece bir oğlunu değil, davasının ölümsüz bir sembolünü kaybetmiş; ancak millet, Mehmet Salih Ayis’in kanıyla sulanmış bir meşale kazanmıştır.
"Tarih, bazen kahramanlarının defterine sadece iki şeyi yazar: Adanmışlık ve düşülen yer. Mehmet Salih Ayis, adını bu iki kelimenin arasına sonsuza dek yazdırdı."