“Kısa tutulan bir ömür, uğruna yürünen yolların kadim destanıdır.”
KİMLİĞİ VE YÜKLENDİĞİ MİRAS
Manisa’nın Soma ilçesinden doğan bir yiğit, yirmi üç baharına yeni adım atmış bir fidan: Tacettin Akkaş. Takvimler 1958 yılını gösterdiğinde başladı onun bu topraklardaki hikâyesi. Taş mahallesinde, alın teriyle yoğrulmuş bir hayat süren Tacettin, sadece yaşadığı coğrafyanın değil, mensubu olduğu davanın da sağlam bir direğiydi. Elektrik tesisatçısı olarak eli nasırlıydı; davasına olan bağı da, o nasırlar gibi sağlam ve sarsılmazdı. O, henüz gençliğin en verimli çağında, hayatın sunduğu tüm kişisel hevesleri geri plana iterek, kendisini kutlu bir ülküye adamış bir ruhtu.
GENÇLİK YEMİNİ VE ADANMIŞLIĞI
Vatanî görevini tamamlayıp ocağına henüz yeni dönmüştü. Askerden dönen her genç gibi dinlenmek ve yarım kalan hayatına devam etmek yerine, o kendini derhal mücadelenin tam ortasına attı. Soma Ülkü Yolu Derneği’nin sarsılmaz bir neferiydi. O, bu derneğin sadece bir mensubu değil, o yoldaşlık ruhunun ta kendisiydi. İnanıyordu ki, bu vatana adanmışlık, nefes alıp verilen her anı kutsal bir vazifeye dönüştürürdü. O dönemin karanlık atmosferinde dahi, doğru bildiği yolda yürümekten asla geri durmadı.
RAMAZAN’DA ATILAN KARARLI ADIM
Yıl 1980’di ve ülke zorlu bir imtihandan geçiyordu. Mübarek Ramazan ayının manevi atmosferinde dahi, görev çağrısı kulaklarında çınladı. O, makam veya şöhret peşinde koşan biri değildi; onun tek gayesi yoldaşlarına sadakat göstermekti. Bir ülküdaşının mahkemesi için, kardeşlik yemininin gereğini yerine getirmek üzere Akhisar’a doğru yola çıktı. Bu yolculuk, adaleti arayan, davasına omuz veren bir yiğidin kararlı adımlarıydı. Gönlünde yanan dava ateşiyle yürüdüğü bu yolda, beraberinde iki ülküdaşı daha vardı; üçü bir yürek, bir bilek olmuşlardı.
MUKADDES YOLDA SON NEFES
23 Temmuz 1980. O gün, gençliğin ve adanmışlığın zirvesindeki bu kutlu yolcular, hedefledikleri menzile ulaşamadan, kaderin en ani ve acımasız darbesiyle karşılaştılar. Adalet arayışında olan, kardeşlik görevini yerine getiren bu üç yiğit, geçirdikleri trafik kazası neticesinde şehadet mertebesine yükseldi.
Tacettin Akkaş, çıktığı o mukaddes yolda, dava arkadaşlarıyla birlikte omuz omuza son nefesini verdi. Onların şehadeti, kuru bir biyografi maddesi değil, adanmış bir ömrün, yol uğruna ne büyük bedeller ödeyebileceğinin en keskin ispatıdır. O, vatan ve ülkü sevgisi için attığı adımların sonunu göremese de, attığı o son adım, davanın ebedi yollarında yankılanmaya devam etti.
Tacettin Akkaş’ın naaşı, Manisa’nın Soma ilçesine bağlı Çerkez-Hamidiye köyündeki mezarlığa tevdi edildi. Şimdi o mezarlık, ülküdaşlık yemini uğruna yola çıkıp, yollarda vuslata eren genç bir kahramanın aziz hatırasını korumaktadır.
“Şehadet, yatağında değil, davanın izinde yürüdüğün yollarda gerçekleşen en ulvi vuslattır.”